Zonguldak Belediyesi, 21 Temmuz 2010 tarihinde Karayolları Genel Müdürlüğü ile şehir içinden çevre yolu olmak üzere toplam 14.2 kilometre yolun, yapım, bakım, onarım, kar mücadelesi, yatay ve düşey trafik işaretlemesi, yol genişletme çalışmaları, kenar ve orta refüjler ile yaklaşım sınırlarında peyzaj düzenleme ve ağaçlandırma çalışmaları, alt geçit ve üst geçit yapıları, tretuar, yol aydınlatma ve kamu yararına olan hizmet çalışmalarının Zonguldak Belediyesi tarafından yapılması konusunda protokol imzalamış!
Şehir Geçişleri Protokolü’ne dönemin Zonguldak Belediye Başkanı İsmail Eşref ve Teknik Başkan Yardımcısı Erhan Darende imza atmışlar. Protokole göre alt geçit ve üst geçit yapılarını Zonguldak Belediyesi yapmak zorunda.
İşte bu protokol nedeniyle AK Parti Zonguldak İl Başkanı Mustafa Çağlayan, Karayolları ve DSİ Bölge Müdürlüğü yetkililerini Zonguldak’a davet etti.
Zonguldak Belediye Başkanı Tahsin Erdem’i de aradı!
“Başkanım, DSİ ve Karayolları yetkilileri burada. Gelin üst geçitlerin nereye, nasıl yapılacağına birlikte karar verelim” dedi.
Tahsin Erdem, belirtilen adrese geldi!
Birden oturacağı yeri beğenmedi!
“Senin ne işin var burada Mustafa?” filan demeye başladı!
Vakfıkibirliliği tuttu!
Toplantıya katılmadı!
Şantiye alanını terk etti!
O günün görüntü kayıtları mutlaka kamuoyu ile paylaşılmalı!
Tahsin Erdem’in nasıl bir saygısız olduğunu, nasıl bir kibir abidesi olduğunu, Belediye Başkanlığı koltuğuna oturmanın karakterini nasıl değiştirdiğini bütün Zonguldak görmeli!
Bizim tanıdığımız muhasebeci Tahsin Erdem gitmiş, yerine ABD Başkanı Donald Trump gelmiş!
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Zonguldak’taki siyasi temsilcisi, AK Parti Zonguldak İl Başkanı Mustafa Çağlayan’a, “Senin ne işin var burada Mustafa?” diyor!
“Ben senden bilgi almam” filan diyor!
Görüntüleri izleseniz, şok geçirirsiniz!
Tahsin Erdem madem bu kadar delikanlı!
Mustafa Çağlayan kendisini aradığında “Sen kimsin? Beni hangi sıfatla toplantıya davet ediyorsun?” niye demedi?
Tahsin Erdem, o gün orada bu saygısızlığı yapmasa, Zonguldak çok daha güzel, kullanışlı bir üst geçide kavuşabilirdi! Karayolları ve DSİ yöneticileri büyük şok yaşadı!
Tahsin Erdem, yapmak zorunda olduğu üst geçidi yapmadı!
Devlet, Zonguldaklı ölmesin diye alelacele hazır bir projeyi uygulamaya koydu!
Zonguldak Belediyesi, üst geçitleri meclisten bile geçirmedi!
Karayolları, Zonguldak Belediyesi’ne yazı yazdı.
“Üst geçitleri ve asansörlerini yapalım! Asansörlerin bakımını siz üstlenin” dedi!
Çünkü Karayolları, Türkiye’nin hiçbir yerinde asansör bakımı yapmıyor!
Zonguldak’taki asansörlerin bakım işini İstanbullu bir firmaya takdim eden Tahsin Erdem, Zonguldaklıların kullanacağı asansörün bakımını üstlenmedi!
Orta Kapuz-Tersane Plajı’nda inen asansörlerin bakımını üstlenmediği gibi!
Ama olsun!
Kursağından haram lokma geçmiyor!
Tahsin Erdem, “Fevkani Köprü’yü yıkmayacaktınız” diyerek direniş gösteriyor!
Yerine yapılacak projelerin hiçbiri için kılını kıpırdatmıyor!
Onun aklı fikri, iş sözü verdiği kişilerde!
Parayı hizmete harcamayacak!
Akrabalarını, eşinin arkadaşlarının çocuklarını, çocuklarının arkadaşlarını ve delege ağalarının çocuklarını işe alacak!
Sonra üst geçit kötü olunca, “Vatandaş üst geçidi bizim yaptığımızı sanıyor, bize kızıyor. Üst geçidi biz yapmadık” diyor!
