Ülkemiz için önemli bir dönüm noktasındayız.

Sonuç, bakış açısına göre değişecek.

Belki, Türkiye'de hiçbir şey eskisi gibi olmayacak.

Belki, Türkiye, eskiden de kötü olacak.

Anayasa oylamasından "Evet" çıkarsa, Türkiye yeni bir yol haritası üzerinden gidecek.

"Hayır" çıkarsa, son birkaç ayda yaşanan tartışmalardan dersler çıkarılarak, süreç ve düşüncelerin olgunlaşması beklenecek.

[*] [*] [*] [*]

Çoğunluk ne diyecek, göreceğiz.

Ama her türlü sürpriz olabilir.

Tüm anketler yanılabilir.

Ne çıkarsa çıksın...

Yüzde 51 neye yeter?

Yüzde 55 kimi tatmin eder?

Bu bir futbol maçı değil ki!

Siyasetçilerimizin, "1-0 olsun, bizim olsun" yaklaşımı ile az farkla sonuçlanabilecek bir referandum sonucu aslında ortadadır.

Matematiksel sonuçlar, siyasette ne kadar doğruyu gösterir?

Bu şartlarda ister "Evet" çıksın, ister "Hayır" çıksın.

Ezici bir çoğunluk olmadığı sürece bu iş ortadadır.

Çocuk sakat doğar!

[*] [*] [*] [*]

Bu ülkenin seçmenlerinin verilen her karar için ortaya koyduğu gerekçelerin mutlaka haklı bir nedeni vardır.

Ama bu işin de bir "ama"sı var.

Bu sürecin en rahatsız edici yanı, vicdanları yaralayıcı tarafı, siyasilerin günün şartlarına göre ortaya koydukları tavırlarla, çelişkilerle halkın karşısına çıkmış olmaları...

Türkiye, böyle bir kampanya dönemi yaşamamalıydı.

Çelişkilerinde boğulan siyasetçiler, insanları böylesine kutuplaştırıp nefret tohumları ekmemeliydi.

İnsanlarla konuşuyoruz.

Her siyasi kanattan bu görüşe paralel tepkiler var.

Ve bu nedenlerden dolayı çıkacak her sonucun sağlamasının yapılmasına muhtaç kalınacağı görüşü var.

[*] [*] [*] [*]

Türkiye'de yeni ve belki de daha geniş kapsamlı bir Anayasa değişikliği konusunda hemfikir olmayan yok.

Ama bu düzenlemenin olmazsa olmazlarından biri, "toplumsal mutabakat" olmalıydı.

Siyasi liderler, bu mutabakatı daha seviyeli, daha uzlaşmacı şartlarda sağlayabilseydi, ülke olarak bu kadar gerilmeyecektik.

Farklı statülerde olduğu halde, siyasi partilerin kimliği ile bugün ülke insanlarını karşı karşıya getirmeye çalışan, kendinden olmayanı yok etme cesareti bulan tiplerin bu ülkeye kazandırabileceği şey, ancak şiddet, düşmanlık veya başka özlemlerdir.

[*] [*] [*] [*]

Seçmenler olarak, ne yazık ki, büyük çoğunluğumuz aslında neyi oyladığımıza bakmaksızın sadece siyasi liderlerin ateşlemesi, ideolojik veya dini olgular, hesaplaşma özlemi, statükoculuk, siyasi partizanlık ve benzeri nedenlerle sandığa gideceğiz.

Unutulmaması gereken en önemli şey, bu bir genel seçim değil.

Keşke tüm siyasi veya diğer tüm bağımlılıkları kısa süreliğine bir kenara koyup taslağı okuyarak karar verebilsek.

İşte en sağlıklı sonuç, o olacaktır.

Tüm bunların yanına Türk siyasetindeki son 20 yılda yaşananları, son dönem çelişkileri de koyduğunuzda içinden çıkmanız zor olabilir.

Ama yine de doğruya en yakın aşamaya geleceksiniz.

[*] [*] [*] [*]

Keşke bu şartlarda bir Anayasa dayatılmasaydı insanlara...

Üzerinde daha fazla uzlaşma sağlanmış, hassas konularda daha net ve açık olan maddelerle karşımıza gelinseydi.

Bunlar için çok geç.

Bu saatten sonra yapabileceğiniz tek şey, sandığa gitmek, insanları sandığa gitmeye teşvik etmek.

Elimizi vicdanımıza koyarak mührü basmak!

[*] [*] [*] [*]

Biz kavgasız, daha barışçıl, farklı düşünen insanların, kitlelerin horlanmadığı, halkın kandırılmadığı, coğrafyamızın bölünmediği, adaletin, hakkın, hukukun herkese eşit uygulandığı, insanların daha fazla tebessüm edebildiği, halkının kandırılmadığı, "Suriye", "Irak", "Yugoslavya" olmamış bir Türkiye istiyoruz.

Hiçbir sonuç bunlardan daha önemli olamaz!

İlahi Bahçeli!

Tam sandığa giderken yaşanan "eyalet sistemi" tartışmalarının sonuçları nasıl etkileyeceği merak ediliyor.

