Zonguldak’ta,
Yerel seçimlere yönelik,
Kritik viraja girdik.
Herkes soruyor, “Şurada ne olur? Burada ne olur?”.
Çok acayip şeyler yok aslında.
Bir ilçe hariç,
Çoğu ilçede mevcut durum korunacak gibi.
O bir ilçe ise,
Devrek gibi görünüyor.
Devrek’te,
Kıyasıya bir yarış söz konusu.
Özcan Ulupınar,
Geriden gelmeyi başarıyor.
Tabi bunda,
Devrek Belediyesi’nde yaşanan,
Yolsuzlukların etkisi var.
Otopark meselelerini biliyorsunuz.
Yine Devrek’te,
Kent meydanını sök tak şeklinde,
Bir hizmet anlayışı ortaya çıkmış.
Buna hizmet deniyor.
Zonguldak’ta,
Kent kültürünün en yüksek olduğu yer olan Devrek,
Buna hizmet diyemez.
Şairin var.
İş adamın var.
Edebiyatçın var.
Ankara’da,
Bir dünya yetişmiş insanın var.
Ancak,
Hizmet dedikleri şey parke.
Yakışık almaz.
Selde yıkılan köprüyü,
Belediye imkanlarıyla yapamayan bir belediye başkanı var.
Biliyorsunuz,
Devrek’te ki köprüyü,
İl Özel İdaresi yapıyor.
Zonguldak’ta ki CHP’liler,
Sahili,
Elmas Park’ı falan TOKİ yapınca cırlıyor.
‘Alan yapmadı TOKİ yaptı’ diyor.
Tamam işte!
CHP’li Devrek Belediyesi’nin yapması gerekeni,
Bu sefer yine devlet yapıyor.
Bir de Özcan Ulupınar’ın belediye başkanı olduğunu düşünün.
Devlet,
Devrek’e neler yapmaz.
Öte yandan,
CHP’li kimliği ile bilinen,
Belediye meclis üyeliği yapmış olan,
Okan Onur bomba bir açıklama yaptı.
Yazdıklarımızı,
Bir CHP’li tasdik etmiş.
Onur açıklamasında, “Değerli dostlar, 2019, Devrek Belediye Başkalığı seçiminde tüm miting ve yürüyüşlerin başında yer alarak, halkımıza yaşanası bir Devrek için büyük umutlar verdim ve malum başkana kefil oldum. Umudumuz çok yüksekti, güvendik inandık ve 15 yıl sonra kıl payı da olsa seçimi kazanmayı başardık. Devrek halkının da takdir edeceği üzere en büyük payda şahsıma aitti. Dolayısıyla bugün yaşadığımız tüm olumsuzluklardan istemeyerek te olsa benimde payım olmuş oldu. 4,5 yıl malum başkanın düzelmesi için, evime gelen yıkım kararına, dükkanıma gelen cezalara, dostlarıma arkadaşlarıma tehditlere, işimle-ekmeğime oynamasına rağmen, doğrudan hiç ayrılmadan bir an bile tereddüt etmeden Mustafa Kemal Atatürk ruhuyla, elimden gelen herşeyi yaptım. Sorunları sıkıntıları il başkanlığına ve genel merkeze bildirdim fakat hiç bir yerden destek göremedim. Onlarca soru önergesiyle malum başkana resmi yazışmalar yaptım. Her ne yaptıysam önüne geçmeyi başaramadım. Bugün yaşanan yolsuzluk hırsızlık, icra, dayak, tehdit ve aklıma gelmeyen bir çok haberlerde yer alan mevzulardan dolayı Devrek'imizin adı bir hayli yıprandı. 5 yılımız heba oldu. İçinde bulunduğumuz durumdan derin üzüntü duyuyor ve Devrek halkından özür diliyorum. Affedin. Bilemezdim, Bilemedim. Saygı ve sevgilerimle. Okan ONUR."
Bunları söyleyen kabul görmüş bir CHP’li.
Yolsuzluk ve hırsızlığı tasdik ediyor.
Çetin Bozkurt’un etrafında fazla kimse kalmadı.
‘Şazi’ aldı eline tıngırdatıyor işte.
* * * * * * * * *
Sokağa çıkıyoruz.
Herkesin dilinde hala,
Kuzeyli-Güneyli meselesi dönüyor.
Biliyorsunuz,
CHP Genel Başkanı Özgür Özel’e,
Şovenist yaklaşımlar ile telkinde bulunuldu.
Bunun üzerine,
“Trabzonlunun CHP’lisi makbul olur” dedi.
Trabzonluların koltukları kabardı.
Zonguldak’ın yerli halkı üzüldü.
Tahsin Erdem bundan ders almamış olacak ki,
Keza çok büyük bir şovenist bence kendisi,
Üzerine katarak gidiyor.
CHP seçim otobüslerinden,
Kazım Koyuncu’nun ‘Hayde hayde’ şarkısı çalınıyor.
Baskın bir kemençe sesi ile,
Böyle bir propaganda yapılıyor.
Gerçekten bir akıl tutulması.
Ne kadar sevmiş bu Kuzeyli-Güneyli meselesini.
Oldu olacak,
Hamsi de dağıtsın mahallelerde,
Trabzon’a olan borcunu ödesin.
Belki Trabzon’da madalya takarlar kendisine.
He bu arada,
Üçüncü veya dördüncü defa,
İkinci makas turistik gezisi yapılmış.
Kafile rehberi ise Mustafa Özdemir.
Yahu geçmiş dönemde,
Roman vatandaşlar için,
CHP belediyesi ne yaptı?
Benim bildiğim,
‘Belediyeye roman doldurdu’ diye Ömer Selim Alan eleştiriliyordu.
Roman vatandaşlar ile tokalaşan Tahsin Erdem,
Dezenfektan ile ellerini silmiyorsa,
Ben de Batuhan değilim.
Tahsin Erdem hayatında,
Kaç Roman vatandaşa selam vermiştir acaba?
Bu yaşananlar,
Tahsin Erdem’in organizasyonu değil.
Mustafa Özdemir organizasyonu.
Onun keyfine göre program yapılıyor.
Gazeteci Mustafa gibi değil de,
Şehzade Mustafa gibi davranıyor.