Elmas TV Genel Müdürü Akın Kavi’nin geçmişte sahibi, ortağı ve yöneticisi olduğu şirketlerin Zonguldak Belediyesi’ne 15 milyon liranın üstünde borcu var!
Akın Kavi, çok parası olduğunu yazıyor!
“Benim param, senin çeneni yorar” diyor!
Ama Zonguldak Belediye Başkanı Tahsin Erdem, bu paraları bir türlü tahsil etmiyor!
Mesela, son şirket Atıl İnsan Kaynakları...
Sahibi, Akın Kavi’nin akrabası Turgay Menteşe görünüyor!
Turgay Menteşe, Cumhuriyet Savcılığı’nda verdiği bir ifadede, şirket yetkilisinin kendisi olduğunu ancak sadece evrak üzerinde sorumlu gözüktüğünü, şirketin asıl sahibinin Akın Kavi olduğunu söylüyor!
Durumun böyle olduğunu en iyi Tahsin Erdem biliyor!
Çünkü Akın Kavi’nin sahibi, ortağı ve yöneticisi olduğu şirketlerin defterleri, Tahsin Erdem’in sahibi olduğu muhasebe bürosunca tutuluyor!
Tahsin Erdem, bunlar yetmiyormuş gibi, Akın Kavi’nin sahibi, yöneticisi ve ortağı olduğu şirketler adına Zonguldak Belediyesi’ne dava açan Avukat Ali Kahraman’ı, Zonguldak Belediyesi’ne işe alıyor!
Akın Kavi, Zonguldak Belediyesi’ne olan borçları için üzerine gelmeyen Tahsin Erdem’i inanılmaz seviyor!
Bizim Tahsin Erdem’i eleştirmemizi ekonomik beklentiye bağlıyor!
Benim Zonguldak’ta tanıdığım en cimri adam, Tahsin Erdem’dir!
"Belediye Başkanı" olmadan önce bize ilan vermek istediğinde, “Ali Rıza kardeşim, bizim bütçemiz sana yetmez ama...” ile başlayan cümleler kurardı!
“Biriksin, öyle alırım” der, konuyu kapatırdım!
Tahsin Erdem’den kimse para alamaz!
Tahsin Erdem, kimseye para vermez!
Olsa da veremez!
İstese de veremez!
Bu nedenle bizim Tahsin Erdem’den ekonomik bir beklenti içinde olmamız düşünülemez.
Ama bahçeni hafriyat döküm alanı gibi kullanmana izin verebilir!
Sen de oradan yolunu bulabilirsin!
Göreve geldiği 150 gündür “Para yok” diye ağlayan Tahsin Erdem’in, 15 milyon liradan fazla alacağı olan Akın Kavi’den bu alacağı neden tahsil etmez?
Mesela, Ketenci’yi 69’a getirip, 66’ya bağlamak istediler!
Belediye, o arsayı Akın Kavi’den alsın, borcu kapatsın!
Ama Tahsin Erdem, Akın Kavi’den belediyenin 15 milyon lirasını isteyemez!
Bunun nedenlerini önümüzdeki dönemde hep birlikte irdeleyeceğiz.
Not: Akın Kavi’nin yazdığı rezil yazı için mahkeme erişim engeli kararı verdi. Ayrıca suç duyurusunda bulunduk. Kendi adına bankada hesap açamayan, adına kayıtlı bir telefon numarası alamayan, eşinin altında çalışan biri, bize neler söylüyor?
'O..... çocuğu' ile 'O.....nun çocuğu' arasındaki büyük fark!
Erkeklerin cinsel zevklerine para karşılığı hizmet eden ve bu işi meslek edinen kadınların çocuklarını yazıyoruz!
İlla babasının belli olmaması gerekli değil!
Eğer anne, çocuk doğduktan sonra bu sektöre girmiş ise, o çocuk bu ünvanı kazanabilir!
“O….. çocuğu” ile “O.....nun çocuğu” arasında da çok büyük fark var!