Anlatılmak istenenleri en güzel yorumlayanlardan biri, Abdülkadir Selvi oldu.

[*] [*] [*] [*]

Aynen aktarıyorum:

"MHP Lideri Devlet Bahçeli'nin dün akşam NTV-Star canlı yayınında Nazlı Çelik'in sorusu üzerine söyledikleri 16 Nisan referandumun seyrini bütünüyle değiştirebilir.

Bahçeli, geçen hafta sonu Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ın baş danışmanlarından Şükrü Karatepe'nin 'eyalet sistemi' hedefi olarak eleştirilen sözlerine tepki gösterdi. Daha doğrusu Erdoğan'ın bu sözlere tepki göstermemesine...

[*] [*] [*] [*]

'Benim danışmanım dese görevden alırım' diyerek de Erdoğan'ı en sinirlendirecek şeylerden birisini yaptı ve ne yapması gerektiğini söylemiş oldu; siyasetin yaygın deyimiyle Karatepe'nin 'kellesini' istedi.

Bahçeli, bu durum önümüzdeki iki gün içinde düzeltilmezse, 'Eyalet sistemine karşı, üniter yapıdan yana olan ülkücüler ne yapacaktır?' diye sorarak, desteğini çekebileceği sorusunu da zihinlere yerleştirdi.

[*] [*] [*] [*]

Oysa Bahçeli, partisinin parçalanması pahasına, sırf 'Kürt sorununa siyasi çözüm' amacıyla PKK ile yeni bir diyalog başlatılmaması adına 'Evet' cephesine katılmıştı; en azından açıklamalar bu yöndeydi.

Şimdi bu çıkışıyla Bahçeli 'Evet'i önde gösteren bütün anketleri çöpe mi göndermiş oluyordu?

[*] [*] [*] [*]

Bir düzeltme gelmezse MHP, 'Evet' vermekten vaz mı geçecekti? Bu bütün siyasi dengeleri bir anda değiştirebilirdi.

Erdoğan bir saat kadar sonra TGRT yayınında, 'Danışmanımın bir açıklaması olmuş, çarpıtmışlar' dedi. Ki onu düzeltmeye yönelik açıklamalar yaptı.

Tahminler doğruydu, Erdoğan sinirlenmiş, danışmanını savunuyordu.

'Ben ne diyorum? Sen ona bak' dedi Bahçeli'ye hitaben, 'Böyle bir şey yok. Benden duydunuz mu? Yok.'

[*] [*] [*] [*]

Tabii Erdoğan bunu der demez, 29 Mart 2013'te Başbakan iken Kanal-D/CNN Türk ortak canlı yayınında söyledikleri sosyal medyada yayınlanmaya başladı.

Erdoğan şunları söylemişti:

'Güçlü bir Türkiye asla eyalet sisteminden korkmamalıdır. Eyalet sisteminde de siz üniter yapıyı muhafaza edebilirsiniz. Tamamıyla atıp götürme yok. Federal yapı nedir? Orada gelip toplanıyor zaten.

Şu an için söylemiyorum. Tam aksine şu andaki yapı gereklidir. Kontrol mekanizmaları önemli... Bunu götüremezsek sıkıntı olur.

Bunlar 2023ün konusu. Öyle bir sistem içinde belediyeye kabul ediyorsun da, seçilmiş valiyi niye kabul etmiyorsun?"

[*] [*] [*] [*]

Erdoğan bundan dört yıl önce, PKK lideri Abdullah Öcalan ile MİT Müsteşarı Hakan Fidan ve HDP'liler üzerinden diyalog sürerken, Öcalan'ın Nevruz mesajının Diyarbakır'da okunmasından sonra MHP lideri Bahçeli'nin, 'Eyalet sistemine gidiyoruz' eleştirisini bu sözlerle eleştiriyor, 'Şimdi zamanı değil, 2023'ün konusu' diyordu.

[*] [*] [*] [*]

Ancak Erdoğan'ın TGRT'deki, 'Ben ne diyorum? Sen ona bak.

Benden duydunuz mu? Yok' sözleri anlaşılan MHP liderini ikna etmişti ki bir süre sonra MHP'nin resmi Twitter hesabından;

'Biz 16 Nisan'da millet için 'Evet', devlet için 'Evet', Türklüğün bekası için 'Evet' diyeceğiz' açıklaması yapıldı.

Bahçeli'nin siyaseti sarsan açıklamasının etkileri, acaba MHP'den gelen, 'Evet diyeceğiz' açıklamasıyla durulacak mı?

Yoksa referanduma iki gün kala şimdiye dek yapılmış bütün anketlere gölge düşürecek sonuçlara mı yol açacak."

[*] [*] [*] [*]

Özellikle sosyal medyada çok tartışılan bu gelişmenin sonuca etkilerini göreceğiz.

Bahçeli ne "Evet"in arkasında tam olarak durabildi, ne "Hayır"ın...

Sonuçta bir danışmanı bile görevden aldıramadı.

Acı olan şu; o danışman kadar değeri kalmadı!