Sapça Tüneli'nden geçiyorum.

Tünelin yarısında bir sarsıntı geçirdim.

Önce şarampole yuvarlandığımı sandım.

Kısa sürede kendime gelip sarsıntılar azalınca, "Galiba deprem oldu" dedim.

Meğer, tünelin içi öyle kötü olmuş ki...

Bu tünelin içini biz yazmasak, kimse yapmıyor.

Şimdi yazıyoruz, yarın yama yaparlar.

Böyle bir rezalet olmaz.

Bu tünelin içini adam gibi bir asfalt yapsak, bir daha, bir daha yama yapmasak...

Binlerce insanın bedduasını almasak...

Küfür edip günahlarına ortak olmasak, olmaz mı sayın yetkililer?

Hadi Karayolları ihmalkar...

Kardeşim, bu şehrin milletvekilleri bu tünelden geçmiyor mu?

Diyelim ki, Özcan Ulupınar, epeydir Zonguldak'a gelmedi, tünelden geçmedi!

Ünal Demirtaş ile Faruk Çaturoğlu, Düzce üzerinden Ankara'ya gidiyor!

Ama Hüseyin Özbakır, sürekli bu tüneli kullanıyor.

Şerafettin Turpcu bu tüneli kullanıyor.

Neden hiç tepki göstermiyorlar?

"Bu şehrin en büyük sorunu yol" diyerek milletvekili olan Hüseyin Özbakır...

O tünelden geçerken rahatsız olmuyor musun?

Yolların kötülüğünden biz yolumuzu bulamıyoruz.

Bu milletvekili yolunu nasıl buluyor, merak ediyoruz doğrusu...

TTK'nın kiraları...

Kamu Hastaneleri Birliği Genel Sekreterliği, İl Sağlık Müdürlüğü ve Halk Sağlığı Müdürlüğü'nün kiralarının yüksekliğini, iş yüküne göre orantısızlığını yazdık.

Kilise, Doktorlar, B Tipi, Memurlar Lokali gibi bir sürü tesisinin kirasının da orantısız olduğunu öğrendik.

TTK Genel Müdürlüğü, sözünü ettiğimiz tesislerin metrekaresine göre kirasına bir baksın bakalım.

Bir adalet var mı?

Yoksa adamına göre kira sözleşmesi mi yapılmış?

Biz buraları biliyoruz.

Bilmediğimiz kim bilir kaç yerin kirasında böyle adaletsizlik var.

TTK Genel Müdür Vekili Ercan Gebeş konuyu bir inceletsin.

Buradan çok iş çıkar.

Belki kurumun zararına bir nebze katkısı olur...

Bonzai mücadelesi...

Bonzai kullanımı konusunda başta Zonguldak İl Emniyet Müdürlüğü olmak üzere Valilik ve Bülent Ecevit Üniversitesi'ne çağrı yaptık.

Zonguldak İl Emniyet Müdürlüğü'nün dün itibariyle giriştiği amansız mücadelede sonuç alınmaya başlandı.

Ama asıl çağrımız, Zonguldak Cumhuriyet Başsavcısına...

Kamuoyunda, "Polis bonzai satanları yakalıyor, Adliye bırakıyor" gibi bir algı var.

Kanunlarda boşluk olabilir.

Ancak çocuklarımızın ölümüne neden olan bu zehir tacirlerine mutlaka gereken ceza verilmeli.

Milletvekilleri, Meclise bu konuda kanun teklifi vermeli.

Pusula, bonzai rezaletini gündemden düşürmeyecek.

Bir çocuğun hayatını kurtarsak, o bile yeter.

Haydi Zonguldak...

Nerede bonzaici var, polise ihbar edin.

Bu rezaletle elbirliğiyle mücadele edelim.

Yola yazarım, duvara yazarım...

Sayın Milletvekili... Sana hiç yakışıyor mu?

Sağda-solda, "Onu bitireceğim, batıracağım, iflas ettireceğim" ne demek?

Sana bir şey söyleyeyim. Ben senin gibilerini çok gördüm.

Sana akıl verenlerin de varlıklarını nasıl yitirdiklerini gördüm!

Senin gibi düşünen siyasetçiler, belki batıp gitmediler. Ama çekip gittiler!

Allah bana; sağlık, sıhhat ve ömür verdiği sürece yine burada olacağım ve yine yazacağım!

Ama sen olmayacaksın. Tasını-tarağını toplayıp, çekip gideceksin.

Bugün sana yancılık yapanlarla, yağcılık yapanlarla baş başa kalacağım.

Ben onlara o zaman göstermem gereken şeyi göstereceğim!

Şunu da unutma! Bir gazetecinin yazmasını asla engelleyemezsin.

Yola yazar, duvara yazar, internete yazar. Yeter ki istesin...