CHP'nin İl Danışma Kurulu Toplantısı, danışmadan çok olağanüstü ülke gündemine paralel olarak referandum süreci toplantısına dönmüştü.
Dün de söyledik, bu kaçınılmaz bir durumdu.
Bu nedenle de, "Bize neden danışılmadı?" diyen CHP'lilerin, salonda, salon dışında ve medyadaki çıkışları, partinin hem tabanında, hem de tavanında ayıplandı.
Onların bu çıkışı, CHP'nin Zonguldak'a gelen dört kurmayının anlatmaya çalıştığı şeylerin önüne geçti.
Görüyoruz ki, yine o isimlerin pek çoğu da bu şekilde anılmaktan pek mutlu değiller.
O gün salondan çıkarken tartışmanın ardından telefonla konuştuğumuz Halil Furat'ın İnanış Gazetesi'nde yer alan sözlerinde de bu yumuşamayı fark ediyoruz.
Diyor ki Furat:
"Gerçek öyle değil, işin gerçeğini ben size anlatayım.
Öncelikle güzel bir toplantı oldu.
CHP'de önderlik yapan 4 milletvekilimiz Zonguldak'a geldi.
Güzel bir toplantı gerçekleşti.
Bu bir Danışma Kurulu toplantısı değildi, bu Anayasa Değişikliği ile ilgili bilgilendirme toplantısıydı.
Bunun Danışma Kurulu toplantısı olarak söylenmesi bana göre yanlışın başlangıcıydı.
Bu örgüte moral ve motive verme toplantısıydı.
O yönüyle olumlu bir toplantı oldu.
Referandumda çalışacak, sahada mücadele edecek herkes oradaydı.
Konuşmacı olarak gelen milletvekilleri örgüte güzel bir enerji aşıladılar.
Emeği geçenlere teşekkür ediyorum, bu seçim arifesinde bunların yapılması gerekiyordu.
Ama toplantının sonu iyi olmadı.
O güzel giden toplantı yönetimdeki arkadaşlarımızın acemiliği ve iş bilmezliği dolayısıyla iyi olmadı.
Toplantı nihayetlenmeden, konuşma talep eden arkadaşlarımıza konuşmayla ilgili söz hakkı vereceklerini ifade etmelerine rağmen toplantıyı bitirdiler.
Hiçbir arkadaşımıza bilgi vermeden oradan ayrıldılar."
Devam ediyor Furat:
"Konuşma yapsaydım da niyetim şuydu: CHP, mecliste Anayasa ile ilgili güzel bir savunma yaptı. Bir kere onları tebrik edecektim.
Ne yapmam gerekiyorsa; örgütümün, İl ve İlçe Başkanımın emrindeyim. 'Çalışmalara her tür katkıyı vermeye hazırım' diyecektim."
Buradan çıkarılacak en önemli sonuç şu bence:
CHP'deki pek çok dostumuzun ve Zonguldak siyasetinde rol alan pek çok kişi çok konuşarak çok siyaset yaptıklarını zannediyor.
Bazen her şartta susmak, susabilmek en önemli siyasettir!
Zaten bunu anlayabilselerdi, Zonguldak siyasetinde koşturan pek çoğu hedeflerine ulaşmış, siyasette çok daha önemli yerlere gelmiş olacaktı.
Kimin umurunda!
Dün Ankara'da önemli bir toplantı vardı.
Eren Enerji'nin talep ettiği yeni santral projesine İnceleme Değerlendirme Komisyonu Toplantısı'nın ardından "dur" diyen Bakanlık, dün de ÇATES'i satın alan Elsan'ın yeni santralini "eksiklerin tamamlanması" için iki yıl askıya aldı. Zonguldak'ın daha fazla santrali kaldıramayacağını belirten CHP Zonguldak Milletvekili Şerafettin Turpcu, Çatalağzı Belediye Başkanı Adnan Akgün, Muslu Belediye Başkanı Sebahattin Adıyaman'a, Yaşanabilir Zonguldak Platformu'nun üyeleri eşlik etti.
Bir önceki toplantıda tepkiyle karşılaşan Bakanlık yetkilileri ve firma temsilcileri, tansiyonun yükselmemesi için seslerini bile çıkarmadılar.
