Sevgili okurlarım,

Milli servetimiz, ses bayrağımız, güzel Türkçemiz konusunda Pusula Dergisi&[#]8217;nde Ağustos/2007&[#]8217;de bir yazı kaleme almıştım. O yazımdan bazı bölümleri yine sizlerle paylaşmak istiyorum. Bu yazı: Zonguldak&[#]8217;ımızın Türkçe üzerine söz sahibi olan &[#]8220;Üstad&[#]8221; Namık Aşçı&[#]8217;nın müsadeleriyle yayınlanmıştır.

TÜRKÇE, ORTAK DEĞERİMİZ

Atalarımızın Türkçesi beni çok duygulandırır. Lütfen sizler de sindire sindire okuyun. Kendinizi Dede Korkut&[#]8217;la Orta Asya&[#]8217;nın bozkırlarında, Yunus Emre&[#]8217;nin Anadolu&[#]8217;sunda bulursunuz. Malazgirt&[#]8217;te Alparslan Gazi&[#]8217;nin ordusuna seslenişini, Fatih&[#]8217;in fetih gecesi secdeye kapanıp Allah&[#]8217;ına dua edişini, padişahlarımızın fermanlarını duyarsınız.

Aman Yarabbi, bize verdiğin zenginliğin hiç farkında değiliz. Lisanımız da öyle. Orta Asya&[#]8217;dan bugüne kelimelerimizin sayısı belki milyonu bulur. Tarihimizde ordularımıza hitap eden kumandanlarımızın emir ve fermanlarındaki haşmet, belagat ne kadar muhteşem!

Mustafa Kemal&[#]8217;in ve İsmet İnönü&[#]8217;nün coşturucu, yönlendirici nutukları, kullandıkları Türkçe, bugünkülerin yanında ne kadar anlamlı ve zengin! Nedense yeni şairimiz yok. Mehmet Akif Ersoy, Yahya Kemal Bayatlı, Necip Fazıl Kısakürek, Nazım Hikmet gibi şiirleri toplumu dalgalandıran ozanlarımız yetişmiyor.

Büyük Zonguldak ilinin Kurucaşile&[#]8217;den tut Alaplı&[#]8217;ya kadar uzanan ilçelerinin tanıtım kitaplarındaki manileri ve bazı nesnelerin isimleri birbirine benzemez. (Elli sene önceyi konuşuyorum) Hatta, köy köy çok değişik lehçemiz ve kelimelerimiz var. Bu durumu Türk Coğrafyası&[#]8217;nda düşünün. Ne demek istediğimi anlarsınız.

Yakın çevremizde; kendi kendini yetiştiren İşçi Yazar Erol Çatma, eski yazı ve Osmanlıca&[#]8217;yı kavrayabildi. Namık Aşçı, dil bilgisi ve sözlük bilgisi zenginliği ile &[#]8220;Üstad&[#]8221; dır. &[#]8220;Şehr-i Muharrir&[#]8221; Harun Ersoy&[#]8217;un anlaşılabilir &[#]8220;akademik&[#]8221; yazılarını çok beğenirim&[#]8230;

Sözü Türkçe&[#]8217;mizin gerçek &[#]8220;usta&[#]8221;larına bırakıyorum.

Sabırla beni okuyabilirseniz; minnettar kalırım, mutluluklar dilerim.

KUTADGU BİLİG

[*] Söz ağızda iken sahibinin esiridir. Ağızdan çıkınca sahibi sözün esiridir.

[*] Allah&[#]8217;a sığın, onun emrine itaat et.

[*] Hangi işe girersen sonunu düşün, yoksa zarar getirebilir.

[*] İnsan nadir değil, insanlık nadirdir. İnsan az değil, doğruluk azdır.

[*] Kimin sana emeği geçerse, sen ona karşılık daha fazlasını yap.

[*] İnen yükselir, yükselen iner. Parlayan söner, yükselen durur.

DEDE KORKUT

Lapa lapa kar yağsa yaza kalmaz. Yapağılı yeşil çimen güze kalmaz. Eski dost düşman olmaz. Kara koç ata kıymayınca yol alınmaz. Kara çelik öz kılıca çalmayınca, yiğit malına kıymayınca adı çıkmaz. Kız anadan görmeyince öğüt almaz. Oğul babanın yerine yetişenidir, iki gözün biridir. Devletli oğul olsa, ocağının korudur.

YUNUS EMRE

(Bana Seni Gerek Seni)

Aşkın aldı benden beni,

Bana seni gerek seni,

Ben yanarım dünü günü,

Bana seni gerek seni.

Aşkın aşıklar öldürür,

Aşk denize daldırır,

Tecelli ile doldurur.

Bana seni gerek seni.

Sofilere sohbet gerek

Ahilere ahret gerek

Mecnunlara Leyla gerek

Bana seni gerek seni

Yunus durur benim adım.

Gün geçtikçe artar odum,

İki cihanda maksudum,

Bana seni gerek seni.

ALPARSLAN GAZİ

(Malazgirt Nutku /1071)

Cuma namazından sonra Sultan Alparslan ordusuna şöyle hitap etti:

- Kumandanlarım, askerlerim! Biz ne kadar az olursak olalım, onlar ne kadar çok olurlarsa olsunlar, daha fazla bekleyemeyiz. Bütün Müslümanların minberlerde bizim için dua ettiği şu saatlerde kendimi düşman üzerine atmak istiyorum. Ya muzaffer olur gayeme ulaşırım, ya şehit olur cennete girerim. Büyük bir inançla söylenen bu heyecanlı sözlere askerler hep bir ağızdan:

- Ey Yüce Sultan! Her zaman senin emrinde ve seninle olacağız, nereye gidersen oraya gideceğiz, diye haykırdılar.

