Zonguldak Belediye Başkanı Tahsin Erdem’i eleştiriyoruz ya...
Bize, “Başkana biraz zaman tanıyın” filan diyorlar!
Biz, "Tahsin Erdem, halk ekmek büfeleri ne oldu?” demiyoruz ki...
Biz, “Tahsin Erdem, kent lokantası ne oldu?” demiyoruz ki...
Biz, “Tahsin Erdem, kreş işi ne oldu?” demiyoruz ki..
Biz, "Tahsin Erdem, Gazipaşa Caddesi'ni trafiğe kapatacaktın. Ne oldu?” demiyoruz ki...
Biz, “Tahsin Erdem, yeni dolmuş durakları ne oldu?” demiyoruz ki...
Biz, “Tahsin Erdem, buz pisti yapacaktın, ne oldu?” demiyoruz ki...
Biz, “Tahsin Erdem, kapalı pazar alanı yapacaktın, ne oldu?” demiyoruz ki...
Ne diyoruz biz?
Sahile kaçak büfeyi neden koydun?
Eşin, belediye işlerine ve çalışanlarına neden müdahale ediyor?
Çocuklarının arkadaşlarını neden işe aldın?
Belediye çalışanlarına günlük bin 500 TL sözünü verdin, neden tutmuyorsun?
Belediyeye dava açan Avukat Ali Kahraman’ı neden "danışman" yaptın?
Senin de mükellefin olan Akın Kavi’nin sahibi ve yöneticisi olduğu şirketlerin belediyeye olan yaklaşık 15 milyon lira tutarındaki borcunu neden tahsil etmiyorsun?
Özel halk otobüsü işini iptal ediyorsun! Mükellefin Akın Kavi’nin otobüslerini mi kiralamayı düşünüyorsun?
Makam odandaki, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan fotoğrafını neden perdeliyorsun?
Kapuz Plajı ve Fener Çaybahçesi’ni kime peşkeş çekiyorsun?
Makamında Akın Kavi ile görüşürken, kapıda Mustafa Özdemir’i bu kadar neden bekletiyorsun?
Merkez Çarşısı esnafından 150 milyon lirayı neye göre istiyorsunuz?
Önümüzdeki günlerde Roman vatandaşlar işe alınacak!
Alınmak zorunda!
Söz verdiler!
İşe alınmazlarsa, belediyenin camını-çerçevesini indirirler!
İlla biri, ellerine benzin bidonu verir!
Gelir, belediyenin önüne dökerler!
Karı-kocayı işe almak yanlış!
Zonguldak Belediye Başkanı Tahsin Erdem, çocuklarının arkadaşlarını işe almış!
Karı-koca, seçim döneminde Tahsin Erdem’in sosyal medya işini yapmışlar!
Seçimden sonra da kapağı Zonguldak Belediyesi’ne atmışlar!
Başkanın çocuklarının arkadaşı olunca, Beril-Burak Özdemir çiftine başkanlık katında bir oda veriliyor!
Hani, Zonguldak Belediyesi’nin çok borcu vardı?
Hani "tasarruf" yapılacaktı?
Bu iki elemanın belediyeye aylık maliyeti en az 100 bin lira!
Zonguldak Belediyesi’nin zaten "Basın Bürosu" vardı!
Zaten sosyal medya işi yapılıyordu!
Ne gerek vardı ayda 100 bin lira masraf yapmaya?
Tahsin Erdem’in seçim döneminde kendisine ücretsiz hizmet eden çocuklarının arkadaşı karı-kocayı işe alması, bize göre etik değil!
Biri; bekar, zengin, umutlu!
Diğeri; evli, çocuklu, mutlu!
Zonguldak’ta yeni seçilen bir belediye başkanına çok yakın ekip, acayip işlere girişmişler!
Belediye başkanının akrabası olması nedeniyle kadınların dikkatini çeken bu kişi, gece mesailerine seçim döneminde başlamıştı!
Portföyüne aynı anda iki hukukçuyu alınca, ortalık yangın yerine dönmüş!
