Pusula TV&[#]8217;de haberleri izliyorum.
MHP Zonguldak 1&[#]8217;inci Sıra Milletvekili Adayı Zeki Çakan, bir yanına İl Başkanı Hamdi Ayan&[#]8217;ı almış, diğer yanına eski Merkez İlçe Başkanı ve Zonguldak Belediye Başkan Aday Adayı Gürkan Gülay&[#]8217;ı&[#]8230;
Çakan, partideki birlik ve beraberlikten söz ediyor.
Gürkan Gülay, gökyüzüne bakıyor, sağa-sola bakıyor, sırıtıyor.
Hamdi Ayan, aşağıya bakıyor, sağa bakıyor, sola bakıyor, o da gülüyor.
Hadi Zeki Çakan&[#]8217;a saygınız yok, kendinize de mi saygınız yok?
Kameralar önünde böyle gülünç duruma düşüyorsunuz.
Maden gönülsüz sevişiyorsunuz, gelmeyin bir araya kardeşim.
Siyaset, nezakettir.
Laubalilik kaldırmaz.
Çakan, eski bir bakandır.
Bunu yanınıza bırakmaz.
Parti bir rüzgar yakalamışken, oylar ivme kazanmışken, böylesi küçük su dökme yarışlarına gerek yok.
Sizce de öyle değil mi?
Kıssadan Hisse: 1985 yılından önce doğanlar&[#]8230;
50-60-70-80´li yıllarda mı büyüdün? Nasıl oldu da hayatta kalmayı başardın?
1- Arabaların emniyet kemeri, kafalıkları ve kesinlikle hava yastıkları yoktu.
2- Arka koltuk tehlikeli değil de eğlenceliydi.
3- Bebek yatakları ve oyuncaklar renkliydi. Ya da en azından kurşunlu, muhtelif zehirli maddeler ile boyanmıştı.
4- Prizlerin, araba kapılarının, ilaç şişelerin ve kimyasal ev temizleyicilerinin üzerinde çocuk kilitleri yoktu...
5- Kasksız bisiklete biniliyordu.
6- Steril su şişelerinden değil de bahçe hortumundan ya da muhtelif başka kaynaklardan su içilmiyordu...
7- Oyun oynamaya çıkmanın tek şartı hava kararmadan önce eve dönmekti.
8- Cep telefonu yoktu ve hiç kimse nerelerde gezdiğimizi bilmiyordu. İnanılmaz...
9- Okul öğlen bitiyordu... Ve öğlen yemeği için evimize geliyorduk.
10- Bir sürü yaramız, kırılmış kemiğimiz ve kırılmış dişimiz vardı, fakat hiçbir zaman birileri bu yüzden mahkemeye verilmiyordu. Kendimizden başka kimse sorumlu değildi.
11- Bolca tatlılar ve tereyağlı ekmekler yiyorduk ve gerçek şekerli içecekler içiyorduk ve hiç kilo sorunumuz olmazdı. Çünkü hep dışarda oynardık, aktif olarak...
12- Dört çocuk bir limonatayı paylaşabiliyorduk... Aynı bardaktan içebiliyorduk ve kimse bu yüzden ölmüyordu.
13- Playstation, Nintendo 64, X boxes, video oyunlarımız, 99 kablolu kanalımız, dolby surround, cep telefonumuz, bilgisayarımız, ınternet de chat odalarımız yoktu.
Onun yerine arkadaşlarımız vardı bolca!
14- Yürüyerek veya bisiklet ile uzakta oturan arkadaşlarımızı ziyaret edebiliyorduk, kapılarını çalıp hatta çalmayarak içeri girip onları oyun oynamaya çağırabiliyorduk!
15- Evet dışarda, o acımasız korkunç dünyada korumamız olmadan nasıl mümkün oluyordu bu? Tek kale üzerine maç yapardık ve birisi takıma alınmadığında psikolojik travma oluşmuyordu ya da dünyanın sonu gelmiyordu.
16- Bazı öğrenciler diğer öğrenciler gibi başarılı değildi ve sınıfta kalabiliyordu. Fakat bu yüzden kimse psikoloğa ya da pedagoğa gönderilmiyordu. Kimsede Dislexia, konsantrasyon sorunu veya hiperaktivite yoktu, basitçe o okul yılını tekrarlıyordu.
17- Özgürlüğümüz, üzüntülerimiz, başarılarımız, görevlerimiz vardı. Ve bunlar ile yaşamayı öğreniyorduk.
Soru: Nasıl oldu da bütün bunlara rağmen hayatta kalmayı başardık?
Ve daha da önemlisi kendi kişiliğimizi bu şartlar altında nasıl oldu da geliştirebildik?
Sen de bu jenerasyondan mısın? Şimdiki çocuklar büyük bir olasılık ile bizim yaşama şeklimizi sıkıcı bulacaklar - fakat- bizler çok güzel ve mutlu yaşadık! (Alıntı)