Trendyol 1'inci Lig ekiplerinden Ümraniyespor'un Asbaşkanı Ünal Memiç, altyapıyı eski futbolcu Mesut Özil'e emanet edeceklerini açıklamış!
Ünal Memiç, "Altyapıyla ilgili çok güzel bir gelişme oldu. Biz yönetime seçildiğimizde, Başkanımıza bir telefon geldi. Mesut Özil, bize tahsis edilen araziyi kullanıp altyapı tesisi kurmayı teklif etti. Tabii, Mesut Özil ile yaptığımız toplantıda biz de şunu istedik: 'Sana burada bir yer tahsis etmektense, gel altyapıyı sana verelim. 19 yaş altını tamamen sen organize et ve sen çalıştır.' Bu teklif onun da hoşuna gitti, yani bizden bağımsız araziyi kullanmak yerine bizimle entegre olması onun da hoşuna gitti. Çünkü yetiştirdiği futbolcuları biz oynatabileceğiz ve pazarlamasını yapabileceğiz. Kendisi de 'Biz yetiştirelim, siz oynatın. Siz kazanın. Bizim maddi bir beklentimiz yok” demiş!
Mesela, Zonguldak’tan biri gidip, Mesut Özil ile konuştu mu?
Kendisine bir proje sundu mu?
“Al kulübü, geç başına... Hayallerini gerçekleştir” dedi mi?
Biz, kulüp filan veremeyiz!
“Geç başına” diyemeyiz!
Yahu, adam Devrek’te tesis yapmaya kalktı!
Daha ilk fırsatta adamı dolandırmaya kalktık!
Biri çıkıyor, “Ver 60 milyon!” diyor!
Diğeri çıkıyor, “Al kombine!” diyor!
Aradaki fark; biri büyük istiyor, diğeri küçük istiyor!
Ama ortada bir proje yok!
Güven veren yönetim yok!
Ya ben ne fotoğraflar görüyorum!
Gülmekten ölüyorum!
Eskiden ikinci sınıf isimler vardı!
Şimdi üçüncü sınıf isimler var!
Yönetim kalitesi, lige göre değişiyor demek ki!
Yazıyı bir Zonguldak türküsüyle bitirelim...

Kaptaş'ın altı bayır
Yanıyom cayır cayır
Ana beni evlendir
Hem sevaptır hem hayır

A benim söm söm yavrum
Bi yolcuk öpsem yarim
Öpmeynen bi şey olmaz
Azıcık sevsem yarim

Arpalar dize kadar
Gel yavrum bize kadar
Sana çorap alayım
Topuktan dize kadar

A benim araduğum
Saçını taraduğum
Dün akşam neredeydin
Lambaylan araduğum

Zonguldak’ın sahibi yok!

Pusula, her yıl olduğu gibi bu yıl da Zonguldak sahil bandında açılan yöresel ürün rezaletini gündeme getirdi. 
Haber ve yorumlarımızın ardından Zonguldak İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ekipleri denetim yaptı!
Sonrasını kimse bilmiyor!
Yöresel ürün rezaleti bir ayıp!
Ama denetim yapıp, sonuçlarını kamuoyuna açıklamamak daha büyük bir ayıp!
"Dostlar alışverişte görsün" diye mi denetim yaptınız?
Gerçekten Zonguldak halkının sağlığını düşündüğünüz için mi denetim yaptınız?
O halde sonuçları kamuoyuyla paylaşacaksınız!
Bu yöresel ürün rezaletinde en büyük sorumlu, Zonguldak Belediyesi’dir!
Zonguldak halkının gezip dolaşacağı, nefes alacağı sahil bandını, böyle bir rezalete neden tahsis ediyorsunuz?
Bu işten kimlerin, ne kazancı var?
Birilerinin cebini düşüneceğinize, Zonguldak halkının sağlığını düşünseniz olmaz mı?
Sonra “Zonguldak’ın sahibi yok” deyince kızıyorsunuz!

Trafik polisinin Cuma hutbesi...

