Bartın eğer tarihi binalarını değerlendirebilmiş olsaydı
turizmini çeşitlendirme, geliştirme ve ilerletme noktasında çok önemli konumda olacaktı.



Tarihi binalar, turizm kenti olmak isteyen Bartın’ın
değerini bilip de değerlendiremediği en önemli değerlerden biridir.



Özellikle kendine özgü ahşap yapılar.



Bir zamanlar 200’den fazla tescilli (koruma altında) tarihi
bina bulunan kentte bugün bu sayı 200’ün altında.



Ev sahiplerinin ilgisizliği, bakımsızlık ve kaderine terk edilmişlik
tarihi binaların sayısını her geçen yıl azaltıyor.



Kimse eski, virane, harabe binayla uğraşmak istemiyor.



Uğraşmaya kalksanız bürokratik işlemi çok.



Eskiden daha çoktu.



Bir çivi çakmak için bile bin dereden su getirtiliyordu.



AK Parti dönemi bu konuda kolaylıkların sağlandığı bir dönem
oldu.



İnsanları tarihi binalarını korumaya teşvik eden
düzenlemeler yapıldı.



Bartın’da bu düzenlemelerden faydalanıp da tarihi binasını
kurtarıp geleceğe taşıyanlar oldu.



Şükrü Sümmeoğlu bunlardan biri.



Demirciler Mahallesi Çeşme Yanı Sokak’ta bulunan üç katlı
ahşap evi yıkılmak üzereyken yaptırdığı restorasyon çalışması ile ayağa
kaldırıp yaşatan Sümmeoğlu, tarihi binayı gelecek nesillere armağan etti.



Bununla da yetinmedi, binayı otele dönüştürerek turizmin
hizmetine sundu.



Halatçıyaması’na çıkan sokağın başında biblo gibi duran bina
güzelliğiyle dikkatleri üzerinde topluyor.



Binayı TOKİ’nin kredi, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın da
hibe desteğiyle restore ettiren Sümmeoğlu, üzerine cebinden yaptığı ilave ile
150 bin liradan fazla harcama yapmış.



Bu paranın 80’i TOKİ kredisi, 30’u bakanlık hibesi.



Kredinin geri ödemesi 10 yıl, 80 bin lira 97 bin olarak geri
verilecek.



Oldukça cazip.



Üstelik işin içinde bakanlığın hibesi de var.



Bu kaynak olmasa kimse restorasyonla uğraşmaz.



TOKİ ve bakanlık aracılığı ile yapılan destek çok önemli.



Bu desteklerden daha çok kişinin yararlanması lazım.



Daha çok kişi yararlansın ki daha çok tarihi bina kültürel
miras olarak geleceğe taşınsın.



Tarihi binalar bulundukları sokaklara değer kazandırıyor.



Bunlar daha çok Bartın için büyük bir kazanç.



Safranbolu ve Beypazarı gibi evlerimizle de adımızdan söz
ettirmeliyiz.



Bartın belki Safranbolu kadar olmaz ama Beypazarı gibi olmak
istiyorsa tarihi evlerini daha fazla tahribat ve kayıp olmadan kapsamlı bir
restorasyona tabi tutmalı.



Zamanında düzgün, planlı, programlı çalışmalar yapılsaydı
bugün bu sorunu konuşuyor olmazdık.



Şükrü Sümmeoğlu, cebinde biraz parası olan TOKİ kredisi ve
bakanlık hibesiyle çok rahat restorasyon yaptırabilir diyor.



Bir tek sigorta primi konusunda bir sıkıntı var.



Tarihi evlerine restorasyon yaptıranlar yapım aşamasında 5
yıldızlı otel yaptıranlardan daha çok sigorta primi ödüyor.



Normalde ödemeniz gereken para diyelim ki 8 bin lira, bu
düzenleme nedeniyle bu para 20 bin lirayı buluyor.



Gördüğünüz gibi meblağ büyük.



Bu konudaki tebliğde dengesizlik var.



Mağduriyetin giderilmesi gerekiyor.



Milletvekilimiz Yılmaz Tunç’un bu sorunla ilgileneceğini ve
girişimde bulunacağını düşünüyoruz.



Tebliğ yeniden düzenlenerek sorun çözülebilir.



Eğer düzeltilirse Bartın’ın tarihi binalarının restorasyonu
için daha çok çalışma yapılmasına vesile olur.



Son zamanlarda ortaya çıkan güzel örnekler tarihi binalar
konusunda umut veriyor.



Restore ettirilen binaların turizm sektöründe faaliyet
göstermesi de ayrıca çok güzel ve takdire şayan bir gelişme.



