Bizlere hep slogan atmayı öğrettiler.
Hamuru karbonatla, insanları haksız övgülerle kabartmayı
Amaçlı amaçsız.
Yerli yersiz.
Haklı haksız.
Slogan atmak bir görev gibi kabul edildi, ettirildi.
Lehte veya aleyhte.
İşimize nasıl gelirse öyle.
Ağzı olan bağırdı.
Birlikte bağırdık.
Yüreği olan bağırdı.
Paçası tutuşan bağırdı.
Kimi zaman demokrasi adına, kimi zaman antidemokrasi adına.
Avazımız çıktığı kadar yırtındık.
İnandığımıza, inanmadığımıza slogan atmak teşvik edildi hep.
Düğünde, dernekte.
Handa hamamda.
Tribünde, eylemde.
Kongrelerde, eylemlerde.
Partilerde, sendikalarda.
Meydanlarda ve kodeslerde.
Gazetelerde, köşelerde.
Hemen hemen her yerde slogancı bir toplum olduk.
Duvarlara yazdık.
Kapılara, meydanlara.
Yapamadığını konuşan, yapamayacağını ballandıra ballandıra anlatanların sloganlarıyla büyüdük.
Sistem her kanatta yeni slogancı başları üretti.
Slogancılar zaten yoldan çıkmaya gönüllüydüler. Kutuplaşmalar slogancılığı arttırdı.Temsil ettiği kesimleri inandırma çabası slogancılığı hep teşvik etti.
Slogancılar değişti, sloganlar değişmedi.
"Ben daha güzel slogan atarım" diyenlerle doldu ülke.
İşimize nasıl geldiyse.
Yarına bakmadan atıldı sloganlar.
Ve hala atılıyor.
"Ya tutarsa" misali.
Üretenler susuyor, üretmeyenler slogan atıyor bu ülkede.
Ve attıkları sloganlar sayesinde ayakta duruyorlar.
Slogancılık bu ülkede herkesi her yere taşıyabiliyor. Slogancılar pek çoğu pek havalı civalı, pek janjanlı
Yıllar böyle geçti. Ancak bu sloganların çoğu boş, inandırıcılıktan uzak kaldı.
Slogancılar işlerine bakıp hep ; "iş bilenler" oldu.
Doğru söyleyeni dokuz köyden kovanlar bizler olduk.
Yalan söyleyeni başımızın tacı yapan yine bizler olduk. Üretmeden slogan üretenler bizler olduk. Üretmeyenin sloganlarına inananlar bizler olduk. Koyun sürüsü gibi.
Sürü psikolojine itildik.
Ama işler yine de pek değişmedi.
Yürüdük.. Yürüdük!
Üretmeden, ürettiğini paylaşmadan slogan atanlar yüzünden, üreten ve paylaşma çabası içinde olan insanlara haksızlık yaptık yıllarca.
Çünkü mütevazi olmasını bilmedik, öğrenemedik.
Hepimizde bir kusur vardır mutlaka.
Hangi kesimden olursa olsun.
İçi boş sloganlar ile iş bitiren, iktidar olan, mevki makam işgal eden ve kendisini olduğundan fazla göstermeyi başaranlar bu ülkede hala bir yerlere geliyorsa diyecek bir şey yok.
Bu ülkede üretenler, paylaşanlar elbette zaman içinde hak ettikleri yerlere geliyor.
Ama iş işten geçiyor çoğu zaman.
Slogan atmayı daha iyi yapanlar hala bir adım önde!
Slogancılarda bir sakatlık yok!
Sakatlık bizde!


Cübbeli-Baykal

Dün Cübbeli Ahmet´in indirilen afişlerini gündeme taşımıştık.
Perde arkasını yorumladık.
Ortada büyük bir çelişki var.
Cübbeli Ahmet´in afişlerinin zamanından önce indirildiğini kimse kabul etmiyor.
Ama organizasyonu yapanlar Pusula´nın haberinin ardından konuştular.
Firmanın kendilerinden ricada bulunduğunu ifade ediyorlar.
Belediye Başkanı İsmail Eşref; "Bilgimiz yok" açıklaması yaptı.
Belediyenin bilboard işlerini yapan firma çelişkili konuşuyor.
Efendim neymiş?
Sözleşme beş günlükmüş!
Yani yapılan sözleşmede, Cübbeli´nin gelmesine iki gün kala afişlerin indirilmesi yazılıymış.
Ya böyle komediye gerek yok.
Kıvranmaya da gerek yok.
Tablo hoş değil.
Demokratik değil.
Cübbeli vazgeçmez ise bugün Zonguldak´ta.
Cübbeli ile geçtiğimiz günlerde telefonla görüşen CHP Lideri Deniz Baykal bu işi duysa acaba ne der?
İlginç ve çok gereksiz bir polemik.
Bunlarla kafa yoracağımıza performansımızı başka şeylere harcamayı öğrenemedik.