Hoca, cuma günü namaza gelirken rahatsızlık geçirdi ve namaza gelemedi. Cemaatte herkes, “Ne yapalım?" diye birbirine bakarken, içlerinden, imam hatip mezunu trafik polisi olan biri kalktı, hutbeye çıktı, malum zikir ve dualardan sonra nasihate başladı:
"Muhterem cemaat,...
Kıymetli Müslümanlar...
Tevbe ruhsatlarınızı yenileyin. 
Takva kemerlerinizi bağlayın. 
Günah hızınızı yavaşlatın. 
Niyet lastiklerinizin havasını kontrol edin. 
Kalp motorunuzu temizleyin. 
Kuran'ın işaretlerine uyun. 
Din yolunda, istikamet şeridinden ayrılmayın. 
Dikkat edin, önünüzde ciddi bir kontrol noktası var. 
Şunu bilin ki, Kiramen Katibin meleklerinin radarından asla kurtulamazsınız. 
Kuralları ihlal ederseniz, ceza faturasını cehennem de ödersiniz." (Alıntı)

Kıssadan Hisse: Kendi çizgini uzat...

Öğretmen, sınıftaki zeki fakat kıskanç öğrenciye, “Niçin arkadaşlarını çekemiyor, onların yaptıklarını bozup, kavga ediyorsun?” diye sordu. Öğrenci, bir süre düşündükten sonra, “Çünkü onların beni geçmelerini istemiyorum” dedi ve ekledi:
“En iyi ben olmalıyım.”
Öğretmen, masasından kalktı, eline bir parça tebeşir aldı ve yere 15 santimetre uzunluğunda bir çizgi çekti, kıskanç öğrenciye bakarak, “Bu çizgiyi nasıl kısaltırsın?” dedi.
Öğrenci, bir süre bu çizgiyi inceleyip, içinde çizgiyi birçok parçaya bölmek de olan birkaç yanıt verdi. Öğretmen, yanıtları kabul etmedi ve yere ilkinden daha uzun bir çizgi çekti. “Şimdi birinci çizgi nasıl görünüyor?” diye sordu. Öğrenci, utana sıkıla, “Daha kısa” diyerek başını öne eğdi. Öğretmen, bu yanıt üzerine öğrencisine unutmaması gereken şu öğüdünü verdi:
“Bilgini ve yeteneklerini artırarak kendi çizgini uzatman, rakibinin çizgisini bölmeye çalışmandan daha iyidir.”

Günün Fıkrası:  Papaz ve Tanrı...

Bir kasaba kilisesinde, papaz cemaate vaaz vermektedir. Ansızın içeri dalan bir kişi, kasabayı sel basmakta olduğunu haber verir. Bütün cemaat hemen kendilerini dışarı atıp kaçar. Sadece papaz, bütün ısrarlara rağmen kiliseyi terk etmeyi reddeder ve Tanrı'nın kendisini koruyacağını söyleyerek kilisede kalır. 
Kısa bir süre sonra sular kiliseye ulaşır, papaz çaresiz çan kulesine çıkar. Sular, çan kulesinin ilk katına yükselirken bir tekne papazı kurtarmaya gelir. Ancak dini bütün papaz, Tanrı'nın kendisini koruyacağını söyleyerek tekneye binmez. Sular yükselir. Papaz ikinci kata çıkmak zorunda kalır. Bir tekne daha gelir, ancak papaz yine Tanrı'nın kendisini koruyacağına inancının tam olduğunu söyleyerek tekneye binmez. Sular iyice yükselir. Papaz artık çan kulesinin en tepesindedir. Bir helikopter yaklaşır. İçindekiler, durumun kötü olduğunu anlatarak, papaza helikoptere gelmesi konusunda ısrar ederler. Papaz, helikoptere binmeyi de reddeder. Bir süre sonra sular iyice yükselir ve papaz boğularak ölür. 
Kendisini ahiretin kapısında melekler karşılar. 
Melek: "Hoş geldiniz, buyurun..."
Papaz: "Cennete girmek istediğimden emin değilim."
Melek: "'Neden?"
Papaz: "Tanrı'ya biraz kırgınım."
Melek: "Ne oldu ki?"
Papaz: "Ben hayatımı ibadet ederek geçirdim, insanlara hep iyilik yaptım, günahtan uzak durdum. Yaşadığım kasabayı sel bastı, herkes kaçtı ama Tanrı'nın beni kurtaracağına inandığımdan ben kaldım. Görüyorsunuz ki, şimdi buradayım.'"
Tam bu sırada yukarıdan Tanrı'nın sesi duyulur:
"Salağa, iki tekne, bir helikopter gönderdik. Kurtarmak için daha ne yapacaktık? Böylesine geri zekalının benim katımda da yeri yoktur."