Bu işe Yusuf Aldatmaz öncüllük etti diyebiliriz.



Aldatmaz, Küp Motel adı altında açtığı pansiyon otelle bir
ilki başlattı.



Küp Motel’de restoran bölümü de bulunuyor.



Bu restoran yöresel yiyeceklerin tanıtılması ve
yaşatılmasına katkı yapıyor.



Küp Motel’i Karakaş Caddesindeki konak takip etti.



Bu konakta da yöresel yemekler ön planda.



Sonra sırayı Sümmeler Konukevi aldı.



Sümmeler Konukevi ile ilgili haberimizi “Bir tarih daha
canlandı” ve “Tarihi binada turizm hizmeti” başlıkları ile Cuma günkü sayımızda
manşetimizden verdik.



Dolayısıyla yapılan işi haklı olarak baş tacı etmiş olduk.



Pusula Gazetesi habere hak ettiği değeri veren bir
gazetedir.



Söylememize gerek yok, bu zaten biliniyor ama biz yine de
bazıları için hatırlatmış olalım.



Son yıllarda restore ettirilen binaların sayısının artması
sevinç ve heyecan yaratıyor.



Faruk Narin’in Kavaklı mevkiindeki Esmer Kuyusu Sokakta
bulunan binası da çok güzel bir örnektir.



Bir güzel örnek de bizim mahallede Sabahat Gülergöz’e ait
evdir.



Bu bina da TOKİ kredisi ve bakanlık desteği ile yapıldı.



Alt sokağımızda restore edilen iki tane daha bina var.



Bizim mahalledeki Karuşağı Konağı bu anlamda çok güzel bir
örnek olurdu.



Ne yazık ki yangına kurban gitti.



Önce sahipleri tarafından kaderine terk edildi.



Son ve öldürücü darbeyi de yangın vurdu.



Bu şekilde kaybettiğimiz tarihi bina çok.



Ayakta zor duran, yıkılmaya yüz tutan ve kurtarılmayı
bekleyen bina da çok.



Bartın’a çok güzel bir tarihi yapı kazandıran ve bu yapıyı
turizme açan Şükrü Sümmeoğlu’na kente yaptığı katkıdan dolayı teşekkür
ediyoruz.



Örnek olsun diyoruz.



Türkçe ziyafeti



Bir hafta önce Ankara’daki ödül törenini yazı konusu
yaptığımız Türkçe Olimpiyatları İstanbul’daki kapanış töreni ile muhteşem bir
final yaptı.



Dünyanın dört bir yanındaki Türk okullarında eğitim gören
öğrencilerin söyledikleri Türkçe şarkılar, okudukları şiirler ve yaptıkları
gösteriler heyecan vericiydi.



Tabi ki aynı zamanda duygu yüklüydü.



Birbirinden güzel şarkılarımızı ve şiirlerimizi yabancı
öğrencilerin ağzından son derece başarılı bir performansla dinlemek insanın
tüylerini diken-diken ediyor.



Birçok ülkeden onlarca öğrencinin bir araya gelerek yaptığı
5’nci mevsim gösterisi de görülmeye değerdi.



Sırası gelip de sahneye çıkan bütün yabancı öğrencilerin
gösterileri, Türkçeleri ve şarkıları çok güzeldi.



Programı Samanyolu Televizyonu’ndan takip ettim.



Aslında canlı izleme olanağımız da olacaktı



Bartın Aktif İşadamları Derneği Genel Sekreteri, Cihan Haber
Ajansı muhabiri arkadaşımız Hasan Önder’in davetine icabet edebilseydim törenin
yapıldığı salonda yaşanan duygusal ortamı orada yaşamış olacaktım.



Gitseydim bir de üzücü olay yaşayacaktım.



Hasan Önder beraberindeki iki gazeteci ve aracın sürücüsü
Zaman Gazetesi temsilcisi Ramazan Yılmaz ile birlikte İstanbul dönüşü Çaycuma
Saltukova’da kaza geçirdi.



Meslektaşlarımız kazayı şans eseri hafif sıyrıklarla atlattılar.



Allah korumuş.



Şarampole yuvarlanan ve kullanılamaz hale gelen otomobilden
sağ salim çıkmalarını başka türlü nasıl izah edebiliriz ki.



İstanbul’a ben de gitmiş olsaydım aynı kazayı yaşamış
olacaktım.



Hasan Önder ve arkadaşlarına geçmiş olsun diyor,
yurtdışındaki Türk okullarında eğitim gören yabancı öğrencilere bize çektikleri
Türkçe ziyafetinden dolayı teşekkürlerimi sunuyor, başarılarının devamını
diliyorum.