"O….. çocuğu"nda sıfat kişiye, "O.....nun çocuğu"nda anneye ait!
Şimdi bu yazıyı bir kaç kez okuyun, herkes kendi pozisyonunu kendisi belirlesin!
Her şeyi bize söyletmeyin!
Evlilik dışı ilişki sonucu dünyaya geldiğine inandığım bazı kişiler bir araya gelmişler, bizi çekiştiriyorlar!
Bunlar arasında "çek"inden yakalananlar var!
"Çek"ini yakalayanlar var!
"Çek"’ine nakit ayarlayanlar var!
Hazreti Nuh, hayvanlar yerine bunları gemisine alsaydı, uzak bir yere bıraksaydı, bizi de, Zonguldak’ı da kurtarsaydı!
Ne güzel olurdu...
Yanlış yapmadığımız sürece kimse bizi bitiremez
“Ali Rıza Tığ bitecek... Yakında göreceksiniz.”
Ben, bu sözü 34 yıldır duyuyorum.
Ne bakanlar, ne valiler, ne milletvekilleri, ne emniyet müdürleri, ne işadamları, ne nitelikli dolandırıcılar, ne çeteler, ne mafyalar, ne tetikçiler söyledi bu sözü!
Bakın, ben hala burada yazmaya devam ediyorum.
Beni bitirmek isteyen herkes gitti bu şehirden!
Kiminin siyasi hayatı bitti!
Kiminin tayini çıktı!
Kimi yurt dışına kaçtı!
Kimi Zonguldak dışına kaçtı!
Kimi firarda!
Kimi cezaevinde!
Kiminin infazı yandı!
Kimi istinafta!
Demem o ki...
Ben, yanlış yapmadığım sürece, kimse beni bitiremez.
Ben, doğru yaptığıma inanıyorum.
Yanlış yaptığım zaman zaten yargı cezamı veriyor.
Mesleki yeteneğim ve aklım başımda olduğu, sağlığım elverdiği sürece; bu nitelikli, niteliksiz ve meteliksiz dolandırıcılar beni bitiremez.
Ne yaparlarsa yapsınlar, Pusula’yı geçemezler.
Pusula’yı ve Ali Rıza Tığ’ı bitiremezler.
Zimmetçi ve nitelikli dolandırıcılar, kaç kez denedi!
Tetikçi tuttular!
Beni vurdurdular!
En sonuncusu 33,5 yıl hapis cezası yedi, Zonguldak’ı terk etti!
Yaptığımız iş, yazdığımız haberler nedeniyle düşmanımız çok.
Özgürlüğümüz kısıtlanıyor.
Ama biz alıştık.
Siz merak etmeyin...
Ama dostlarımızın varlığını bilmek bize yetiyor.
15 yıl önce benim hapse gireceğimi yazan ilk gazeteci, belki en az 5 kez hapse girdi!
Sağlığını yitirdi, gazetesini yitirdi!
Onun için çok sevinmeyin!
Benden sonrasını bile planladım.
Gazetenin başına kim geçecek?
Haber merkezini kim yönetecek?
Hepsi belli...
Yani siz, benden sonra da Pusula’yı geçemeyeceksiniz.
"Öteki Dünyadan Haberler" yazarım...
Sizi yine rahatsız ederim.
O nedenle işinize bakın!
Haddinizi bilin!
Milletvekilini, belediye başkanını yalamaya devam edin!
Çünkü sizin bir haberiniz yüzünden vali görevden alınmadı!
Sizin bir haberiniz yüzünden belediye başkanı istifa etmek zorunda kalmadı!
Sizin bir haberiniz yüzünden il başkanı görevden alınmadı!
Sizin bir haberiniz yüzünden il müdürü görevden alınmadı!
Sizin bir haberiniz yüzünden ilçe müdürü bile görevden alınmadı!
Acınız büyük!
Teftiş Kurulu Başkanı...
