Sevgili okurlar yaklaşık iki aydır İstanbul'dayım.
Yanımda bilgisayar da yok.
Yeni yazı yazamadığım için özür diliyorum.
Beş yıl önceki ama seveceğiniz bir eski yazımı kabul edin.

[*][*][*]

- Silamye!

- Nisalsanye?

- Biganyye likalayye gidacamiye?

- Giralarsamye bizdaye iynarazıye.

- Biganye micaye virmaye?

- Kirayeilmasyeilaye iynayacazye.

- Bindaye ivaye giidacamye.

- Timamye.

- Likaldaye bilaşarazye.

Yukarıdaki konuşmadan ilk başta bir şey anlamayabilirsiniz. Ama biraz zorlamayla çözebilirsiniz. Sizi yormayayım. Konuşmanın aslı şöyle:

- Selam!

- Nasılsın?

- Bugün lokale gidecek misin?

- Gelirsen oyun oynarız.

- Bugün maç var mı?

- Karaelmas'la oynayacağız.

- Ben de eve gideceğim.

- Tamam.

-Lokalde buluşuruz.

[*] [*] [*] [*]

Geçenlerde sevgili dostum Zemçi Erel ile konuşurken, sohbetin arasında eski Soğuksu'da özel bir dil konuştuklarını söyledi. Zamanla unutulduğunu, şimdi sadece kendisinin, Ataner Taşkın ve Koray Ersoy'un bildiğini anlattı.

Kent belleğinin belgelenmesine katkı olması yönünden Ataner Taşkın ile buluşup bir söyleşi yaptık.

Bu söyleşiyi sizinle paylaşıyorum.

[*] [*] [*] [*]

- Sevgili Ataner Taşkın, kaç yaşındasın?

- Yetmiş bir.

- Sen eski bir Soğuksulusun değil mi?

- Evet. Soğuksu, doğup büyüdüğüm yer.

- Nerede oturuyordunuz?

- Dereiçi'nde türbenin orada, Safranboluların üç katlı bir apartmanları vardı. Bu evde oturuyorduk.

- Girişinde eski Soğuksu Karakolu'nun bulunduğu Dereiçi değil mi?

- Evet.

- Şimdi seninle biraz sohbet edelim. Sen Zonguldak'ın en eski oto lastik tamircilerinden birisin. Zonguldak, seni bu yönünle tanır, hatırlar. Hep bu işi mi yaptın?

- Daha önce TTK'da çalıştım. Emekli oldum. İlk dükkanım şimdiki belediye binasının olduğu yerdeydi. Daha sonra Acılık Sanayi Sitesi'nin yanına taşındım.

- Sen eski Soğuksulusun. Senin gençliğinde Zonguldak'ın ilginç bir yapısı, yaşamı vardı. Soğuksu'nun, Kilimli'nin, Kozlu'nun, Acılık'ın, Ontemmuz'un kendilerine has kimliği, kuralları vardı.

- Evet.

- O zamanlarda bu bölgeler arasında yarışma, çatışma, kavgalar olurmuş.

- Evet, olurdu. Genellikle de futbol maçları yüzünden kavgalar olurdu. Maçlarda pata pat kavga ederdik. Ama ertesi gün hiç bir şey olmamış gibi barışırdık. Araya büyükler girer, barıştırırdı. Rahmetli Adnan Ağabey vardı, Ornik Adnan. Gönül Ağabey vardı, Gönül Alışır. Koray Dayı vardı, Koray Ersoy. Bunlar bizim yaşıtlarımızın büyükleriydi.

- Toplandığınız yer, hareket noktanız Terakkispor Kulübü idi herhalde?

- Öyleydi. Terakkispor etrafında toplanırdık.

- O zamanlar, her yerde olduğu gibi Soğuksu'nun da kuralları, gelenekleri varmış. Duyduğum kadarıyla sizin Soğuksu'nun kendisine has bir lisanı da varmış. Bundan biraz bahseder misin? Bu dili neden konuşuyordunuz?

- Kendi aramızda hem "muhabbet olsun", hem de "bazı konuştuklarımızı başkaları anlamasın" diye bize ait bir konuşmaydı bu.

- Bu dil nereden kaynaklanmış, biliyor musun?

- Duyduğuma göre bizim yaşımızdakiler bu dilin İstanbul Kasımpaşa'dan geldiğini söylerlerdi. Kasımpaşa'da da bu dil konuşuluyormuş. Böyle duyduk. Koray'la beraber bu konuşmayı öğrendik, ilerlettik. Etrafımıza da öğrettik. Koray'la bir araya geldiğimizde hala konuşuruz.

- Kasımpaşa'dan nasıl gelmiş? Benim bildiğim, o zamanlar delikanlı aleminin İstanbul bağlantısı var, özelikle de Beyoğlu ile.

- Evet, ilişkiler vardı. Mesela İsmet Ağabey'in, İsmet Altay'ın Beyoğlu'nda kahvehanesi vardı. Ama o, bu dili bilmezdi.

- Peki, bu dili herkes bilir miydi, kaç kişi konuşurdu?

- 15-20 kişi bilirdi.

- Yani belli bir çevre...

- Evet. Diğerleri de birkaç kelime bilirdi. "Selam, gidelim" gibi. "Bize de öğretin" derlerdi.

- Kendi aranızdaki ilişkiler nasıldı?

- Büyük-küçük anlamında bir ilişki vardı. Büyüklere saygı esastı. Büyüklerimiz bizden bir şey yapmamızı istediklerinde, mesela, "git bir sigara al, gazete al" dediklerinde, sevinir, gurur duyardık.

- Onlar size nasıl davranırdı?

- Bizi kollar, eğitirlerdi. Mesela sigara-içki içmemize kızarlardı. Bizi azarlarlardı. Kötü alışkanlık sahibi olmamızı engellemeye çalışırlardı.

- Bir de benim duyduğum, hatırladığım, "Soğuksu'ya herkes giremez" derlerdi.

- Şöyle, bizim Yeni Melek, Gürol ve açık hava sinemalarımız vardı. Eski Teknik Okul zamanında bazı gençler, bu sinemalara gelirken, kızlarımıza-kadınlarımıza yanlış hareketler yaptıklarında, delikanlılarımız onlarla kavga ederlerdi. Mahallemizin dişilerini korurduk yani. İşte bu yanlış yapanlar, Soğuksu'ya giremezdi. Araya birilerini koyup özür dileyene kadar gelemezlerdi. Yani serserilik, kabadayılık değil, yanlışa müdahale vardı.

- O dönemden başka kimler vardı?

- Hatırladıklarım; Abaza Bahri, Arnavut İzzet, Katil İsmet, Erdoğan Abalı vardı. Bunların lakaplarına ve sonradan söylenenlere bakma. Bunların hepsi iyi ailelerin çocuklarıydı. Altın gibi kalpleri vardı.

- Başka bir şey diyecek misin?

- Valla Soğuksu, 20-30 sene önce Soğuksu'ydu. Şimdi bir özelliği kalmadı. Eski dostlarla cenazelerde karşılaşıyoruz.

- Verdiğin bilgiler için teşekkür ederim.

- Ben de teşekkür ederim.

[*] [*] [*] [*]

Bu tavanın tüm balıklarına esenlikler dilerim...

[*] [*] [*] [*]

ÇAĞRI

Zonguldak'ın geçmişine ilişkin bu ve benzeri yazılarım "KARAELMAS-KARASEVDAM" kitabımın ikici baskısında yer alacağından, eski Soğuksuluların anılarını yorum ekleyerek ya da e-posta adresime ([email protected]) ileti olarak göndermelerini bekliyorum...