Zonguldak İl Özel İdaresi Genel Sekreteri Recep Demirtaş'ın resmi makam şoförü, Bolu'da rakı içerken Demirtaş'ın fotoğrafını çekmiş, sosyal medyada paylaşmış.
Bu fotoğraf, İl Genel Meclisi üyelerinden birine ulaştırılmış.
O da bana ulaştırdı, bomba patladı! Yani eğer bir kumpas varsa, bu kumpası kuran kişi, Recep Demirtaş'ın resmi makam şoförü Erol Yakalıyer'dir.
Recep Demirtaş'ı Bolu'ya rakı içmeye götüren de, rakı içerken görüntüleyen de, o görüntüleri sosyal medya hesabında yayınlayan da Erol Yakalıyer'dir.
Hani şu İl Özel İdaresi'ne 34 kişi alınıyordu da son dakika Sayın Valimiz Ahmet Çınar listeyi iptal etti ya!
O listede adı olan Melek Yakalıyer kim, biliyor musunuz?
Çıksın Recep Demirtaş, bu kadının kim olduğunu söylesin!
Recep Demirtaş, bu rakı kadehinin altından kalkabilmek için manevralara başlamış.
Efendim, Mesa İnşaat'mış, ihaleymiş, yeni şirketmiş!
Bana ne kardeşim Mesa İnşaat'tan?
Bir yanlış varsa, o yanlışı yapan cezasını çeker!
Ben yapmışsam, ben çekerim!
Recep Demirtaş yapmışsa, Recep Demirtaş çeker!
Demirtaş, Valilikte karşılaştığımızda, "Ben resmi araçla rakı içmeye gidecek kadar şerefsiz miyim?" diyordu!
Ama gazetelere yazdırdığına bakılırsa, bir yerden dönüyormuş, geçerken arkadaşlarına uğramış, iki tek atmış!
Soruşturma yapılsın! Altındaki araç resmi araç mı, özel araç mı, kiralık araç mı, yoksa ihalesi yapılan işlerin kontrolü için tahsis edilen araç mı, öğrenelim!
Sonra konuyu yeniden değerlendiririz.
Eşeğin başına vuruyorum, kıçından ses geliyor!
Meslekte 28'inci yılım. Lafı dolandırmayı sevmem. Ne söyleyeceksem, direkt söylerim!
Ama bazen bilardoda topları birbirine vurdurup deliğe sokmayı da severim!
Bu aralar eşeğin başına vuruyorum, kıçından ses geliyor!
Başına mı vurdum, kıçına mı vurdum, ben bile karıştırıyorum!
Hiç alakasız yerlerden ses geliyor!
Ama çok zevkli bir iş yapıyorum! Ve büyük keyif alıyorum.
Mesela, geçen gün bir dostum, "Senin yazılarını okurken, kendimi Sherlock Holmes'e benzetiyorum" dedi.
Parçaları veriyorum, "birleştirin" diyorum!
O kadar tembel olmayın! Biraz eğlenelim değil mi?
O müteahhide selam söyle!
Akay yine bir şeyler yazmış! Yazısı, baştan aşağıya suç unsurlarıyla dolu!
Biliyorsunuz, ben bu Akay'ı mahkemeye verdim.
Davayı kazandım. Parayı ödemedi!
Altındaki arabasını bağlattım. O davanın tazminatı olacak!
Son yazdığı yazıdan da bir dava açacağım kendisine!
"Meydanı boş sanmasın" diye! Bu arada, o 100 bin lira istediğimi iddia eden müteahhide selam söyle! Kardeşiyle bile görüşmedim! Gerçi o da "Bilmesin" dedi, ama neyse!
Sen de kimseye bir şey söyleme!
Günün Fıkrası: Az kalsın yakalanıyordum!
Bir büroda, biri sarışın, biri esmer ve biri kumral üç kadın, bir kadın müdürün sekreteri olarak çalışıyorlarmış. Bakmışlar ki; müdürleri, her Çarşamba günü iş saatinden bir-iki saat önce çıkıyor. Kendi aralarında konuşup anlaşmışlar, "Biz de müdür gider gitmez erkenden çıkalım" diye. Ertesi Çarşamba müdür gider gitmez, üçü de erkenden çıkmışlar. Esmer olan zamanını alışverişe giderek değerlendirmiş. Kumral; önce kuaföre sonra da çıkıp bir sinemaya gitmiş. Sarışın ise, doğru evine gitmiş. Kapıyı açmış, bakmış ki; müdürü ve kocası yatakta sarmaş dolaş. Hiç gürültü yapmadan kapıyı kapamış ve evden çıkmış. Bir sonraki Çarşamba, müdür çıkınca esmer ile kumral, "Hadi biz de çıkalım" deyip hazırlanmaya başladıklarında, sarışın, "Yoook! Bu sefer ben yokum! Geçen defa az kalsın müdüre yakalanıyordum!" demiş.