CHP Zonguldak İl Başkanı Devrim Dural, "Henüz daha iki aylık bir belediye başkanına bu şekilde acımasızca eleştiriler yapılmasını da hakkaniyetli bulmuyorum" demiş!

Kendisine sonuna kadar katılıyorum!

Ama iki aydır "Zonguldak Belediye Başkanlığı" yapan Tahsin Erdem, Özel Kalem Müdürü Selcan Cansızoğlu’nun babası CHP İl Başkan Yardımcı Selim Cansızoğlu’nun kasabından doğrudan teminle et ve tavuk ürünleri alıyor!

Zonguldak’la hiçbir ilgisi bulunmayan "AK Parti Bayrampaşa Belediye Başkan Aday Adayı" olan bir avukatı "danışman" olarak atıyor!

Seçimde sosyal medya işini yapan karı-kocayı seçimden sonra işe alıp, şahsi hesaplarını yönettiriyor!

Bir kadının, sahile haksız bir şekilde kaçak büfe koymasına göz yumuyor!

Kendisini İstanbul’daki Galatasaray maçına götüren gazeteci Mustafa Özdemir’e, Zonguldak Belediyesi’nde iş sözü verdi!

Mali müşaviri olduğu Akın Kavi’nin avukatını "danışman" olarak işe aldı!

Gazetecilere "çürük elma" dedi!

Kanalizasyonu, Uzun Mehmet Anıtı’nın oradan denize saldı!

Tersane koyuna akan kanalizasyonu seyretti!

Şoför esnafının çalışma izin belgelerine yüzde 900 zam yaptı!

Öğlen Mustafa Özdemir ile köfte yerken, akşam Akın Kavi ile içti!

Vakfıkebirliliği ile övündü, ilk vekaletlerini Trabzon kökenli meclis üyelerine bıraktı!

Belediyeye borcu olan vatandaşa e-haciz işlemi uygulattı!

Sahibi ve yöneticisi olduğu şirketler nedeniyle belediyeye 15 milyon lira borcu olan mükellefi Akın Kavi’ye yaptırım uygulamadı!

Seçimde, 19 mahalleye asistan atayacağını söyledi! Bu kadar basit bir vaadini bile gerçekleştiremedi!

Belediyenin müteahhitlerden aldığı otopark ücretlerini hukuksuz bir şekilde maaş ödemesinde kullandı!

Zonguldak Belediyesi’nin eski borçlarını afiş yaptırıp belediye binasına astı! Bu sürede hiçbir icraat yapmadı!

Bir çırpıda aklımıza gelenler bunlar...

İki ayda bu kadar çam deviren bir belediye başkanını eleştirmeyip de omzumuzda mı gezdirecektik?

Sevgili Devrim Dural...

Siz, gazeteci olsanız, "daha iki ay oldu" diye bu kadar rezilliği görmezden gelir miydiniz?

Şu Özel Kalem Müdürü ve arkadaşlarının yaptıkları rezil paylaşımları saymıyoruz bile!

Önceki Belediye Başkanının Özel Kalem Müdürü için "çalışanları dövüyor" diye yazıyorlardı!

Şimdikiler seviyor!

Yazmayalım mı?

Koca profesör böyle yapar mı?

Zonguldak’ta bir kadın pratisyen hekim, devletten ayrılmış, muayenehane açmış!

Yasal olarak bir sorun yok.

Sorun, Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde görev yapan profesör kocasının da aynı muayenehaneyi kullanması!

"Bunlar karı-koca; aynı evi, aynı yatağı kullanıyorlar da aynı muayenehaneyi neden kullanmasınlar?" diyebilirsiniz!

Ama bu işler öyle olmuyor!

Bir profesörün dışarıda işlem yapabilmesi için kendi adına muayenehane açması gerekiyor!

Bu profesörümüz, hastaneden ayrılmadan muayenehane açmış gibi çalışıyor!

Böyle olunca, hem üniversite hastanesinden haksız yere döner sermaye parası alıyor!

Hem hastanede poliklinik yapmıyor, muayenehaneye çağırıyor!

Bir de muayenehanede kaçak çalışıyor!

Koca koca profesörlerin böyle yasa ve yönetmelik dışı işler yapması doğru mu?

Zonguldak insanını, yasa ve yönetmelikleri hiçe sayarak soyan bu profesöre "dur" dememiz gerekiyor.

Böyle giderse, Zonguldak halkının derisini yüzecekler!

Biz, "Hem gözbebeğimiz Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi’ne zarar gelmesin hem Tıp Fakültesi’ne toz konmasın, hem de hastane yöneticilerinin şevki kırılmasın" diye olayın kahramanlarını isimlendirmedik.

Rektör Prof. Dr. İsmail Hakkı Özölçer, ZBEÜ Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Burak Bahadır’ın soruna çözüm bulmaya çalışacaklarına inanıyoruz.

Kesin çözüm bulamayacaklarını biliyoruz!

Öncekiler de bulamadı!

Zonguldak insanını yıllardır soyup soğana çeviren profesörümüz, hala aynı şekilde çalışıyor!

Biz, görevimizi yaptık.

Olayı, kamuoyuyla paylaştık.

Görevi kamuya bıraktık.

Bu doktorları biz alıştırdık!

Peki, doktorlarımızın hastalarıyla parasal ilişkileri sadece Tıp Fakültesi’nde mi oluyor?

Elbette hayır!

Ben, Zonguldak Atatürk Devlet Hastanesi’nde bazı hekimlerin poliklinikte bile hala para aldıklarını duyuyorum.

Geçmişte bu tarz haberleri çok yaptım.

Dediler ki:

“Doktora parayı verirken tanığın var mı?”

İşte bu olmuyor! 

Çünkü doktor, parayı alırken üçüncü kişiyi odasında bulundurmuyor!

Kendi personeli oluyor!

O da size tanıklık yapmıyor!

Bir değer şık ise, cumhuriyet savcılığına suç duyurusunda bulunup, paranın seri numarasını alarak baskın yaptırmak!

Bu işe de kimse yanaşmıyor!

Kanundaki bu zorluk, kötü niyetli doktorlarımızı bu yanlışa sevk ediyor!

Zonguldak insanında da kabahat var!

Bu doktorları biz alıştırdık!

Şimdi ayıklayamıyoruz!

Allah’ım; bizi, kiminle, neyle sınıyorsun?

Kapuz Plajı’ndaki fiyatların yüksekliğini eleştiren ve "Başkanım, bu fiyatlar çok yüksek, bunlara indirim uygulayamaz mısınız? Simit dışarda 10 lira, burada 15 lira. Poğaça dışarda 15 lira, burada 20-25 lira. Burası halk plajı değil mi?” diyen vatandaşa Zonguldak Belediye Başkanı Tahsin Erdem, “Buranın ayakta kalması lazım. Benden ne yapmamı istiyorsunuz? Ülke genelinde bir pahalılık var. Bodrum'da lahmacun fiyatlarını görmüyor musunuz?" şeklinde yanıt vermiş!

Renklerine aşık olduğu Galatasaray’ın maçına bile bir gazetecinin, işadamından ayarladığı bilet ile giden bir belediye başkanının pahalılık eleştirisine Bodrum’daki lahmacun fiyatlarını örnek göstermesi nasıl bir akıl tutulmasıdır?

Ey büyük Allah’ım...

Sen; bizi, neyle, kiminle sınıyorsun?