Kadınlardan biri; evli, çocuklu, mutlu!
Diğeri; zengin, bekar, gelecekten umutlu!
Başkanın yakını olan çapkın genç, zengin olduğu için bekar olana gönlünü kaptırıp, "evlenir" diye umutlanınca; evli, mutlu, çocuklu kadın çıldırmış!
Bir "hukuku arkadan dolanma" durumu olmuş!
Hukuk, hepimize lazım!
Hukuku böyle 1 +1’lere düşürmemek lazım!
Zonguldak’ta çap gerçekten düştü!
Eskiden bizi siyah renkli, lüks araçlar takip ve taciz ederdi!
Şimdilerde kayyum atanmış şirketlerin üzerinde onlarca icra ve haciz olan yerli marka araçlarıyla takip ediyorlar!
Taciz ediyorlar!
Racon yerlerde sürünüyor!
Zonguldak’ta kendini mafya sananlar, racon kesenler, çok değişik hal ve hareketler sergiliyorlar!
Mafya, taksi durağına geliyor, adamları taksinin kapısını açıyorlar!
Gülmemek elde değil!
Bir başka mafya, 2+1 dairede kirada oturuyor!
Diğer mafyaya kayyum atanmış!
Bir başka mafya, parasızlıktan ot yetiştirmeye başlamış!
Zonguldak'ta çap gerçekten düşmüş!
Zonguldak’ta nitelikli dolandırıcıların bile bir şanı vardı!
Ne günlere kaldık!
Kıssadan Hisse: Erkekler melektir...
Bir gün ormancının biri, dalları nehrin üzerine sarkan ağacın dallarını keserken, baltasını suya düşürür.
"Aman Allah'ım" diye bağırdığında, bir peri belirir ve
"Ne diye bağırıyorsun?" der.
Ormancı, baltasını suya düşürdüğünü ve yaşamını sürdürebilmek için o baltaya ihtiyacı olduğunu söyler.
Peri, suya dalar ve elinde bir altın baltayla tekrar belirir. "Baltan bu muydu?" diye sorar. Ormancı, "Hayır" diye cevaplar.
Peri, suya tekrar dalar ve bu sefer elinde gümüş bir baltayla tekrar belirir ve yine sorar:
"Baltan bu muydu?"
Ormancı, yine "Hayır" diye cevaplar.
Peri, suya tekrar dalar ve bu sefer elinde demir bir baltayla tekrar belirir ve yine sorar:
"Baltan bu muydu?"
Ormancı, "Evet" der.
Ormancının dürüstlüğü, perinin çok hoşuna gider ve baltaların üçünü de kendisine verir. Ormancı, mutlu bir şekilde evine döner.
Bir zaman sonra ormancı, eşiyle birlikte nehir boyunca yürürken, karısının ayağı kayar ve suya düşer. Ormancı, "Aman Allah'ım" diye bağırır. Peri yine belirir ve sorar:
"Ne diye bağırıyorsun?"
Ormancı, "Karım suya düştü" der.
Peri, suya dalar ve Jennifer Lopez’le birlikte geri döner. "Senin karın bu mu?" diye sorar. Ormancı, "Evet" der.
Peri sinirlenmiştir. "Yalan söylüyorsun. Gerçek bu değil" der.
Ormancı, "Özür dilerim peri, ortada bir yanlış anlaşılma söz konusu. Eğer Jennifer Lopez için 'hayır' deseydim, bu sefer Catherine Zeta-Jones ile geri dönecektin. Ona da 'hayır' deseydim, karımla dönecek ve her üçünü de bana verecektin. Ben, fakir bir adamım ve üç kadının sorumluluğunu taşıyabilecek durumda değilim. Jennifer Lopez’e 'evet' dememin sebebi budur" der.
Bu hikayeden alınacak ders:
Ne zaman bir erkek yalan söylüyorsa, bunun iyi ve saygın bir nedeni vardır ve bu başkalarının yararı içindir.