Sel bölgesi Bartın 1998&[#]8217;de yaşanan büyük felaketin ardından planlanan projelerin 2000&[#]8217;den sonra uygulanmaya başlanmasıyla kent merkezinde biraz olsun rahat nefes almıştı.
Bu projeler Tefer I ve II, Kirazlıköprü barajı, altındaki demir aksamı sele sebep olan Asma Köprünün yeniden yapılması ve ilçe ve beldelerdeki dere ve ırmaklarda taşkın koruma çalışmaları yapılmasıydı.
Bir de kent merkezinden geçen ırmağın taranması var tabi ki.
Yapılan çalışmalarla ırmağın, özellikle denize döküldüğü Boğaz mevkiinde, yatağı genişlemiş ve yüksekliği artmıştı.
Uygulanan projeler sayesinde kentin içinden geçen ırmak uzun süre sorun yaratmadı.
Ta ki 2009 Temmuz ayına kadar.
2004&[#]8217;te İnkumu tatil beldesinde, daha sonra 2005&[#]8217;de Ulus ilçesinde sel olurken Bartın&[#]8217;da kent merkezini de içine alacak şekilde yaşanan bir taşkın ve sel olayı (kent merkezi için uzun bir aradan sonra) geçen yılın Temmuz ayında oldu.
Yaşanan her selden sonra olduğu gibi geçen yılın temmuz ayında meydana gelen selden sonra da felaketin sebepleri üzerinde duruldu, çözüm yolları konuşuldu, önlemler belirlendi ve bunları uygulamak için kararlar alındı.
Bartın&[#]8217;ı selden korumak için alınan bu kararlar &[#]8220;Taşkın Koordinasyon Kurulu kararları&[#]8221; olarak kayda geçti.
Tabi Bartın&[#]8217;ın selden korunabilmesi için kararların uygulanması gerekiyordu.
Uygulamanın olmadığını ya da yetersiz kaldığını bazı örneklerle ortaya koyduk.
Bu örneklerden biri Amasra deresiydi.
5 Ekim 2009&[#]8217;da kurulan Bartın Pusula&[#]8217;da Amasra deresinin ıslah edilmesi gerektiği konusunda birçok defa haber yaptık.
İçindeki yabani bitkiler ve ağaçlardan dolayı küçük bir ormana dönüşen, (atılan çöplerde cabası) derenin aşırı yağışlarda taşarak sele sebep olması işten bile değildi.
Sele yaldızlı davetiye çıkaran bu derenin temizlenmesi için daha kaç tane haber yapılması gerekiyordu, yoksa bu iş için sel olması mı gerekiyordu diye merak ederken geçen Perşembe günü çalışmalara başlandığı bildiriliyordu.
Vali İsa Küçük başkanlığında toplanan Taşkın Koordinasyon Kurulu&[#]8217;nun aldığı kararlar arasında il genelindeki bütün derelerin temizlenmesi konusu da vardı.
Kemerköprü&[#]8217;de temizlik yapılarak köprünün altındaki tıkalı gözün açılması da bu kapsamda değerlendiriliyordu.
Ama ne Amasra deresinde ne de Kemerköprü&[#]8217;de daha düne kadar hiçbir icraat yoktu.
Kararların bu yüzden kağıt üzerinde kaldığını yazdık.
Bu yüzden yetkililere eleştirilerimiz oldu.
Haberlerimizde Taşkın Koordinasyon Kurulu kararlarını hatırlattık.
Bu bizim gazetecilik görevimizdi, onu yaptık.
Sonunda Amasra deresinin ıslahına başlandı.
İyi ki bu arada sel olmadı da halkın büyük umutlarla göreve getirdiği Belediye Başkanı Emin Timur, bunun hesabını vermekten kurtulmuş oldu.
Bu arada Amasra deresinden iyi odun çıkar.
Bir taşla iki kuş. Belediye hem dereyi temizleyerek sel önlemi alıyor, hem de buradan çıkacak odunları herhalde fakirlere dağıtacaktır ve bu sayede de hayır duası alacaktır.
22 Temmuz&[#]8217;da Kemerköprü&[#]8217;de çalışmalar başlayınca &[#]8220;Darısı Amasra&[#]8217;nın başına&[#]8221; başlığı ile gelişmeyi manşetimize taşımıştık.
Kemerköprü&[#]8217;deki çalışmada ilginç bir tesadüf eseri bizim &[#]8220;Hani dereler temizlenecekti&[#]8221; başlığı altında kaleme aldığımız ve Taşkın Koordinasyon Kurulu kararlarının uygulanmadığını belirten haberimizin çıktığı gün başladı.
