Yaşlılar Haftası, Çanakkale Zaferi ve Şehitleri Anma Günü, Ormancılık Günü ve Haftası, Dünya Su Günü, Nevruz, Dünya Meteoroloji Günü, Dünya Verem Günü ve Safranbolu&[#]8217;da düzenlenen havza koruma toplantısı derken hareketli bir hafta geçirdik.
Kutlamasını yaptığımız haftalarda düzenlenen etkinliklerde yapılan konuşmalarda çarpıcı tespitler yapıldı, anlamlı mesajlar verildi.
Hemen her etkinlikte kürsüye çıkarak konuşma yapan Vali İsa Küçük, sözleriyle haftaya damgasını vurdu.
Gelin Vali Bey&[#]8217;in sözlerini birlikte bir kez daha okuyalım.
Üniversitede düzenlenen &[#]8220;Su ve Orman&[#]8221; konulu panelde yaptığı konuşma;
&[#]8220;Topraklarımız işgal edildi. Bu millet yeniden bir araya gelerek işgalcileri kovdu ve topraklarımızı geri aldı.
Eğer topraklarımızı erozyon yoluyla bir kere kaybedersek bir daha asla bu topraklar geri gelmeyecek ve o toprakları yaratamayacağız. Toplum, millet ve vatan açısından düşündüğümüz zaman ormanın böyle önemli ve hayati bir boyutu var. Su olmazsa orman ve hayat olmayacaktır.
Bu havzalardaki ırmak kenarındaki ağaçlar kirlilik anlamında adeta bir dilek ağacı olmuştur. İnsanlar ırmakları kirletmek için neredeyse elinden gelen çabayı göstermektedir. Irmakların kirlenmesini önleyecek tedbirleri geliştirmeliyiz.
Bu kadar büyük orman varlığı olan ve geçmişte büyük tecrübeleri olan Bartın&[#]8217;da orman ve insan ilişkileri açısından bir başarı öyküsü var mıdır?
Geriye dönük baktığımızda ilimizde kurulu olan önemli bir orman sanayi olan Orüs&[#]8217;ün kapandığını, Amasra&[#]8217;da önemli bir iş kolu olarak çarşıya adını veren çekiciliğin bitmek üzere olduğunu ve son günlerde de Yaprak A.Ş&[#]8217;nin faaliyetine son verdiğini düşündüğümüz zaman maalesef bir başarı öykümüzün olduğunu söylememiz de zorlaşıyor&[#]8221;
Batı Karadeniz Kalkınma Birliği (BAKAB) tarafından Çevre ve Kültür Değerlerini Koruma ve Tanıtma Vakfı (ÇEKÜL) öncülüğünde Safranbolu&[#]8217;da düzenlenen toplantıda yaptığı konuşma;
&[#]8220;Safranbolu´da mimariyi geliştirme anlayışı çok etkin bir biçimde yaşatılırken Bartın kendisine özgü ahşap mimari özelliklerini yıkıp fırınlarda yakmıştır. Bu duruma verilecek bir cevap var mı? Yoktur. Yani Safranbolu bu denli korunmuşken Bartın kendini neden yakmıştır? BAKAB, bu soruya cevap bulmak çabasıdır&[#]8221;
Vali Bey, Bartın adına acı konuşmalarla çok önemli tespitler yaptı.
Erozyonla ilgili konuşması da ülkemizin bu konuda içinde bulunduğu durum açısından ayrıca dikkat çekiciydi ve çok önemliydi.
Bartın&[#]8217;da özellikle ırmağın kirletilmesi için çaba harcandığını ve tarihi ahşap evlerin yıkılıp fırınlarda yakıldığını söylemesi çok önemliydi.
Bartın, Safranbolu ve Beypazarı gibi olabilirdi.
Bartın&[#]8217;da 200&[#]8217;den fazla tescilli tarihi yapı vardı.
Bu şimdi 200&[#]8217;den aşağıya düştü.
Dikkat edin tescilli diyorum.
Tescilli demek, koruma altında demek.
Koruma altındaki binalarını koruyamayan, ırmağını değerlendiremeyen Bartın, sadece ırmağıyla ve tarihi evleriyle turist akınına uğrayabilirdi.
Bu fırsatı şu ana kadar değerlendiremedik.
Bundan sonra değerlendirebilir miyiz bilmiyoruz.
Zararın neresinden dönersek kardır.
