CHP Zonguldak İl Başkanı Devrim Dural, Kdz. Ereğli Belediye Meclisi önceki dönem üyelerinden, CHP Eski İlçe Başkanı Şerif Sertan Ocakcı’nın vefatı nedeniyle Kdz. Ereğli Belediyesi önünde düzenlenen törende, Ocakçı için, “Allah gani gani rahmet eylesin, toprağı bol olsun” ifadesini kullandı.
Haber yayınlandıktan sonra konuya duyarlılığı olan bir dostumuz aradı!
“Toprağı bol olsun” ifadesinin Müslüman olmayanlar için kullanıldığını hatırlattı!
Azıcık araştırdım!
Gerçekten de öyle!
Ben de bilmiyordum!
Devrim Dural, bu hatayı bir şey bildiğinden mi yaptı?
Yoksa bilmediğinden mi yaptı?
Biz öğrendiklerimizi yazalım!
“Toprağı bol olsun” ifadesi, Türkçede geleneksel olarak Müslüman olmayan ölüler için kullanılan bir iyi dilek sözüdür!
Hayırla anılsın, ruhu sükûn içinde olsun, mezarında rahat yatsın anlamını taşır!
“Toprağı bol olsun” ifadesi, neden müslüman olmayanlar için kullanılır?
İslam geleneğinde Müslümanlar için, “Allah rahmet eylesin”, “Mekânı cennet olsun”, “Ruhu şad olsun” gibi ifadeler tercih edilir.
“Toprağı bol olsun” ise dini bir dua içermez, daha çok seküler ve kültürel bir temennidir. Bu nedenle:
Gayrimüslimler için, inancı bilinmeyen kişiler için, dini vurgu yapmak istenmeyen durumlarda kullanıla gelmiştir.
Eğer Devrim Dural bile isteye bu hatasında ısrar ederse, biz de kendisi için “Toprağı bol olsun” ifadesini kullanırız!

Can değil, kömür yansın

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Rehberlik ve Teftiş Başkanlığı’na bağlı müfettişler, geçtiğimiz Mayıs ayında Türkiye Taşkömürü Kurumu’na bağlı müesseselerde denetimler yapmış, bu denetimler özellikle maden ocaklarındaki havalandırma sistemi nedeniyle Mayıs ayında üretimi durdurma noktasına getirmişti.
Rehberlik ve Teftiş Başkanlığı, 31 Aralık 2025 tarihinde müfettişlere yazı göndererek yeniden denetim görevi verdi. Müfettişler Türkiye Taşkömürü Kurumu'nun (TTK) Üzülmez, Kozlu ve Karadon Müesseseleri’nde teftişe başladılar.
Geçtiğimiz yıl Mayıs ayında Karadon, Kozlu ve Üzülmez Müessese Müdürlükleri’nde tespit ettikleri eksikleri rapor haline getiren ve üretimin durdurulmasını isteyen müfettişler, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ve Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın müdahalesi ile karşılaşmıştı.
TTK’ya ait madenlerde iş kazalarına ve grizu patlamalarına neden olacak düzeyde eksiklikler tespit eden müfettişlerin 'Ölümcül risk' olarak görüp eksikliklerin tamamlanmasını istediği büyük jeneratör ile pervanelerin alımı için de ihale açıldı.
İnşallah eksikler kısa sürede giderilir!
Madenler işçi sağlığı ve iş güvenliğine uygun hale getirilir.
Sadece kömürün yandığı, insan canının yanmadığı bir çalışma yapılır.

Bu nasıl güzellik?

CHP Zonguldak Milletvekili, Kulak Burun Boğaz Uzmanı Operatör Dr. Eylem Ertuğ Ertuğrul’un Ereğli’de faaliyet gösteren Seçil Toktaş’ın sahibi olduğu Burcu Güzellik Merkezi’nde işlem yaptığını gösteren görüntüleri izlediniz mi?
Haberin yayınlanmasının ardından çok sayıda telefon aldık!
Arayanlar, Burcu Güzellik Merkezi sahibi Seçil Toktaş’ın da merkezde tıbbi işlemler yaptığını iddia ediyorlar!
Sanırım Zonguldak İl Sağlık Müdürlüğü bu konuya bakacaktır!
CHP Zonguldak Milletvekili, Kulak Burun Boğaz Uzmanı Op. Dr. Eylem Ertuğ Ertuğrul’un konu hakkında TBMM’de soru önergesi vermesini bekliyoruz!
Güzellik Merkezlerinde tıbbi işlem nasıl yapılıyormuş öğrenelim!
Herkes görüntüleri Pusula’ya kimin ulaştırdığını merak ediyor!
Yani olaya bakan yok!
İki kişi birlikte olmuş, kadın hamile kalmış!
“Hamile misiniz?” diyoruz!
Alacağımız yanıt, “Evet” ya da “Hayır” olmalı!
“Size kim söyledi?” diyorlar!
Hesap, o hesap!

