Gelelim böyle lüks bir mağazada alışveriş yapan insan profiline. Sizi bilmem ama benim çok yabancı olduğum bir dünyaydı, tanışmış oldum.
Bir kere mağaza günün büyük bölümünde boş. Bomboş. Çünkü oradan alışveriş yapacak sosyete insanlar öyle mağaza mağaza gezmeye tenezzül etmiyor bile. Tezgâhtarlar, stilistler belli aralıklarla arıyorlar: &[#]8220;Efendim, böyle böyle ürünler geldi. Kızınızın, oğlunuzun bedenine göre. Şöyle ayakkabılar, böyle elbiseler, beğenirsiniz.&[#]8221; diyip randevulaşıyorlar. Elleri kolları paket dolu evlerine gidiyorlar. Orada bakılıyor, beğenilenler kartla hemen orada ödenip alınıyor. Böylece sosyetik isimlere dolap yapıyorsun. Her müşteriyle belli bir tezgahtar ilgileniyor. Müşteri o isme alışıyor, o yoksa görüşmek bile istemiyor. Hep aynı taksiciyi kullanan daha az sosyetik orta halli insanlar gibi.
Olur da mağazaya gelmeye karar veren, daha mütevazi zenginlerimiz ise özel muamele görüyorlar. Gelmeden önce arıyorlar, uzun siyah bir elbise almaya geleceğim. (Tabi yine alıştıkları tezgahtar ya da stilistin orada olması gerek.) Müşteri gelmeden onun bedeninde ve tarzında uzun siyah elbiseler ve buna uygun aksesuarlar, ayakkabılar hazır ediliyor. Normal kabinlerin haricinde &[#]8216;Personal Shopping &[#]8211; Kişiye Özel Alışveriş&[#]8217; denilen ayrı bir bölüm var. Kabin demek yanlış olur, &[#]8216;küçük ev&[#]8217; diyelim. Büyükçe şık bir &[#]8216;salonu&[#]8217; var, kanepeler, plazma, sehpalar, boy aynaları. Arkadaşların sen kıyafet denerken burada oturup bekleyebiliyor. İçerideki kocaman özel kabinlerde önceden hazırlanmış kıyafetleri deneyip salona çıkabilirsin. Özel küçük mutfağı var, çay kahve şampanya içebilirsin. Özel tuvaleti ve makyaj masası var, internet bağlantısı var. Yani içeri gelip bir iki saatini geçirebilirsin, telefonla konuşursun, maillerini kontrol edersin, televizyon seyredersin, yer içersin. Sakin sakin kıyafet deneyip almaya karar verdiğinde ise tabiî ki diğer müşteriler gibi kasaya gitmezsin. Burada özel bir kasa da var, sadece senin için. Kartını veriyorsun, şak diye çekiliyor. Birkaç bin lira. Pardon, birkaç on bin lira diyecektim. Yüzlere kadar yolu var.
Ha daha normal bir müşteriysen, kendin gezersin, yine şık ama daha normal kabinlerde denersin. Tabiî ki havalısındır, arkandan tezgahtarlarca bol dedikodu yapılır. Çocuğuna aldığın birkaç yüz liralık hırka konuşulur falan. Bundan kaçar yok.
Mağaza görevlilerine gelince: Hepsi takım elbiseli, aşırı şık, hoş insanlar. Çıkıp da bir davete gidiverecekmiş gibiler. Her müşteriye üç görevli falan düşüyor. Mağazada müşteriden çok tezgahtar var. Kibarlıktan kırılıyorlar, bir o kadar da havalılar. Sosyete olmadığına karar verdikleri an bitiyorsun. O kadar havalı davranıp küçük görüyorlar ki, &[#]8216;Aman Tanrım çıkıp hemen pazara falan gitmeliyim, ne işim var burada?&[#]8217; diye düşün diye ellerinden geleni yapıyorlar. Halbuki hepsinin maaşlarını toplasan oradaki bir elbiseyi alamazsın. Bu durumu çözebilmiş değilim.
Biz yaşı küçük mimarlara bu tip şeyler bayağı konuşma konusu oldu. O kadar mağaza yaptık, uğraştık didindik, biraz dedikodu bizim de hakkımız canım.
Ha, bayağı bir merak edip soran oldu, mimar olarak kıyafetlerde indirim aldık mı diye. Hayır, almadık!