Yahu Tahsin Erdem’in 20 ay boyunca yaptığı tek bir iş gördünüz mü?
Sevgili Zonguldaklılar!
Cumhuriyet tarihinin en vizyonsuz, en başarısız, en korkak, en kibirli Belediye Başkanı ile karşı karşıyayız!
Zonguldaklılar olarak bir yerde hata yaptık!
Allah Zonguldak halkını Tahsin Erdem ile cezalandırıyor!
Ben öyle düşünüyorum!
Tahsin Erdem’e çağrı!
Zonguldak Belediye Başkanı Tahsin Erdem’e çağrı yapıyoruz!
Karayolları ile anlaşın!
Üst geçide yapılan asansörün bakımı üstlenin!
Orta Kapuz-Tersaneye inen asansörlerin bakımını üstlenin!
Müteahhitlerden otopark parası adı altında tahsil ettiğiniz, sıkışınca kullandığınız parayı yerine koyun!
İlansız işe aldığınız personel için İş-Kur’a belediye bütçesinden ödediğiniz paraya dikkat edin!
Bursa’da hurdaya çıkan otobüsleri getirdiniz! Bu otobüslere dikkat edin! Zonguldak insanının hayatı bu kadar ucuz değil!
Belediyenin Akın Kavi’nin sahibi, ortağı ve yöneticisi olduğu şirketlerden 20 milyon liradan fazla alacağını tahsil edin!
Akın Kavi, Milli Emlak arazisine hafriyat dökmüş!
Gücünüz yetiyor, sözünüz geçiyorsa o hafriyatı derhal kaldırtın!
Merkez Çarşısı inşaatı için taraflarla görüşme yaptınız, 150 milyon lira talep ettiniz!
Sonra bu rakamı 50 milyona indirdiniz!
Yani 3’ün 1’ini aldınız!
3’ün 2’sine ne oldu?
Sizin kursağınızdan haram lokma geçmez!
Ama başkasının da geçmesin!
Ortak akıl / Ortak çıkar
Zonguldak’ta tutturmuşlar bir ‘ortak’ gidiyorlar!
Ortak akıl, bir topluluğun ya da grubun; farklı bireylerin bilgi, deneyim ve görüşlerini bir araya getirerek en doğru ve yararlı karara ulaşmasıdır.
Ortak akıl için ne gerekiyor?
Katılım: Zonguldak’ta iki kişi birlikte iş yapamazken, herkes birbirini dolandırmaya çalışırken ortak akıl nasıl olacak?
Farklı fikirler dikkate alınır: Zonguldak farklı fikirlerin dikkate alınmadığı, dışlandığı bir kent değil mi?
Tartışma ve uzlaşma: Tartışma ve uzlaşma kültürümüz yok ki! Kavga kültürü var!
Toplumun veya grubun yararı gözetilir: Zonguldak’ta herkes kendi yararını gözetir!
Bu durumda ‘ortak akıl’ Zonguldak için geçerli değildir!
Zonguldak’ta bir üst geçidin nasıl olacağı konusunda bile bir fikir birliği oluşmuyorsa, ortak akıl nasıl olacak?
Çevre yolu üzerine yapılan üst geçit, Zonguldak’ın özetidir!
Zonguldak Atatürk Devlet Hastanesi’ne yıllarca yer arayıp, aynı yerine yapmak Zonguldak’ın özetidir!
Zonguldak’ta akıl değil, çıkar vardır!
Ortak akıl yerine ortak çıkar desek daha doğru bir isim kullanmış oluruz!
Yiğit değil ki, düştüğü yerden kalksın!
Minibüs şoförü iken önemli bir ailenin küçük kızına tacizde bulunan, bu nedenle aile bireyleri tarafından eşek sudan gelinceye kadar demir çubuklarla dövülen, komaya giren ve günlerce yoğun bakımda yatan kişi yıllar sonra Zonguldak’a döndü!
Ama ne dönüş!
Nesrin Topkapı böyle dönemezdi!
Biz tozlu raflardaki bilgileri vinç yardımıyla kaldırdık!
Bir de ne görelim!
İşinin piri olan bu kişi geçmişte kızlarını taciz ettiği aile ile uzlaşmış!
Tabii ki çok yüklü miktarda tazminat ödemiş!
Ben diyeyim 10 milyon, siz deyin 20 milyon!
Bu çaptaki kişiler daha profesyonel davranabiliyorlar!
Adam işinin piri, ama; biz de işimizin piriyiz!
Yıllar önce yaptığı ahlaksızlık ile eksilen şerefini, şeref tribünlerinde tamamlamaya çalışan bu kişi ile gelen yeni bilgileri sizlerle paylaşacağız!