Ankara’da gruba girmiş!

Ankara’ya gidip gruba giren kişilerin, çıkışta “Bugün gruptaydık” şeklindeki paylaşımlarını siz de görüyorsunuz değil mi?
Ben böyle paylaşım yapan bir kadının gerçekten gruba girdiğini öğrendim!
‘Olamaz’ dedim!
Sonra grupta olduğunu düşündüğüm birini aradım!
‘Böyle bir şey olabilir mi?’ dedim!
‘Benim orada olduğumu size kim söyledi?’ dedi!
Gereksiz bir paylaşımın ucunun nerelere gittiğini gördünüz değil mi?
Yapmayın böyle şeyler!
Sizin nereye girdiğinizin bizim için ne önemi var?
Zonguldak’tan Ankara’ya giden ve gruba giren birileri her zaman oluyor!
Bazıları meclise girmek için gruba gidiyor!
Bazıları ise gruba girmek için meclise gidiyor!

Konu ameleden, birliğe gitti!

Amele Birliği Misafirhanesi ile ilgili bir yazı yazacaktım!
Hatta aradım!
Üyelere 500, üye olmayanlara bin lira gecelik ücret alındığını öğrendim!
Sonra birkaç soru daha sordum!
Haber yapmak niyetiyle aramıştım!
Bilgiler aldım!
Ama konu ameleden, birliğe gitti!
Köşe güme gitti!
Hayırlara vesile olur inşallah!

Kıssadan Hisse: Öküz
Bir kış gecesi yolda kalan adam kenardan kenardan yürümeye başlar.
"Bir araba gelse de binsem" diye düşünürken nihayet karanlıklar içerisinde hayalet gibi yavaş yavaş yaklaşan arabanın iki farını fark eder. Arabanın önünde yavaşlamasıyla birlikte hemen arka kapıyı açar, arabaya biner, kapıyı kapatır ve araba hareket eder. İçeridekilere "Merhaba" demek ister ama; o da ne? Arabada kimse olmadığı gibi, direksiyonda da kimse yok. Birden paniğe kapılır. Korkuyla, hemen arabadan atlayıp, oradan koşarak uzaklaşmak ister ama, korkudan dizleri bağlanmış, hareket edemez hale gelmiştir.
Araba keskin bir viraja doğru yaklaşır. Adam dua etmeye başlar. Tüm günahları için tövbe edip, arabayı durdurması için Rabbine yalvarırken, pencereden bir el uzanır ve direksiyonu kıvırarak arabanın yolda kalmasını sağlar. Bir sonraki dönemeçte yine aynı şey olur, Allah'a yalvarış ve yakarışı artar ve her seferinde de bir el dışarıdan uzanıp, direksiyonu çevirir.
Sonunda kendisini biraz toparlar, ayaklarını kımıldatır. "Ya Allah!." deyip, kendisini arabadan dışarı fırlatır. Birkaç takla attıktan sonra, şarampolde kendisine gelir. Bünyan'a yürüyerek ulaşır ve bir kahvehaneye girer. Üstü başı ıslak ve şok haldedir. Kendisini tanıyanlar hemen sobanın başına alırlar. Eline bir çay verirler.
Bir müddet sonra kendine gelip, sesi titreyerek, başına gelen tabiatüstü ve korkunç olayı anlatır. Olayı dinleyenler inanmak istemeseler de, anlatan kişinin aklı başında ve mesuliyet sahibi biri olduğunu bildiklerinden, herkeste derin bir sessizlik oluşur.
Yaklaşık yarım saat sonra, aynı kahvehaneye Koyun Abdal Köyü'nden iki kişi girer. Bir masaya oturur ve iki bardak çay söylerler. Bu arada, gelenlerden birisi, diğerine bizimkini işaret eder:
-"Ahmet baksana, şu sobanın başında oturan geri zekâlı, bizim araç yolda kalınca, biz arabayı iterken, arabaya binip sonrada arabadan kendini atan öküz değil mi?"