Atilla İlhan&[#]8217;ın çok bilinen o şiirinin adıdır Sisler Bulvarı&[#]8230;

&[#]8220;Dün&[#]8221;ü en güzel anlatan şiirdi aslında Sisler Bulvarı.

Denizden basmıştı şehri. Ama akşamüstü kalkınca, yerini güneşe bıraktı Sisler Bulvarı.

Hayatta öyle değil mi zaten?

Bir dönem sis, bir dönem güneş...

Bir gün bulut, bir gün yağmur&[#]8230;

Bir gün kar, bir gün rüzgar&[#]8230;

O yüzden alabildiğin kadar nefes al.

Fırsat varken. Sağlığın yerindeyken.

Önceki gün babamı götürdüm doktora.

Göğüs ve Meslek Hastalıkları Hastanesi&[#]8217;ne&[#]8230;

Doktorumuz Özgür Demir, &[#]8220;Nasılsın Veli Amca?&[#]8221; diye sordu.

Babam, &[#]8220;İyiyim, nasıl olayım. Ama&[#]8230;&[#]8221; diye başladı.

79 yaşında. Maden hastası. Bal peteğine dönüşmüş ciğerler. Nefes alabildiğine şükrediyor.

Ya biz&[#]8230;

Her şeyden şikayet ediyoruz.

Yağmurdan, rüzgardan, kardan, güneşten, sisten&[#]8230;

Oysa yaşadığımıza, nefes aldığımıza şükretmeliyiz.

Ve nefes aldığımız her saniyenin kıymetini bilmeliyiz.

Sisler Bulvarı&[#]8217;na girmeden&[#]8230;

Kıssadan Hisse: Keklik!

Osmanlı Padişahı Yavuz Sultan Selim, tebdili kıyafet yapmış, Kuşlar Çarşısı´nı geziyormuş. Avcılar, avladıkları kuşları; tuzakçılar, yakaladıkları maharetli, eğitimli, güzelim kuşları satıyorlar. Bir ara gözü kekliklere ilişiyor Padişahın. Bir grup kekliğin üzerindeki varakta,

"Tane işi, satış fiyatı 1 altın" yazıyor. Hemen yanı başlarında asılı, adeta altın kafes içinde bir keklik daha var ki, fiyatı 300 altın. Padişahın gözü 300 altınlık kekliğe takılıyor. "Hayırdır" diyor satıcıya: "Bunun diğerlerinden ne farkı var ki, bunlar 1 altın, bu 300 altın?"

Satıcı, "Bu keklik, özel eğitimli, çok güzel ötüyor, ötmesi bir yana, bunun ötüşünü duyan ne kadar keklik varsa, hepsi onun etrafına doluşuyor" diyor. "Tabii bu arada avcılar da o etrafa doluşan keklikleri daha rahat avlıyorlar" diye ekliyor. "Satın alıyorum" diyor Padişah: "Al sana 300 altın..."

Parayı veriyor; hemen oracıkta kekliğin kafasını kopartıyor. Adam şaşırıp, "Be adam! Ne yaptın? En maharetli kekliğin kafasını koparttın" diye dövünürken, Padişah gürlüyor:

"Bu, kendi soyuna ihanet eden bir kekliktir. Bu gibilerin akıbeti er ya da geç budur."

Günün Fıkrası: Yanlış adres!

Adamın biri, yeni ulaştığı otele kaydını yaptırır. Odasına girdiğinde masada bir bilgisayar görür ve karısına e-mail atmaya karar verir. Fakat yazdığı mesajı, farkında olmadan yanlış bir adrese gönderir... Tam bu sırada farklı bir yerde kadın, kocasının cenaze töreninden evine yeni dönmüştür ve bilgisayarındaki e-maili görür, arkadaşlarından geldiğini düşündüğü e-maili okuyunca, olduğu yere yığılıp kalır.

Odaya giren annesi, yerde yatan kızını ve ekrandaki mesajı görür.

Kime: Sevgili karıma&[#]8230;

Konu: Yeni ulaştım&[#]8230;

Tarih: 16 Mayıs 2004...

Benden haber aldığına şaşıracağından eminim. Burada bilgisayar var ve sevdiklerimize e-mail gönderebiliyoruz. Buraya yeni ulaştım ve kaydımı yaptırdım. Her şey yarın senin buraya geleceğini düşünülerek hazırlanmış. Seninle buluşmayı dört gözle bekliyorum. Umarım benim gibi sorunsuz bir yolculuk geçirirsin.

Not: Burası çok sıcak...

Günün Sözü:

Bilgelik, bundan sonra ne yapılacağını; beceri, bunun nasıl yapılacağını bilmektir. Erdem ise, bunu yapmaktır.

Andre Starr Jordon