Kurulun aldığı başka kararlar da var.
Darısı bu kararların da başına.
Sel Bartın&[#]8217;ın kaderi olmamalı.
Her iki çalışmanın başlamasında küçük de olsa bir etkimiz, katkımız olduysa ne mutlu bize.
Memleketimden gazetecilik manzaraları (XX)
12 Eylül&[#]8217;deki referandum iktidarla muhalefet arasında tam bir güç gösterisine dönüştü.
Sanırsınız ki genel seçim yapıyoruz.
Öyle bir hava yaratıldı ki millet sanki Anayasayı oylamak için değil de yeni hükümet seçmek için sandık başına gidecek.
Referandum tarihi yaklaştıkça hareketlilik daha da artıyor.
Liderler, bakanlar, üst düzey parti yöneticileri yurt çapında propaganda yapıyor.
Bartın&[#]8217;ı en son MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ziyaret etti.
Bahçeli&[#]8217;nin programı sarktı.
Böyle olunca gazetelerin baskıya girmeleri uzadı.
Ramazanda oruçlu personelini de göz önünde bulundurarak iftara göre hareket etmeye çalışan gazetelerden bazıları Bahçeli&[#]8217;nin esnaf ve belediye ziyaretlerini verip sayfayı bağladı.
Bu gazeteler arasında bizim gazetemiz de var.
Normal şartlarda gazetecilik gereği Bahçeli&[#]8217;nin programını sonuna kadar izleyip, konuşmasını da vermemiz gerekirdi.
Dediğim gibi Ramazanı bahane ederek, konuyu kısa kestik.
İki gazete ise geç saatlere kadar çalışmış, uğraşmış Bahçeli&[#]8217;nin iftar yemeği sonrası yaptığı konuşmayı okurlarına yetiştirmişti.
Bahçeli haberinde gazetecilik yapan bu gazeteleri kutluyor, başarılarının devamını diliyoruz.
Ama gelin görün ki; Ertesi günü belediyeden gelen Bahçeli haberlerini koyanlar arasında bu iki gazete de bulunuyordu.
Bu gazeteler belediyeden gelen haberi kullanarak, bir gün önce yazdıklarını tekrar etmiş oldular.
Milletvekilimiz Sayın Rıza Yalçınkaya&[#]8217;nın maden işçileri arasındaki ücret farklılıklarının giderilmesi konusunda TBMM Başkanlığına sunduğu soru önergesinin muhatabı Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer Dinçer idi.
Nitekim cevabı da önergenin muhatabı olan Bakan Dinçer verdi.
Bir gazete bu cevabı Başbakan Erdoğan&[#]8217;ın verdiğini yazdı.
Bize gelen faksta böyle bir şey yoktu.
Demek ki cevabı Sayın Başbakan verdi sanmışlar.
Karadeniz Bölge Komutanı olan Tuğamirali Albay yapan, Ak Partili İl Genel Meclisi Üyesi Recep Kantarcıoğlu&[#]8217;nu Meclis Başkanı yapan gazetelerimiz hata üstüne hata yapıyor.
Bu örnekler gazeteciliğin çok büyük dikkat isteyen bir meslek olduğunu gösteriyor da artıyor bile.
Özel mesajlar paralı olsun
Yerel gazeteler çok zor şartlar altında çıkıyorlar.
Resmi ilan gelirleri ve piyasadan alınan abone ve reklam gelirleri yeterli olmuyor.
Birçok kişi değirmeni ıkına-sıkına, borç-harç çeviriyor.
Taşıma suyla değirmen ne kadar dönerse bu da o kadar dönecek.
Bu aşamada yapılacak bazı şeyler var.
Abone sayısını artırmak pek bir işe yaramaz.
Gazetelerin reklam gelirleri çok az, asıl bunu artırmak gerekiyor.
Örneğin özel mesajları ücretli yaparak yeni bir kaynak yaratılabilir.
Basın ve medya kuruluşları sadece iki dini bayramda ve yılbaşında yayınlanan mesajlardan para kazanıyor.
Kandil, milli bayram, yaşlılar haftası, özürlüler günü, anneler günü, Tıp Bayramı gibi özel günlerde verilen mesajlara da reklam muamelesi yapıp aslında bunlardan da ücret almak lazım.
Bizde özel gün ve hafta çok.
Böyle günlerde gazetelere mesaj yağıyor.
Bunlardan alınacak ücretler ayakta durmakta zorlanan günlük gazeteler için önemli bir kaynak olur.
Zaten mesajların çoğu internetten indra gandi.
Kendi mesajını kendisi yazan çok az kimse var.
Mesajların fikirleri bedava, bari yayınları paralı olsun.