Ülke bu haldeyken, Zonguldakın nesini konuşalım?
Hangi beceriksizlerin yaptığı, hangi beceriksizlikleri konuşalım?
Bu kenti istila eden hangi rant çevrelerinin doymayan midelerini yazalım?
Bu kentin hangi çakallarını yazalım?
Bu kentin hangi kurnazlarını yazalım?
Bu kentin siyasette ve bürokraside öbeklenmiş hangi pişkin bürokratlarını yazalım?
Bu kentin hangi yüzsüzlerini yazalım?
Bu kentin hangi geri kalmışlıklarını yazalım?
Bu kentin talan edilmiş hangi duygularını yazalım?
Bu kentte yapılmayan hangi hizmetleri yazalım?
Hangi yarım kalmış hizmetleri yazalım?
Hem sağdan, hem soldan bu kentin sömürülen hangi iyi niyetini yazalım?
Hangi kandırılmışlıkları, hangi kompleksleri yazalım?
Allah aşkına, ülkede bunca iş olup biterken, neyin keyfini yapalım, kimin keyfini yazalım?
[*] [*] [*] [*]
Zonguldak ve Bartın, iki günde üç şehit verdi.
Türkiyenin pek çok kentine şehitler gidiyor.
Gökçebeyde toprağa verilen şehit askerimiz Burak Saraçlı için yapılan cenaze törenini Pusula TVden canlı yayınladık.
Şehidimiz alandan götürülmüş, kalabalık peşinden yürümüştü.
Tam yayını kapatmak üzereyken bir asker anası yanımıza yaklaşıp konuşmak istediğini söyledi.
Oğlu astsubay olarak görev yapıyordu.
Ne diyeceğini merakla bekliyorduk.
Acılıydı
Sitemkardı
Üzgündü
Tepkiliydi
Sonra yeniden;
[*] [*] [*] [*]
Astsubay olan oğlunu anlattı.
Diğer askerleri anlattı.
Korkularını anlattı.
Tüm annelerin yaşadıklarını anlattı.
Başbakana seslendi.
Cumhurbaşkanına seslendi.
Hepsine selam söyledi.
[*] [*] [*] [*]
60lı yaşlarda başı kapalı annemizin gözlerinden yaşlar süzülüyordu.
Tüm acılarına rağmen nezaketini koruyarak, cümleleri seçerek konuşuyordu.
Ve diyordu ki:
Onlar da çocuklarını göndersinler
Onlar da bu vatan için çocuklarını şehit verince anlarlar, bizlerin ne çektiğini
Devam ediyordu:
Bize bu terörü bitireceğiz diye söz verdiler.
İnandık.
Güvendik.
Bitmedi.
Daha da kötüye gitti.
Güvendik.
İnandık.
Oy verdik.
Ellerimiz kırılsaydı da oy vermeseydik
[*] [*] [*] [*]
Bu sözler, çok şey anlatıyordu, tüm siyasetçiler için
Terörden beslenen tüm siyasetçiler için
Açılım süreciyle doğan tavizlerin sonucuydu belki bu sözler.
İnanmışlığın ve hayal kırıklığının bir sonucuydu.
Pek çok nedenden dolayı AK Partiye destek vermiş pek çok seçmenin adına konuyordu belki de.
Çünkü sokaktaki yaygın görüş;
Açılım sürecinde bu tavizler verilmeseydi, bu şehitler gelmezdi
Bu görüş; iktidara inanmış, güvenmiş tabanda da hızla yaygınlaşıyor.
[*] [*] [*] [*]
Yayın bitti.
Önceden sınır ötesi vardı.
Karakollara saldırılar vardı.
Ankara kulislerine göre yakında seçim var.
Hiçbir söz yetmiyor bazen.
İktidarı da, muhalefeti de güven vermeyen bir ülkede vatandaş olmak, dayatma tercihlerle seçime, seçmeye zorlanmak vatandaş için en ağırı olsa gerek!
DEKA Madencilik A.Ş.nin işçileri üç aydır maaş alamıyordu.
Firmaya kayyum atandı.
Yani patron gitti, devlet geldi.
Ama işçiler günlerdir perişan.
Seslerini duyurmaya çalışıyorlar.
Kayyum, yani devlet, onlar yokmuş gibi davranmıyor belki, ama acil durumlarını anlamış gibi de davranmıyor.
Diyor ki işçi:
Ekmek yok
Yiyecek yok
Kendime anlattım
Eşime anlattım
Çocuğuma ne anlatayım?
Bu işlerin yasal işlemleri devam ederken, birilerinin çıkıp zorunlu ihtiyaçlarını karşılamasını beklerdik.
Çok mu zordu durum tespiti yapıp acilen ihtiyacı olanlara kumanya temin edilmesi?
Allah aşkına, nerede her Ramazan, dini bayram üzerinden reklam yapanlar?
Paraları çarçur edenler
Örgütler
Siyasetçiler
Kömür patronları
Genel Maden İşçileri Sendikası
Onun çoooook duyarlı Genel Başkanı
Bilimum zevatlar
Vesaire
Vesaire
Tuzunuz kuru mu?
Keyfiniz gıcır mı?
Kaloriferiniz, doğalgazınız yanıyor mu?
Kasaptan eti, şarküteriden peyniri, zeytini, fırından ekmeği aldınız mı?
Çocuklarınızın cebine harçlıkları bolca koydunuz mu?
Avanta arabayı, müteahhitten beleş daireyi aldınız mı?
Bütün bunları yaparken, bu olup bitenleri çok mu gördünüz?
Yazıklar olsun size
Yazıklar olsun bize
Eyyyyy kayyum;
Havaların, cıvaların iyi mi?
Keyfin gıcır mı?
10 bin lirayı aşan maaşın yeterli mi?