Zonguldak’ta bir kurumun Teftiş Kurulu Başkanı, kurumun odacısını, kurumun hizmetçisi olarak kullanıyor!
Üstelik yıllık izinde kullanıyor!
Biz de "devlet-millet-kurum-kültür" filan diyoruz!
Teftiş Kurulu Başkanı böyle yaparsa, cemaat ne yapmaz?
Şimdilik kurum adı, yönetici adı, odacı adı vermiyoruz!
Ama bu ayıptan bir an önce kurtulmalarını tavsiye ediyoruz!
İşi, aşı, çocukları, geleceği için çalışan insanlara, evde hizmetçi muamelesi yapan kim varsa, bizi karşısında bulur.
Kıssadan Hisse: Kartal...
Dört tavuk, bir kartal yuvasına gidip bir yumurta çalarlar. Yumurtayı kümese getirdiklerinde, diğer tavuklar gördükleri bu yumurtanın çok büyük bir tavuğa ait olduğunu düşünürler.
Zaman geçer, yumurtayı getirenler de unuturlar, onlar da bu yumurtanın büyük bir tavuğa ait olduğuna inanırlar.
Günün birinde kuluçkaya yatan bir tavuğun altındaki o yumurta kırılır.
İçinden simsiyah kanatlı, ilginç gagalı tuhaf bir tavuk çıkar...
Herkes şaşkın, mutludur; böylesini ilk defa görmüşlerdir.
Anne tavuk, yavrusuna dersler vermeye başlar:
"Bak yavrum, yerden bulduğun böceği şöyle ye!...
Arpayı-buğdayı böyle ye..."
Anne tavuk, her geçen gün yeni şeyler öğretir yavrusuna; tehlikelere karşı nasıl davranılacağını da..
Büyük yumurtadan çıkan ilginç gagalı yavru tavuk, annesinin her söylediğini yapmakta, büyüdükçe de güzelleşmektedir. Oldukça uzun kanatları vardır.
Diğer tavuklar onun kanatlarına kıskançlıkla bakmaktadır.
Bir gün anne tavuk, yavrusuna havadan gelen tehlikelere karşı kendini nasıl savunacağını anlatırken, yavrunun gözü, gökyüzünde çoook yukarılarda süzülerek ihtişamla uçan başka bir canlıya ilişir.
“Anne bu ne?" diye sorar.
Anne tavuk, "Ha o mu? O, kartal yavrum, kuşların padişahı..." der.
"Ne de güzel uçuyor..." deyip, iç geçirir yavru tavuk...
"Evet yavrum... Ama sen sakın ona özenme... Asla onun gibi olamazsın. Senden önce baban, deden, amcan hepsi ona özendi ama hiç biri onun gibi uçamadı. Sen bir tavuksun ve bir tavuk gibi yaşamalısın" der, anne tavuk...
O günden sonra küçük tavuk, ömrü boyunca arka bahçede kartalın ihtişamlı geçişini izleyip iç çeker ve her defasında, "Keşke ben de bir kartal olup uçabilseydim" diye hayıflanır.
Ve bir gün siyah uzun kanatlı büyük tavuk, ihtişamlı kartalı izlerken ölüp gider.
Onu bir tavuk gibi defnederler.
Oysa ölen bir kartaldır.
Etienne de La Boétie "Gönüllü Kulluk" kitabında der ki:
"Eğer iki kuşak köleleştirilirse, bundan sonra gelen kuşak özgürlüğü hiç tanımadığı, görüp bilmediği için pişmanlık duymadan hizmet eder ve ondan öncekilerin zorla yaptıklarını seve seve yerine getirir."
Yanlışı alkışlıyorsan, fikrin yoktur.
Eğri ile doğruyu ayıramıyorsan, aklın yoktur.
Yalana sahip çıkıyorsan, ahlakın yoktur.
Akıl ve ahlakını, kiraya verdiysen, sen zaten yaşamıyorsundur. (Alıntı)