Biz, Zonguldak’ta paranın kazandığı adamların değil, para kazanan adamların ön planda olmasını hayal ediyoruz!
Paranın kazandığı adamlar, paralarını kaybedince şereflerini de kaybediyorlar!
Bu durum kent hayatında büyük bir erozyona neden oluyor!
Kendimizi değil, kentimizi düşünmek zorundayız!
Bu yiğit değil ki, düştüğü yerden kalksın!
Teraslarda ışıksızım!
Bir siyasi partinin icra kurulunda görev yapan kadın ve erkeğin birbirinden aldıkları kaçak elektrikle başlayan yasak aşk; bacayı aştı, terasa taştı!
Evli olmalarına ve ilçe başkanı tarafından uyarılmalarına, hatta istifalarının istenmesine rağmen doludizgin süren aşk bir meydan okumaya dönüştü!
Öyle ki artık yasak aşk yuvalarının terasında oturup kutu Tuborg içiyorlar!
Süpürge ile dron kovalıyorlar!
Olayın kadın kahramanının duyguları karışık!
Alkol eşiği düşük!
Hemen dağılıyor!
Ama Yaşar Kemal’in roman kahramanı İnce Memed sünger gibi çekiyor!
Kadın kahraman!
Arkasını yasladığı kişi çok sağlam ki!
İlçe Başkanı’nın koltuğuna oturup fotoğraf çektiriyor!
Bir de meydan okurcasına bu fotoğrafı paylaşıyor!
Siyaset okuyucuları, “Bu kadın, İlçe Başkanı’nın koltuğuna oturup fotoğraf çektirebiliyorsa, İlçe Başkanı’ndan yüz buluyordur demek ki!” şeklinde yorum yapıyorlar!
İlçe Başkanı’nın, yönetim kurulu üyesinin istifasını alamaması büyük bir zafiyet olarak değerlendiriliyor!
Siyaset okuyucuları, “Ya iki yönetici istifa eder, ya da İlçe Başkanı ile yönetim kurulu komple gider” şeklinde görüş bildiriyorlar!
Hem yasak aşk yaşıyorlar, hem alkol alıyorlar, hem yakalanıyorlar, hem de utanmadan istifa etmiyorlar!
Kadının arkasında kimin olduğunu biliyoruz!
Erkeğin arkasında kim var onu bilmiyoruz!
Noel Baba kılığına girip baca yerine terasdan gelebiliriz!
Kutuları hazırlayın!
Kıssadan Hisse: Delik!
Bir adamdan bir tekne boyaması istendi. Boya ve fırçalarını getirdi ve sahibinin istediği gibi tekneyi parlak kırmızıya boyamaya başladı.
Boya yaparken, gövdede küçük bir delik fark etti ve sessizce onardı.
Boyamayı bitirince parasını aldı gitti.
Ertesi gün teknenin sahibi boyacıya geldi ve ona boya ücretinden çok daha yüksek bir çek hediye etti.
Ressam şaşırdı ve dedi ki: "Tekneyi boyamam için bana zaten para verdiniz Bayım! “
“Ama bu boya işi için değil. Teknedeki deliği onarmak için.”
"Ah! Ama çok küçük bir hizmetti... Kesinlikle bu kadar önemsiz bir şey için bana bu kadar yüksek bir miktar ödemeye değmez.“
"Sevgili arkadaşım, sen anlamıyorsun.
Sana ne olduğunu söyleyeyim: “Senden tekneyi boya dediğimde deliği söylemeyi unuttum. Tekne kuruyunca çocuklarım tekneye binip balık tutmaya gittiler. Onlar bir delik olduğunu bilmiyorlardı.
O sırada evde değildim.
“Döndüğümde tekneyi aldıklarını fark ettiğimde çaresiz kaldım çünkü teknenin bir delik olduğunu hatırlıyorum. Balıktan döndüklerini gördüğüm zamanki rahatlama ve neşemi hayal et. Sonra ben tekneyi inceledim ve deliği onardığını gördüm. Ne yaptığını gördün mü? Çocuklarımın hayatını kurtardın! Senin 'küçük' sevabını ödeyecek kadar param yok.”
Hisse: Yani kim, ne zaman veya nasıl olursa olsun, yardım etmeye, sürdürmeye, gözyaşlarını silmeye, dikkatle dinlemeye ve bulduğunuz tüm’ sızıntıları' dikkatlice onarmaya devam edin. Birinin bize ne zaman ihtiyacı olduğunu, ya da Tanrı'nın birilerine yardımcı ve önemli olmamız için bize hoş bir sürpriz yaptığını asla bilemezsiniz.