İçişleri Bakanlığı, Ayhan Bora Kaplan organize suç örgütü yöneticilerinden olan ve kırmızı bültenle aranan Serdar Sertçelik'in Macaristan'da yakalandığını bildirdi.
Bu haber, Zonguldak için şöyle olabilirdi:
“Zonguldak’ta işlediği zimmet ve nitelikli dolandırıcılık suçlarından 33 yıl 6 ay hapis cezası bulunan firari sanık Yasin Hamzaçebi, sahte kimlikle yakalandı.”
Neyse ki, biz, Yasin Hamzaçebi’nin İstanbul’da Acarkent’te oturduğu ve siyah son model bir Audi ile gezdiğini yazdık.
Devletimiz işin peşine düştü.
Artık güzel haberi bekliyoruz.
Çünkü Yasin Hamzaçebi gibi birinin 33 yıl 6 ay kesinleşmiş hapis cezasıyla elini-kolunu sallayarak gezmesi; Türk yargısına, Türk polisine, Türk jandarmasına saygısızlıktır, hakarettir.
Türkiye Cumhuriyeti, Yasin Hamzaçebi gibi birini kendisine hakaret ettirir mi?
Biliyoruz ki, devletimizin daha önemli işleri var.
Ama Zonguldak insanı için, adalet için, kolluk güçlerinin onuru için Yasin Hamzaçebi yakalanmalı, Kurban Bayramı öncesinde Beycuma Cezaevi’ne konulmalı.
Zonguldak halkının; Türk adaletine, Türk polisine, Türk jandarmasına olan güveni perçinlenmeli.
Biz; Türk adaletine, Türk polisine ve Türk jandarmasına güveniyoruz.
Heyecanlanıyorum...
Zonguldak Belediyesi hakkında gelen tüm bilgileri okurlarımızla paylaşıyoruz.
“Biraz süre tanısaydınız” diyenler de oluyor!
Biz, haber olan ne varsa yazmaya, kamuoyuyla paylaşmaya, eleştirmeye devam edeceğiz.
Önceki dönem bazı arkadaşlar, belediye haberleri konusunda bize eleştiriler yöneltiyorlardı!
Şimdi sıra bize geçti!
Onlar bir yapmışlarsa, biz iki yapacağız!
Dervişin, dervişin arkasına sırayla geçme geleneğini bozmayacağız!
Şimdilik bizim açımızdan çok keyifli gidiyor.
Zonguldak Belediye Başkanı Tahsin Erdem için gidişatın iyi olmadığı kesin!
Psikolojisi çabuk bozulmuş!
Bunu, Zonguldak Gazeteciler Cemiyeti kongresinde yaptığı konuşmadan net bir şekilde anlayabiliyoruz!
Sıkılmasına gerek yok!
Akşamları Akın Kavi ile gündüzleri Mustafa Özdemir ile vakit geçiren Tahsin Erdem’in sıkılmaya pek bir fırsatı olmaz sanırım!
Ama önümüzdeki dönemde neler olacağını az-çok tahmin edebiliyorum.
Ve gerçekten heyecanlanıyorum.
Müfettiş yer-içer, hesabı öğretmen öder!
Devrek’ten bir emekli eğitimci aradı...
“Eğerci, Dirgine, Yazıcık taraflarına teftişe gelen müfettiş, masa isterdi! Masalar kurulurdu! Yer, içer, eğlenirlerdi! Parayı öğretmenler öderdi” dedi!
Yıl eski olunca, azıcık detay istedim!
Dansöz bile oynattıklarını söyledi!
“Köçek olmasın?” dedim!
“Ben dansöz oynatıldığını biliyorum” dedi!
Eğitimci bilmeyecek de, biz mi bileceğiz?
Devir değişince, kişilikler, karakterler de değişiyor!
Sahnede kıvıran dansözler yerine, makamda kıvıranlar geliyor!
Gerçi, o zaman dansöz oynatan, bugün memur oynatıyor!
Ne demişler!
Müfettiş yer-içer, hesabı öğretmen öder!