AK Parti Zonguldak Milletvekili Hüseyin Özbakır, Denge Gazetesi’ne, “Bu bir envanter çalışması. Belli ki Bakanlık, TTK Karadon Müessese Müdürlüğü ile ilgili çalışma başlattı. Bu durum tamamen özelleştirme anlamına gelmez. Ben küçültüleceğini düşünüyorum. Sanıyorum, devlet alım garantili bir termik santrali kuran bir firma ya da ortaklığa -ki bu ortaklık oradaki rödevans saha sahipleri olabilir- Karadon’un bazı sahalarını verebilir. İşçilerinde bir bölümü diğer müesseselere kaydırılabilir” şeklinde konuşmuştu.

Sonra ne olduysa, bu sözlerini yalanlama ihtiyacı hissetti.

Ve şöyle bir açıklama yaptı:

“Özelleştirme taraftarı olmadığımız gibi, işçinin ve sendikanın karşısında olan hiçbir yapıya onay vermeyeceğiz. Halkımızdan tarafımızdan beyan edilmeyen hiçbir söze itibar etmemesini rica ederim.”

Yani, “Ben Denge Gazetesi’ne böyle bir açıklama yapmadım” demeye getirdi.

Bu ayrı bir tartışma konusu.

Biz Hüseyin Özbakır’ın açıklamalarına gelelim.

Ne diyor Özbakır:

“Devlet alım garantili bir termik santrali kuran bir firma ya da ortaklığa -ki bu ortaklık oradaki rödevans saha sahipleri olabilir- Karadon’un bazı sahalarını verebilir. İşçilerinde bir bölümü diğer müesseselere kaydırılabilir.”

Bu söylenenlerden “özelleştirme” anlamı çıkartmamak için “geri zekalı” olmak lazım.

Sanırım Hüseyin Özbakır, kamuoyunda kendisine olan tepkileri dindirmek için Akay Turhan’a yaptığı açıkladığı inkar etmek durumunda kaldı.

Çünkü Özbakır’ın açıklamalarından, Karadon Müessese Müdürlüğü’nün rödevansçılara, yani Demir Madencilik’e ya da bu grubun öncülük edeceği yerli şirketlere verilebileceği anlamı çıkıyordu.

Oysa benim aldığım izlenim, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı daha geniş tabanlı bir çalışma yapıyor.

Doğru da yapıyor.

Zonguldak madenlerinde yaklaşık 30 yıl çalışmış ve meslek hastalığından hayatını kaybetmiş bir babanın oğlu olarak diyorum ki:

“Zonguldak insanı, özel maden şirketlerinin insafına terk edilmemelidir.”

Daha güçlü, daha kurumsal ve insana değer veren kurumlar işin içinde olmalıdır.

TTK’nın bu kötü gidişini artık hiçbir güç durduramaz.

Bambaşka bir formül hayata geçirilmelidir.

Bu hiç çekinilmeden kamuoyu bilgilendirilmelidir.

Bu işin başını da politikacılar çekmelidir.

Sivil toplum örgütleri çekmelidir.

Genel Maden İşçileri Sendikası çekmelidir.

Bu işin böyle yürümeyeceği görülmüştür.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın işe Karadon’dan başlamasının nedenini anlamayacak kadar saf olamayız.

Karadon, bu havzanın en kaliteli kömür damarlarına sahip işletmesidir.

Üzülmez gibi bitik, Amasra gibi yitik, Armutçuk gibi ötük değildir.

Her şeyi bilen maden mühendislerimizle, üyelerinin geleceğini düşünen sendika bir araya gelmeli.

“Söylemlerimizi eyleme dönüştürme vakti geldi” demeliler.
Söylemin eyleme dönüşmesini, sokak eylemi olarak algılamayın lütfen.

Ne diyor maden mühendisleri:

“TTK kötü yönetiliyor.”

Ne diyor sendika:

“Biz üretmek istiyoruz.”

Alın size Karadon…

İyi yönetin, daha çok üretin, daha çok kazanın.

Nasıl olsa siz, gözünü kar hırsı bürümüş özel sektör maden işletmecisi gibi de değilsiniz.

İnsana daha çok değer veriyorsunuz.

Bilime daha çok değer veriyorsunuz.

O halde alın size havzanın en verimli işletmesi…

Alın Amelebirliği’nin parasını, yapın işletme sermayesi…

İşçi açığı mı var? Elinizi tutan yok.

Ne Maliye Bakanlığı karışır, ne Enerji Bakanlığı…

Hatta “Amelebirliği’nin parasına el sürmeyelim” derseniz, hükümete gidin.

TTK’nın bir yıllık zararının bir kısmı birkaç yıllığına size verilsin.

Niye korkuyorsunuz bunları konuşmaktan?

Ya da konuşuyorsunuz, sonra neden inkar ediyorsunuz?

Bence bu son fırsat...

Eğer bu fırsat kaçarsa, TTK 10 yıla kalmaz kendiliğinden kapanır