Ankara&[#]8217;da geçen Perşembe günü meydana gelen olayı televizyonlardan izlemiş, gazetelerden okumuşsunuzdur.


Bilmeyenler için kısa bir hatırlatma yapalım; 16. İcra Mahkemesi Yazı İşleri Müdürü Nejla Yıldız belediye otobüs durağında beklerken kızı Duygu&[#]8217;nun eski sevgilisi tarafından bıçaklanarak öldürüldü.


Durakta bekleyen vatandaşların gözü önünde meydana gelen olay sırasında öldürülen kadının beraberindeki oğlu da zanlı tarafından bacağından bıçaklandı.


Güvenlik kameralarının saniye-saniye görüntülediği olayı izlerken tüylerimiz diken-diken oldu.


Şahıs daha önce &[#]8220;Sizi öldüreceğim&[#]8221; diye aileyi defalarca tehdit etmiş.


Yıldız ve kızı Duygu &[#]8220;Öldürüleceğiz&[#]8221; diye şikayette bulunmuş ancak katil zanlısı ifadesi alındıktan sonra serbest bırakılmış.


Serbest bırakılmasının en büyük sebebi bana göre ne delil yetersizliğidir ne de başka bir şeydir, bu suçun ciddi bir karşılığının bulunmamasıdır, yani cezasının yetersiz ve caydırıcı olmasıdır.


Milliyet&[#]8217;in olayın haberini verirken kullandığı &[#]8220;Sokak ortasında dehşet; &[#]8216;İnfaz geliyorum&[#]8217; dedi&[#]8221; başlığı çok yerinde olmuş.


İnfaz resmen geliyorum demiş, hem de bağıra-bağıra.


Tehdit suçunun cezası ağırlaştırılmazsa daha çok böyle olay olur.


Devlet herkesin başına polis jandarma dikemez ama cezaları artırıp da caydırıcı hale getirebilir.


Ne polis ne jandarma, insanların başına yasaları dikin yeter.


Yazık değil mi, 40 yaşındaki bir kadın hayatından olurken iki çocuk anasız kaldı, bir ocak söndü.


Cezaları artırın bakın ondan sonra böyle şeylere kolay-kolay cesaret edebiliyorlar mı?


Nasıl olsa 3-5 ya da 5-10 yıl yatar çıkarım düşüncesi insanları suça teşvik ediyor.


Bu yüzden bazı kişiler gözlerini kırpmadan cinayet işleyebiliyor.


Üstelik bu olayda cinayeti işleyen şahıs daha önce başka bir kişiyle ilgili yaralama olayının sanığı olarak Ağır Ceza Mahkemesi&[#]8217;nde yargılanıyormuş.


Şahsın suça meyilli olduğu belli.


Alın size tehdit olayının ciddiyetini artıran bir neden.


İstediğiniz kadar ciddiye alın karşılığında öngörülen ceza yetersiz ise hiçbir şey ifade etmez.


Belki dikkatinizi çekmiştir; Hani asayiş bültenlerinden her gün haber yapıyoruz ya olayların çoğu &[#]8220;şüpheli ifadesi alındıktan sonra serbest kaldı&[#]8221; diye bitiyor.


Şüpheli serbest kalırsa o da nasıl olsa serbest kalıyorum diye habire suç işler.


Tabi cezaevlerinin dolu olması da ayrı bir sorun.


Bazı suçlara doğru dürüst müeyyidesi olmadığı için hiç ceza verilmezken bazı suçlara verilen cezalar da son derece yetersiz.


Milliyet Gazetesi&[#]8217;nde 16 Ekim&[#]8217;de yer alan &[#]8220;Hapisten çıktı, gaspa koştu&[#]8221; başlıklı haberi gelin birlikte okuyalım:


&[#]8220;İstanbul&[#]8217;da bir kadın, motosikletli iki gaspçının elinden zor kurtuldu. Kadın çantasını atarak kaçarken, yakalanan saldırganlardan birinin birçok suçtan sabıkasının olduğu ve 8 gün önce cezaevinden çıktığı anlaşıldı&[#]8221;


Milliyet Gazetesi&[#]8217;nde sokak ortasında dehşeti anlatan haberin çıktığı gün yer alan bir başka haberde ise Ankara&[#]8217;da kendisini kaçıran iki kişinin tecavüzüne uğrayan üniversite öğrencisi kızın davasında tahliye kararı çıktığı belirtiliyordu.


Zanlılar 7 ay yattıktan sonra serbest kalmışlar.


Cezalar caydırıcı olsa tecavüz olayları da azalır ya da yok olur.


Biliyorsunuz araç kullanırken telefonla konuşmak yasak ama bu yasağı kimse takmıyor.


Neden takmıyor?


Karşılığı hafif kalıyor, cezası caydırıcı değil de ondan.


Milliyet Gazetesi Yazarı Doğan Heper, geçenlerde yazdığı bir yazıda, &[#]8220;Direksiyon başında cep telefonu kullanan sürücünün ehliyetine 6 ay el konulsun&[#]8221; demiş.