Karar umutlandırdı, ama yeterli değil.
Bakanlık sadece ruhsatı 2 yıllığına erteledi.
Ama Zonguldak'ta kaç kişinin bunlardan haberi var?
Bu işler kaç kişinin umurunda ki?
Gel de öl!
Kozlu Belediye Başkanı Ertan Şahin, dün yaşama gözlerini yumdu.
Baştan itibaren saklanmaya çalışılan kanser tedavisi sürecinde her şey çok hızlı gelişti.
Beş ayda her şey oldu-bitti.
Makamlar, şan-şöhret hiç önemli değil.
Önemli olan sağlık...
Belediye Başkanlığı döneminde çok tartışıldı Ertan Şahin...
Şimdi hepsi geride kaldı.
Gidişi erken oldu.
Hepimiz birer birer gideceğiz.
Kimin, nasıl gideceği belli değil.
Gidene mi üzülmek gerekir, geride kalanlara mı?
Gitmek pek zor değil belki, ama geride, henüz ömrünün baharında evlatlar olunca, gel de öl!
Sabır diliyoruz.
Mekanın cennet olsun Ertan Başkan...
Allah evlatlarına, ailene sabırlar versin.
Ve hiç ölmeyecek gibi yaşayarak, hırsına, kibrine, doymayanlara gücünün etkisiyle zehirlenenlere de şunu söylemek gerekiyor.
Bazı şeyleri ölüm yaklaşmadan görmek gerek.
Hakkını-hukukunu yediklerimizden korkmak gerek.
Açlığı da, tokluğu da paylaşmak gerek.
Ergin Özkul...
Cüneyt Özfidan'dan sonra arkadaşımız Ergin Özkul da vatani görevini yapmak üzere bugün askeri birliğine teslim oluyor.
Cüneyt'in gelmesine 2 ay var.
Pusula'nın en önemli silahlarından biri olan Ergin ise, 12 ay aramızda olamayacak.
Önemli olan sağ-salim aramızda olmaları...
Yokluğunu fazlasıyla hissedeceğimiz bir arkadaşımız...
Zonguldak basınına en güzel şekilde adapte olan ve kendisini kısa sürede geliştiren arkadaşlarımızdan biri oldu.
Emeklerin için teşekkür ederiz Ergin...
Şimdiden hayırlı teskereler!
Olmuyorsa Gökhan Demir'i çağıralım!
Zonguldak Belediye Başkanı Muharrem Akdemir, dün yeniden İncivez Mahallesi Üniversite Caddesi'ndeydi.
İki defa yazdık.
İkisinde de gitti, gördü, inceledi.
Sağ olsun...
Var olsun...
Ama dün canı biraz sıkkındı.
İlk yaptığı incelemede yüzünde güller açan Akdemir'in bu durumu pek sarmadı bizi.
Belli ki, canı kaldırım düzenlemesi ve yola tecavüzlerle ilgili olarak daha önce belirlenen sınırların dışına çıkılması olabilir.
Çünkü Başkan gidince, "Biz bunu kandırırız" diyerek iş çeviren çok oluyor.
Pek çok olayda bu oldu.
Yine oluyor.
Yine olacak.
Ayrıca burasının düzenlenmesiyle ilgili Belediye Başkanı Muharrem Akdemir ile BEÜ Rektörü Prof. Dr. Mahmut Özer, neden bir araya gelmez, onu da anlamak mümkün değil.
Sayın Başkan...
Orada basit bir kaldırım düzenlemesi yeterli olmaz.
Oraya aydınlatmasından düzenlemesine, asfaltından görsel tasarımıza adam gibi bir şeyler yapmak lazım.
Eski Belediye Başkanı Secaattin Gonca'nın yaptıkları da olmasa, durum hepten facia!
Biraz cesaret Sayın Başkan...
Biraz cesaret...
Biraz büyük düşünelim.
Orada adam gibi bir düzenleme olduğunda bundan herkes memnun olur.
En çok da bugün karşı çıkanlar!
Biraz cesaret!
Yapamıyorsan, Bodrum'dan Gökhan Demir'i çağıralım!