Odun dışı orman ürünlerini değerlendirmek için kurulan Yaprak A.Ş.&[#]8217;yi ve kereste fabrikalarını kurtaramadık ama ırmağımız ve evlerimiz tamamen elden gitmeden bir şeyler yapmalıyız.
Bartınlılar bu eleştirilerden paylarına düşeni almalıdırlar.
Teşekkürler Rektör Hocam
Gazetecilikte bana göre üzerinde önemle ve öncelikle durulması gereken konuların başında Türkçe gelir.
Bunun aslında bana göresi sana göresi olmamalı.
Gazeteci Türkçe&[#]8217;yi doğru ve düzgün bir şekilde kullanmalı.
Gazetecinin dili, anlatımı, cümleleri düzgün olmalı ki yazdığı anlaşılabilsin.
Çünkü bizler haber satıyoruz, yazı satıyoruz.
Yazımız güzel olmalı ki satabilelim, okutabilelim.
O nedenle gazetecilerin en çok dikkat etmesi gereken konuların başında Türkçe geliyor.
Bu konu ilkeli, tarafsız, doğru ve dürüst gazetecilik kadar önemli.
Haberiniz, anlatımınız, diliniz, imlanız, kompozisyonunuz düzgün, kurallara uygun ve anlaşılabilir değilse kendinizi asla okutamazsınız.
Yerel gazetelerin durumu malum.
Gazetecilik genelde ikinci-üçüncü planda kaldığı için olayın bu tarafının üzerinde pek durulmuyor.
Bartın Pusula ile yerel gazeteciliğin içinde bulunduğu bu durumu değiştirmeye çalışıyoruz.
Şükürler olsun ki emeklerimiz boşa gitmiyor, okunan, beğenilen, ilgi gören, takdir edilen bir gazeteyiz.
Uzun ve devrik cümlelerle okurlarını yoran bir gazete değiliz.
Başka gazetelerde çıkan bayat haberleri kullanan, imlası hatalı, anlatımı bozuk haberlerle ne dediği anlaşılmayan, yerel habere önem vermeyen, dizgisi, baskısı kötü bir gazete de değiliz.
Böyle olmadığımız için rağbet görüyoruz, takdir ediliyoruz.
Son övgümüzü Rektörümüz Sayın Ramazan Kaplan&[#]8217;dan aldık.
Prof. Kaplan gazetemizi arayarak başarılı çalışmalarımızdan dolayı bizi kutladı.
Rektör hocamız gazetemizin haber içeriği, Türkçe&[#]8217;yi özenli kullanması, mizanpajı ve baskısı oldukça başarılı bir gazete olduğunu ve ilgiyle takip ettiğini söyledi.
Sayın Kaplan&[#]8217;ın aynı zamanda edebiyatçı olması gazeteciğin bu yönüne daha dikkatli bakmasına neden oluyor.
Telefonla yaptığımız sohbette üniversitede Ormancılık Haftası dolayısıyla düzenlenen &[#]8220;Orman ve Su&[#]8221; konulu paneli de konuştuk, ormanların ve suyun önemine değindik.
Biliyorsunuz üniversite gibi biz de yeniyiz.
Her yeni kuruluş gibi biz de ilk zamanların zorluklarını yaşıyoruz.
Bu aşamada eksiklerimiz, hatalarımız mutlaka olacak.
Biz mümkün mertebe az hatayla çıkmaya çalışıyoruz.
Gazetemizde her gün 40 civarında haber var.
Bazıları 20 haberde 40 hata yaparken, biz 40 haberde ancak üç beş hataya düşüyoruz.
Bizim meslek çok büyük sorumluluk istiyor.
Bu sorumluluğun bilinci içinde (eski Milletvekilimiz Zeki Çakan&[#]8217;ın deyimiyle kendimizi aldığımız yetkiden çok sorumlu hissederek) arkadaşlarımla birlikte gayretli bir şekilde işimizi en iyi şekilde yapmaya çalışıyoruz.
Ekibimiz de bu konuya duyarlı.
Arkadaşlarım ellerinden geldiği kadarıyla yazıma, imlaya, kompozisyona, üsluba, anlatıma hassasiyet gösteriyorlar.
Mütevazi davranmaya gerek yok.
Bartın şartlarında iyi bir gazete yaptığımızı biliyoruz.
Ama bunu yeterli görmüyoruz.
Her sayıda daha iyi bir gazete yapmaya çalışıyoruz.
Rektörümüzün tebrik ve takdiri bizim için çok önemli.
Bu moral ve teşvikle daha da gayretli olacağız.
Teşekkürler Rektör hocam.