Gündem yoğun.
Ülke gündeminin bu yoğun temposu içinde yerel konular da arada kaynıyor.
Çözümsüzlüğü gerçekten çözüm yapma başarısını sağlayan bir milletin asil evlatları olarak başımıza buyruk yaşamaya devam ediyoruz!
Çözümsüzlüğü gerçekten çözüm yapma başarısını sağlayan bir milletin asil evlatları olarak başımıza buyruk yaşamaya devam ediyoruz!
Acı gerçekler üzerine muhtemel bir sıralama yapalım:
Bir
Türk Milletli olarak zor insanlarız. Agresif ve medeniyetleşme safhasında sınıfta kalmış bir toplumuz.
Yani her şey Çılgın Türkler´de yazıldığı gibi değil. Eğer öyle olsa ülke herhalde bu durumda olmaz.
Ya da gerçekten çok çılgınız ki olmadık senaryolar içine girip milletçe birbirimizi harcamaktan zevk alır duruma geliyoruz.
O kadar çılgınız ki teröristleri gördüğümüz halde bir önlem alamıyor ve evlatlarımızı tüketiyoruz.
O kadar çılgınız ki her şehit cenazesinin ardından "Vatan sağ olsun" naralarına sığınıp diğer evladımızı da aynı ölümün kucağına atıyoruz. Bu nasıl bir çılgınlıksa!
İki
Türk Milleti kendisini kutuplaşmaların içine empoze etmiş durumda. En azından bu durumda olanların hakim olduğu siyasi üsluplar prim yaptığı sürece bizden pek bir halt olmaz!
Üç
Parti liderleri kendi gelecek ve konumlarını, taşıdıkları misyon ve siyasi anlayışlarını devam ettirebilmek için kutuplaşma ve çatışma anlayışından nimetlenen kişiler. Liderlerin ve temsilcilerinin bu birbirini iteleme, yok etme çabaları demokrasi ötesi bir şey. Liderler milli birlik ve bütünlük duygusunu zedeledikçe olan ülkeye oluyor.
Dört
Parti içi demokrasiyi işletemeyen zihniyetlerin ülkeye verdiği zararı göre göre bu liderlerin peşinden giden taraftarlaştırılmış kesimleri de can-ı yürekten kutlamak gerekiyor! "Bana liderini söyle sana kim olduğunu söyleyeyim" demek için hiç de geç değil!
Beş
Yabancı güçlerin Türkiye´de karmaşa yaratmak için çok fazla bir şey yapmasına gerek yok aslında. İktidar olabilmenin yolunun nereden geçtiği konusundaki yaygın görüşlerin tersini söyleyebilenleri pek göremiyoruz. Bizim liderler demokratik bir süreç işletmekten öte Başbakan olabilmek için birbirine düşüyorlar. Aynı evdeki kardeşler siyasi mirastan pay kapabilmek için kötü arkadaşlardan yardım isteyip medet umuyorlar.
Altı
Türkiye, ideolojilerinden sapmış liderler çöplüğüne dönmüş durumda. Garip olan bir şeyde ´Çılgın Türk´lerin evlatları halen bunları göremiyor! Maksadın ülke bütünlüğünden öte baskın gelebilmek arzusundan kaynaklandığını göremeyenlere ve bu tip liderlerin peşinde ölüp bitenlere şaşıyorum.
Yedi
Türk siyaseti ve siyasetçisi komplekse gömülmüş. Öncelikli görevinin ülke çıkarlarını korumak olduğunu unutan siyasetçiler yerine, bireysel çıkarlarını korumayı öncelikli görev saymış siyasetçi profili teşvik edilmiş.
Sekiz
Türkiye çok halklı, köklü bir millet ve dünyada pek kimseye nasip olmayan bir coğrafyaya sahip olmasına karşın neden bu kadar ilkel bir siyasi mantıkla yürütüldüğünü, neden dış güçlerin üflemesiyle sarsıldığını anlamak için öncelikle siyasi kompleksten kurtulmak gerekiyor.
Liderlerin kompleksleri ülkeyi daha karmaşık hale getiriyor.
Terörü önlemesi gereken siyasi zemin, tırmandırır duruma geliyor.
Ne garip ki kimse de bunu üzerine almıyor. Siz de işi gücü bırakıp bu kutuplaşmaların peşine düşüyor, siyasi çıkarların koruyucusu durumuna düşüyorsunuz.
Dokuz
Hal böyle olunca sizin karın açlığınızı, giderek büyüyen işsizliği, yaşam ve diğer sorunları ikinci plana atıyor, birbirimizle didişmeyi seviyoruz. Çünkü liderlere benziyoruz. Galiba hepimiz iki yüzlüyüz!
Hatalıysam lütfen affetmeyin!
Yatırımcı adayları yalnız!
Zonguldak genelinde istihdam projeleri beklenen hızda gitmiyor.
Ereğli Tersaneler Bölgesi´nde yaşanan hızlı çöküş tam bir çekiç darbesi oldu.
Öte yandan Türkiye Taşkömürü Kurumu´na alınması beklenen işçilerle ilgili de bir hareket yok.
Bölge yatırımcısının yalnızlığı devam ediyor.
Gerek Filyos Projesi, gerekse Kalkınma Ajansı´nın ne zaman sonuç vereceği belli değil.
İşin doğrusu; girişimci bu konularda da ümitsiz.
İstihdam alanlarının yaratılabilmesi için başta yerli yatırımcının teşvik edilmesi gerekiyor.
Bu teşvik ne yazık ki söylemlerden öte pek geçmiyor.
Milletvekilleri kadar yerel siyaset de bu süreçte çok duyarsız.
Yerelde neler üretilebileceği konusunda, yerleşkelerin nasıl çözümlenebileceği konusunda herkes başına buyruk.
Girişimci ve girişimci adaylarıyla siyasi ve bürokratik otorite arasında ciddi bir kopukluk hakim.
Bilgilendirme ve donatım yetersiz.
Durum böyle olunca söylemler lafta kalıyor.
İstihdam alanı yaratmakla övünen siyasi otorite genelde hazıra konuyor.
Hızla zaman kaybetmeye devam ediyoruz.
Ereğli Tersaneler Bölgesi´nde yaşanan hızlı çöküş tam bir çekiç darbesi oldu.
Öte yandan Türkiye Taşkömürü Kurumu´na alınması beklenen işçilerle ilgili de bir hareket yok.
Bölge yatırımcısının yalnızlığı devam ediyor.
Gerek Filyos Projesi, gerekse Kalkınma Ajansı´nın ne zaman sonuç vereceği belli değil.
İşin doğrusu; girişimci bu konularda da ümitsiz.
İstihdam alanlarının yaratılabilmesi için başta yerli yatırımcının teşvik edilmesi gerekiyor.
Bu teşvik ne yazık ki söylemlerden öte pek geçmiyor.
Milletvekilleri kadar yerel siyaset de bu süreçte çok duyarsız.
Yerelde neler üretilebileceği konusunda, yerleşkelerin nasıl çözümlenebileceği konusunda herkes başına buyruk.
Girişimci ve girişimci adaylarıyla siyasi ve bürokratik otorite arasında ciddi bir kopukluk hakim.
Bilgilendirme ve donatım yetersiz.
Durum böyle olunca söylemler lafta kalıyor.
İstihdam alanı yaratmakla övünen siyasi otorite genelde hazıra konuyor.
Hızla zaman kaybetmeye devam ediyoruz.