Önce haberi okuyalım...

“EnerjiSA Enerji A.Ş. (ENJSA) 2023 yılı 3'üncü çeyrek bilançosunu, 6 Kasım 2023 tarihinde kamuya açıkladı. EnerjiSA, 01.01.2023-30.09.2023 döneminde toplam 12 milyar 930 milyon 885 bin TL net kâr açıkladı. 

2022 yılı ilk 9 aylık dönemde 2 milyar 376 milyon 35 bin TL kâr eden şirketin net karı, önceki 9 aylık döneme göre yüzde 444 artmış oldu. Şirketin 2023 yılı 3'üncü çeyrek döneminde çeyreklik kârı 10 milyar 577 milyon 248 bin TL oldu. EnerjiSA, 2022 yılı 3'üncü çeyrek döneminde bir milyar 200 milyon 723 bin TL çeyreklik kar açıklamıştı.”

Rakamların büyüklüğünü görüyorsunuz, değil mi?

EnerjiSA, bu işten çok büyük para kazanıyor!

2022 yılının ilk 9 aylık döneminde 2 milyar 376 milyon 35 bin TL kâr eden EnerjiSA'nın net karı, önceki yılın 9 aylık dönemine göre yüzde 444 artmış oldu!

EnerjiSA, 01.01.2023-30.09.2023 döneminde toplam 12 milyar 930 milyon 885 bin TL net kâr açıkladı!

Peki, her yağmurda, her fırtınada, her karda biz niye elektriksiz kalıyoruz?

Eleman yok, araç yok!

Çevre illerden personel getir!

Böyle iş olur mu?

Sen, Zonguldak’tan personel al...

Bak, işi bırakıp kaçıyorlar mı?

"Sabancı Holding para kazansın" diye Zonguldak halkı çile çekmeye mecbur mu?

Sabancı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Güler Sabancı...

Zonguldaklının sesine kulak ver.

Bu şehir, bu ülke için 5 bin maden şehidi verdi.

Kurtuluş Savaşı'nda ve cumhuriyet döneminde teröre verdiği şehitleri saymıyoruz.

Ülkemizi aydınlatan bu kenti, karanlıkta bırakmaya hakkınız yok.

Önümüz kış...

Kar var, fırtına var...

İl Özel İdare Müdürlüğü yol açmayınca, elektrik direğine ulaşamıyorsun!

Köyler, günlerce elektriksiz kalıyor!

İş makinesi mi alırsın, araç mı kiralarsın, personel mi alırsın?

Ne yapacaksanız yapın!

Zonguldak’ı, karanlıkta-soğukta bırakmayın.

Ağaçlar dala değiyormuş!

Yok köye ulaşılamıyormuş!

Karlılığınız geçen yıla göre yüzde 444 artar tabi!

Yatırım yapmıyorsunuz!

Personel sayınız az, araç sayınız az!

Aslanlar ve ceylanlar...

Dostoyevski’nin “Ezilenler” adlı kitabında şöyle bir bölüm var...

“Bir aslanı gün boyu takip etseydiniz ve aslanın yaşamak için verdiği mücadeleye tanık olsaydınız, günün sonunda bu aslanın bir ceylan yakalayıp yemesi sizi mutlu ederdi. 

Aynı hikayeyi ceylanı takip ederek başlasaydınız ve ceylanın yaşamak için verdiği mücadeleye tanık olsaydınız, günün sonunda bu ceylanın bir aslan tarafından yenmesi sizde bir öfke uyandırırdı. 

Yani başlangıç noktasını farklı seçersen, aynı olay kişide iki farklı yargı oluşturabilir. Bu yüzden kişinin içindeki adalet duygusu, hangi hikayeyi ne kadar süreyle takip ettiğine bağlıdır… “

Biz gazetecilerin yaptığı tam da bu...

Kimi ceylanı takip ediyor!

Kimi aslanı takip ediyor!

Biz ise, bu şehirdeki aslanları da, kendini aslan sananları da, ceylanları da takip ediyoruz.

Biz, içimizdeki adalet duygusuyla hareket ediyoruz.

O onu demiş, bu bunu demiş, bakmayız...

Kıssadan Hisse: Eyerin sapı...

Kızılderili kıyafetli oyuncu, atıyla gelmiş...

Genç oyuncuyu bileğinden kavrayıp atın üstüne almış...

Kameranın önünden dörtnala geçmişler, sahne bitmiş.

Annesi, oyuncu kızına, atla hızlı gitmenin tehlikeli olup-olmadığını sormuş.

Kız, cevap vermiş:

“Hiç tehlikeli değildi anne... Kızılderili’ye arkasından sarıldım, eyerin sapından sıkıca tuttum...”

Annesinin yüzü sararmış...

“İyi ama kızım, at eyersizdi...” demiş!

Hisse:

Yunan komedyen, fıkra bitince şöyle dedi:

“Milletçe bindiğimiz atın eyersiz olduğunu, sıkıca sarıldığımız şeyin eyerin sapı olmadığını bakalım ne zaman anlayacağız?”