Geçtiğimiz günlerde,

Pusula’da yazılan yazıların,

Ve yazarların,

Zonguldak standartlarının üzerinde olduğunu söylemiştim.

Ali Rıza Tığ’ın dün ki yazısını okudunuz mu?

Yazının hepsini koymayacağım.

Bir bölümü hatırlatmak için tekrar veriyorum.

“Hangi bağda kurt öldü!

Telefonuna gelen ekran görüntüsünü gördüğünde, beyninden vurulmuşa döndü!

“Olamaz, bu kadarını yapamaz” dedi!

Mustafa, Akın’ı aradı!

“Seni çöplükte bekliyorum, çabuk gel” dedi!

Akın, Aydın ve Osman ile birlikte çöplüğe gitti!

Mustafa, çıldırmış gibiydi!

“Sen, bana bunu nasıl yaparsın?” dedi!

Akın, “Hayırdır” filan dedi ama yüzü kireç gibi oldu!

Ne yaptığını anlamaya çalışıyordu!

“Söyle, bu şerefsizliği nasıl yaptın?” dedi!

Aydın ve Osman, anlamsız bir şekilde, “Biz nereye düştük?” diye birbirlerine bakıyorlardı!

Mustafa’nın gözlerinden ateş çıkıyordu!

“İnsan, arkadaşına bunu yapar mı? Sen ne şerefsiz bir adamsın!” dedi!

Bu sözlerin ardından Akın, yaptığı hatayı anladı!

“Vallahi ben aramadım! Ereğli’den geliyorduk! Yolda otostop çekti! Arabaya aldım. Ondan sonra işte...” dedi!

Hemen bir suç ortağı bulmalıydı!

“Hatta yanımda Aydın da vardı!” dedi!

Aydın, ne olduğunu anlamaya çalışıyordu!

Çünkü ne birlikte Ereğli’ye gitmişlerdi!

Ne yolda arabaya birini almışlardı!

Akın, her zaman olduğu gibi yalan söylüyordu!

“Öyle değil mi Aydın?” dedi!

Aydın, ne diyeceğini bilemedi!”.

Bu yazı günlük tüketilen bir köşe yazısı.

İçinde diyalog var.

Bir mana var.

Bu yazı aynı zamanda,

Edebi değeri olan bir yazıdır.

BEÜ Edebiyat Bölümünde,

Ders diye okutulacak nitelikte bir yazı.

Bu yazının biçimi ‘Tanrısal Bakış Açısı’ ile yazılmıştır.

Sanatlı bir yazıdır.

Edebiyatta Tanrısal bakış açısı şöyle açıklanır; Tanrısal anlatıcı, bir öykünün, öyküdeki tüm detayları bilen bir üçüncü şahıs tarafından anlatıldığını belirten bir edebiyat terimidir. Anlatıcı tüm karakterlerin duygu ve düşüncelerini bilen, "tanrı gibi" bir kişidir.

Ali Rıza Tığ şahsının olmadı bir ortamı,

Diyalogları ile yönlendirmeden yazmış.

Tanrı gibi düşünün…

Kullarınız bir takım olaylar yaşıyor.

İzliyorsunuz.

Biliyorsunuz.

Duyuyorsunuz.

Ancak müdahale etmiyor, izliyorsunuz.

Sinemada da bu vardır.

Dün ki yazı,

Ders niteliğinde bir yazıdır.

Köşe yazısı demek kaliteyi düşürür.

Tanrısal bakış açısıyla yazılmış bir öykülemedir.

Biz edebiyatta,

Bir yazı için ‘-mış, -miş’ kullanıldığında,

Buna ‘Ezop Dili’ deriz.

Ezop Masallarından gelir.

Bu yazıda net ifadeler vardır.

Çünkü konuya hakimiyet var.

-mış, -miş yok!

Dedi var.

Oldu var.

Net yani.

Çok keyifli bir yazıydı benim açımdan.

* * * * * * * * *

Ben Citroen Ami yazınca kızıyorlar ama,

Bakın yine önümüze,

Ami çıktı.

Benim Amim değil!

Seçim döneminin,

Meşhur bir Ami’si vardı.

Hatırlıyor musunuz?

Propaganda döneminde,

Tahsin Erdem’in fotoğraflarının giydirildiği Ami,

Seçim döneminin yıldızıydı.

Ami küçük olduğu için,

Büyük araçların giremediği,

Dar sokaklara kadar girmişti.

Ami seçim döneminde çok etkili olmuştu.

Meğer bu Citroen Ami,

CHP Belediye Meclis Üyesi Uğur Tan’ın arabasıymış.

Gizemli Ami’nin gizemi artık çözülmüş oldu.

CHP’li Tan bugün belediye başkanlık makamına vekaleten baktı.

Biliyorsunuz!

Tahsin Erdem’in makam araçlarına alerjisi var.

Uğur Tan,

Citroen Ami’si ile belediyeye gidip,

Makama öyle mi oturdu?

Orasını bilmiyoruz.

Ama bu Citroen Ami,

Winner bir araba olacak ki,

Belediye başkanlığı kazandırdı.

Boşuna demedik, ‘Dünya kadar Jeep’in olacağına fındık kadar Citroen Ami’n’ olsun diye.

Başkanı da kazandı.

Belediye meclis üyesi de kazandı.

Citroen AMİ ile oluyor.

Ama AMİN deyince olmuyor.

Bak ben Ami alacaktım.

Alamadım.

Alsaydım,

Onu yıkama yağlamada yıkayacaktım.

Tertemiz bir AMİ’m olacaktı.

Siyah AMİ’ye baktım.

Onu beğenmedim.

Kırmızı bir AMİ daha gösterişli olurdu.

Pembe seveni de varmış.

Artık herkesin meşrebine göre.

Citroen’in yerinde olsam,

Batuhan Karamalak’a bir AMi hediye ederdim.

Neyse!

AMİ’m olursa,

Kaseti takar,

Şu şarkıyı çalardım;

*

Citoren AMİ’m altmış model

Yokuşları çıkmıyor

Siyasetçi gördükçe

Firenleri tutmuyor

*

A benim sersem AMİ’m

Ne olur sevsem AMİ’m

Söz verdin de gelmedin

Ben sana küstüm AMİ’m.

* * * * * * * 

Zonguldak Belediye Başkanımız Sayın Tahsin Erdem,

Türkiye Belediyeler Birliği encümenin seçilmiş.

Has olmuş!

Ondan önce de,

Zonguldak Belediye Başkanı seçilmişti.

Belediye makamını ise,

Vaatlerini tutamayacağı için,

Ağlama duvarına çevirmişti.

Artık TBB’yi de ağlama duvarına çevirir.

Çıkar ulusal medyaya,

‘Belediyeler birliğinin kasası beklediğimizden kötü çıktı’ der.

Kılını kıpırdatmadan,

Beş sene,

Encümen koltuğunda oturur.

Mesele icraat değil ki!

Mesele koltukta otursun yeter.

Biraz da göz yaşı!