Dün şok haber, Karaman Ermenekten geldi.
Önce göçük denildi.
Sonra işçilerin suyun içinde oldukları açıklandı.
Zonguldaktaki madencilik diliyle su patlaması yaşanmıştı.
Yani terkedilmiş ve su dolu madenlerden birine yakın yerde çalışma yapılırken, aradaki mesafe baraj kapağı gibi yıkılınca, her tarafı su basmıştı.
Ancak televizyonlar, bürokratlar ve bazı uzmanlar, bu işin ne olduğunu anlaşılır şekilde anlatamadı TVlerde
[*] [*] [*]
Gelişmelerin ardından, Mahsur kalanlar arasında Zonguldaklı işçi var mı? diye araştırırken, Çaycuma ve Çevre Köylerini Kalkındırma Derneği Başkanı Savaş Çiloğlundan telefon geldi,
Amcam Recep Çiloğlu da orada, bir haber var mı? diye sorduk.
Konyadan gazeteci arkadaşlar, ilk bilgilere göre işçiler arasında iki Zonguldaklı olduğunu söylediler.
Biri kesin, ama ikincisi konusunda saat 18.30 itibariyle net bir bilgi yok.
Karaman´daki maden ocağında su baskınıyla ilgili maden ocağı yetkilisi Şahin Uyar, Başımız sağ olsun dedi.
Bu söz her şeyi bitirdi.
Bu saatten sonra bir mucize mümkün mü?
Bilemiyoruz.
Acı hepimizin.
Somada olduğu gibi bu acıdan da kent olarak nasibimizi almış görünüyoruz.
Yıllardır başkalarının derdine koşan adam olarak tanıdığımız Savaş Çiloğlu, bu defa yine de bir umut misali çoktan yola çıkmıştı.
[*] [*] [*]
Konuyla ilgili araştırma yaparken, meslektaşımız, Konya Yenigün Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Rasim Atalayın Soma faciasının ardından gittiği Ermenekte yaptığı röportaja göz attık.
Atalayın konuştuğu işçilerden biri de Recep Çiloğlu idi.
Şöyle diyordu Çiloğlu:
Zonguldakta 3 Mart 1992de grizu patlaması sonucu 263 kişi hayatını kaybetmişti.
Ben o bölgede çalışıyordum, ama madende değildik.
22 yıl ara geçtikten sonra aynı acıyı yine yaşadık.
Bu çok elim bir olay.
Madenciliği bilenler de konuşuyor, bilmeyenler de...
Bilmeyen insanlar basının karşına çıkıyor, bilmediği halde tutarsız yorumlar yapılıyor.
Bu konuda çok kızgınım.
Özellikle siyasi rant elde etmek isteyenler, bu konuda konuşmalar yapıyorlar.
Orada bir ihmal var ya da yok demiyoruz.
Önemli olan buradaki acıları dindirmek, yaraları sarmaktır.
Soruşturma mı başlatılacak, sendikalar eteğindeki taşı mı dökecek, siyasiler oralarda siyaset mi yapacak? Yapsınlar, ama şimdi ne yeri, ne de zamanı.
Önemli olan buradaki acıları bir an önce dindirmek.
Bu şekilde halkı da geriyorlar.
Somanın hemen yanında bulunan başka bir maden ocağında iki yıl maden ocağı şefliği yaptım. Oradaki ocakta teknik kadro olarak hiçbir eksik olmadığı gibi, fazla fazla bulunduruyorlar.
Orası yılda 2,5 milyon ton üretim yapıyor.
Burayı boş bırakmazlar, ihmal söz konusu olamaz.
[*] [*] [*]
Somada sonraki dönemde hangi ihmallerin yaşandığı bir bir ortaya çıktı.
Şimdi aynı olay Ermenekte yaşanacak.
Yine Recep Çiloğlunun dediği gibi bilen de, konuşacak bilmeyen de
Soma yavaş yavaş unutulurken, bu olayın yaşanması dikkat çekici
Hiç kuşkumuz yok ki, bunun için de yeni kılıflar uydurulacak.
Kaçınılmaz kaza denilecek.
Başka şeyler söylenecek.
[*] [*] [*]
Olayın tam olarak nasıl olduğunu bilemiyoruz.
Ancak bu risk, Zonguldaktaki özel ocaklarda da zaman zaman yaşandı.
Kimi eski ocaklar haritada görülmediği için adeta bir su kuyusuna doğru ilerlemek mümkün.
Kimisi de sondaja güvenerek, yakınlaşma mesafesini korumaya çalışıyor.
Zonguldakta terk edilmiş olanlarla birlikte binlerce kaçak ocak var.
Bunların bir kısmı su dolu
Bunların hangisi haritada ölçeklendirilmiş?
Bu nedenle su patlamaları kaçınılmaz!
Su patlar mı?
Patlıyor işte.
Böyle patlıyor.
[*] [*] [*]
Sonuç olarak, ne oluyorsa, o mazlum işçilere oluyor.
O gariban, o tamahkar işçilere oluyor.
Onların ailelerine, geride bıraktıklarına oluyor.
__
Mehmet Domaçın sözlerinin ardından
AK Parti İstanbul Milletvekili Mehmet Domaçın açıklamalarına yer verdik.
Sonrasında kendisi aradı.
Bunun üzerine bir söyleşi yaptık.
TTK derhal kapatılmalı derken, nedenlerini sorduk.
Gerek bu açıklamanın öncesinde, gerek sonrasında pek çok açıklama geldi.
Hiç kuşkumuz yok ki, bu karşı açıklamaları yapanlar, bu tepkileri gösterenlerin bir kısmı tribünlere oynuyor.
Konunun özünde Mehmet Domaçın röportajına bakıldığında ne demek istediği açık.
Ya adam gibi kalkındırılsın, ya kapansın diyor.
Biz de diyoruz ki:
İktidar olan sizsiniz. Güç sizde, kapatacağınıza kalkındırın.
Dikkat çeken başka bir ayrıntıyı paylaşalım.
Her ne kadar tepki gösterenler olsa da bu kentte, sokakta, Mehmet Domaçın sözlerine hak veren pek çok kimse var.
En iyisi mi biz kent adına Sayın Domaçı Zonguldaka davet edelim.
Ne demek istediğini bir bir anlatsın.
Biz bu toplantıyı düzenlemeye talibiz.
En azından sorunumuzu ve sonumuzu bizim gibi düşünmeyen biriyle konuşarak daha iyi anlayabiliriz.
Belki, böylece bu kentin esaslı bir maden politikası olur.
Belki, bu süreç Zonguldakı hedef haline getiren etkenlerin ortadan kalkmasını sağlar.
Sorunu sumen altı ederek, bir yere varamadık bu güne kadar.
Bari bundan sonra aklımızı başımıza alalım.