Sultanın üzerinde beyaz bir elbise vardı.

Düşmana hücum etmeden önce son söz olarak askerlerine şunları söyledi:

- İşte şehitlik kefenim, savaş meydanında ölürsem beni bu elbise ile gömersiniz.

MUSTAFA KEMAL PAŞA

(İnönü Zaferi&[#]8217;nden sonra Garp Cephesi Kumandanı İsmet Paşa&[#]8217;ya telgraf)

&[#]8220;Siz orada yalnız düşmanı değil, milletin makus talihini de yendiniz. İstila altındaki bedbaht topraklarımızla beraber bütün vatan, bugün en uzak noktalarına kadar zaferinizi kutluyor. Düşmanın hırs-ı istilası azm ve hamiyetinizin yalçın kayalarına başını çarparak hurdahaş oldu&[#]8221;&[#]8230;

İSMET PAŞA

(Büyük Millet Meclisi Reisi Mustafa Kemal Paşa&[#]8217;ya cevap)

&[#]8220;Zulüm ve istibdat dünyasının en zalimane hücumlarına karşı, yalnız ve şaşkın kalan milletimizin maddi ve manevi bütün kabiliyet ve kuvvetlerini ruhundaki ateşle toplayan ve harekete getiren Büyük Millet Meclisi&[#]8217;nin Reisi Mustafa Kemal Paşa!&[#]8221;

&[#]8220;Kahraman askerlerimiz, zabitlerimiz ve askerlerimizle avcı hatlarında omuz omuza vuruşan Fıkra ve Kolordu Kumandanları namına takdirat ve tebrikatınıza kemali fahr ile arzı şükran ederim.&[#]8221;

MEHMET AKİF ERSOY

(Asımın Nesli)

Şüheda göğdesi, bir baksana, dağlar, taşlar&[#]8230;

O, rüku olmasa, dünyada eğilmez başlar,

Vurulup tertemiz alnından uzanmış yatıyor;

Bir hilal uğruna, ya Rap ne güneşler batıyor!

Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş, asker!

Gökten ecdad inerek öpse o pak alnını değer.

Ne büyüksün ki, kanın kurtarıyor Tevhid&[#]8217;i&[#]8230;

Bedr&[#]8217;in arslanları ancak, bu kadar şanlı idi&[#]8230;

Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın?

&[#]8220;Gömelim gel seni tarihe!&[#]8221; desem sığmazsın

YAHYA KEMAL BAYATLI

(Süleymaniye&[#]8217;de Bayram Sabahı)

Artarak gönlümün aydınlığı her saniyede,

Bir mehabetli sabah oldu Süleymaniye&[#]8217;de

Kendi gök kubbemiz altında bu bayram saati

Dokuz asrında bütün halkı, bütün memleketi

Yer yer aksettiriyor mavileşen manzaradan,

Kalkıyor, tozlu zaman perdesi her an aradan.

Gecenin bitmeye yüz tutuğu andan beridir,

Duyulan gökte kanad, yerde ayak sesidir.

Bir geliş var!...

Ne mübarek, ne garib alem bu!...

NECİP FAZIL KISAKÜREK

(Kaldırımlar)

Kaldırımlar, çilekeş yalnızların annesi,

Kaldırımlar, içimde yaşamış bir insandır.

Kaldırımlar, duyurulur, ses kesilince sesi,

Kaldırımlar, içimde kıvrılan bir lisandır.

Bana düşmez can vermek, yumuşak bir kucakta;

Ben bu kaldırımların emzirdiği çocuğum!

Aman, sabah olmasın, bu karanlık sokakta,

Bu karanlık sokakta bitmesin yolculuğum!

NAZIM HİKMET

(Bu Memleket Bizim)

Dörtnala gelip Uzak Asya&[#]8217;dan

Akdeniz&[#]8217;e bir kısrak başı gibi

uzanan bu memleket bizim.

Bilekler kan içinde,

dişler kenetli,

ayaklar çıplak

ve ipek bir halıya benzeyen toprak,

bu cehennem, bu cennet bizim.

Kapansın el kapıları, bir daha açılmasın,

yok edin insanın insana kulluğunu,

bu davet bizim&[#]8230;

Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür

ve bir orman gibi kardeşçesine,

bu hasret bizim&[#]8230;

DİLAVER CEBECİ

(Dündar Taşer Sagusu)

Aman karlı dağlar ne olur

Ekser Ağam gelende yaralarım ey olur.

Dündar Ağam, çok görestim hardasan,

Eller sanır, bir karanlık gordasan.

Mene göre Tanrı nerde ordasan,

Get Cennet&[#]8217;e Nebileri gör Ağam,

Muhammed&[#]8217;in sağ yanında dur ağam.

&[#]8230;

Dündar Ağam, Ötüken&[#]8217;de toy edek,

Kara kımız göl olanda pay edek.

Beyle yazdım, Türklük bunu tez bilsin,

Türkmen bilsin, Yörük bilsin, Uz bilsin,

Kafkas ilde bala bilsin, kız bilsin,

Dündar Ağam, heç çıhmasın üretken,

Sayasında dertleşirih iraktan

ZONGULDAK YÖRESİ MANİLERİ

Bartın Manisi

Hacali&[#]8217;nin motoru

Zonguldak postasıdır

Şu Bartın&[#]8217;ın kızları

Yorgunluk hastasıdır&[#]8230;

Amasra Manisi

Amasra&[#]8217;nın inciri

Hanımlar örer zinciri

Ne esmerdir ne kumral

Gönlümün güvercini

Kurucaşile Manisi

Sandalımın direği

Al boyalı direği

Oğlanlar geri dursun

Kızlar çeksin küreği