Yetmez araç kullanırken sigara içenin ehliyetine de el konulsun.


Araçta sigara içmek de yasak ve bu yasağın ihlali de caydırıcı olmalı.


Yasalarımızda trafik suçlarına öngörülen cezaları hiç sormayın, onlar evlere şenlik.


Bursa&[#]8217;da aracıyla durakta bekleyenlere çarparak 5 kişinin ölümüne neden olan ve 10 ay yatıp çıkan sanığın durumu ne demek istediğimizi yeterince anlatıyor sanırım.


Cumartesi günü berberde tıraş olurken radyo haberlerinde ne deseler beğenirsiniz:


Konya&[#]8217;da bir depoya yapılan baskında 2,5 ton bozuk gıda yakalanmış.


Giresun&[#]8217;da ise 80 öğrenci bozuk gıdadan zehirlenerek hastanelik olmuş.


Bozuk gıdanın cezası ne kadar?


Okkalı bir cezası olsaydı, memlekette bu tür olaylar cirit atabilir miydi?


Bir de yasalar sanki müştekiyi değil de sanığı daha çok koruyor gibi.


Sanık için çok indirim maddesi olması böyle bir izlenim doğuruyor.


Bir maddenin verdiği cezayı diğer madde ya hafifletiyor ya kaldırıyor.


Diyelim ki bir sanık müebbet hapis cezası aldı.


Filan maddeye göre cezası şu kadar iniyor, falan maddeye göre bu kadar iniyor, bu işin infazı da var ve ceza kuşa dönüyor.


Böyle olup da cinayet işlediği halde 5-10 sene yatıp çıkan çok suçlu var.


Müebbet nerede, 5-10 sene nerede?


Arada dağlar kadar fark var.


&[#]8216;Suç ve ceza&[#]8217; konusunda daha önce de birçok defa yazı yazdım, cezaların caydırıcı hale getirilmesi gerektiğini savundum.


İktidar partisi temsilcisi milletvekilimiz Sayın Yılmaz Tunç aynı zamanda hukukçu ve Meclis Adalet Komisyonu Üyesi.


Kendisinden bu konunun üzerinde durmasını bekliyoruz.


Hükümet şu sıralar Anayasa&[#]8217;da yapılan değişiklikler sonucu Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu ile Anayasa Mahkemesinin yapısını değiştirmekle meşgul.


Muhalefet sıranın Yargıtay ve Danıştay&[#]8217;da olduğunu söylüyor.


Bana göre iktidar anayasa ile uğraşmak ve yüksek yargıyı kendisine bağlamaya çalışmak yerine yasaları, özellikle Türk Ceza Yasasını düzeltse daha iyi eder.


Mevcut yasalarla verilen birçok ceza vicdanları yaralıyor.


Yapanın yanına kâr kaldığını gösteren çok örnek var.


Yeni bir düzenleme şart; Hem de şart oğlu şart.





Üniversitemizin başarısı



Geçen hafta Hürriyet&[#]8217;te olumsuz bir haberle gündeme gelen Bartın&[#]8217;da olumlu gelişmeler de oldu.


Sadece çeteleriyle anılan bir il değiliz, üniversitemizin elde ettiği başarı hepimizin göğsünü kabarttı.


Üniversitemizin, Orta Doğu Teknik Üniversitesi tarafından yapılan araştırmada 2000 yılından sonra kurulan akademik performansı en iyi 51 üniversite arasında 9. sırada yer alması hakikaten önemli bir başarı.


Üniversitemiz bununla kalmadı; Tıp Fakültesi olmayan üniversiteler sıralamasında da 2000 yılından önce kurulan köklü üniversitelerin önünde yer almayı başardı.


2008 yılının mayıs ayında kurulan üniversitemiz geçen temmuz ayında da Newsweek Türkiye tarafından &[#]8220;Memnuniyette ilk 36&[#]8221; adı altında düzenlenen ankete de damgasını vurarak ön sıralarda yer almıştı.


Üniversiteye önem veriyoruz.


Cumartesi günkü sayımızda gelişmeyi manşetimizden duyurduk, haberi en iyi şekilde kullanmaya çalıştık.


Biliyorsunuz biz yeni bir üniversiteyiz.


Fiziki ve idari yapılanmamız halen devam ediyor.


Yeni kampüs alanı için temel hazırlığı yapılıyor.


Dolayısıyla henüz oturuşmuş değiliz.


Bu başarılar buna rağmen elde ediliyor.


Şimdiden böyle sonuçlar aldığımıza göre geleceğimiz parlak görünüyor.


Bartın Üniversitesini başarılı kılıp diğer üniversiteler arasında öne çıkaran Rektör hocamız Ramazan Kaplan başta olmak üzere üniversite yönetimine ve akademisyenlerimize teşekkür ediyor, başarıların devamını diliyoruz.