Dün anlatmaya çalıştık.
Şu habere, şu sözlere dikkat&[#]8230;
Ağabeyi Turgut Yılmaz&[#]8217;ın 5 ay önce özel maden ocağında işe girdiğini, 5 gün önce ise aynı kişiye ait kaçak ocakta patron baskısıyla çalıştırılmaya başlandığını ileri süren Tuncay Yılmaz, konuşuyor:
"Kaçak ocakta çalışması için daha fazla para teklif etmişler diye bir söylenti de var.
Tehdit üzerine gitti.
Öldüyse onlar yüzünden, onların baskısı yüzünden öldü ağabeyim. Patronun, ´çalışmazsan atarız´ gibilerinden baskısı vardı.
Ben de şahit oldum bu baskıya.
Kaçak ocakta çalışacak bir insan değildi.
Kaçak ocağın ne olduğunu biliyorduk.
O yüzden çalışmak istemiyordu.
Çalıştığım dönemde ben de kaza geçirdim.
Sonra bıraktım.
Ben şanslıymışım.
Ağabeyim şansızmış.
Ağabeyim ömrü boyunca hiç ocak sahibi olmadı.
Şimdi ölünce ocağın yarısının onun olduğunu iddia ediyorlar.
Kesinlikle öyle bir şey yok.
Benim kardeşim amele olarak girdi ocağa ve o şekilde devam etmek istiyordu.
Zorla usta yaptılar. ´Ya işe gel ustalık yap ya da hiç işe gelme´ diyerek tehdit ettiler.
Kesinlikle anlaşma yoluna gitmeyeceğim.
Benim kardeşim bu ocakta vefat ettiyse, bir can gittiyse bunun diyetini onlar da verecek. Geride kalan eşi ve 7 yaşındaki çocuğu için mücadele edeceğiz."
Sayın Vali Ali Kaban&[#]8230;
Sayın Başsavcı Necip Topuz&[#]8230;
Sayın Emniyet Müdürü Osman Ak&[#]8230;
Bu anlatılanlar ne yazık ki, Zonguldak gerçeği&[#]8230;
Ve bu gerçek çok sık yaşanır oluyor.
Bu kentte 16 yaşındaki çocuk, kaçak ocakta patron gösteriliyor.
Göçükte kalıp ölünce sorumlu kalmıyor.
Bir başka ocakta yaşamını yitiren madenci ocaktan çıkarılıyor.
Yıkanıyor ve giydiriliyor.
Ocaktan, evinden çok uzakta bir elektrik direğinin dibine bırakılıyor.
Son olayda olduğu gibi polise ve TTK arama-kurtarma ekibine haber verilmiyor.
İşçi, kaçak ocaktaki göçükten çıkarılıyor, resmi izinli ocağa götürülüyor.
Burada göçük olmuş havası yaratılıyor.
Ve diğerleri&[#]8230;
Bunlar gibi niceleri&[#]8230;
Ve bunlar hep oluyor.
İşte o kaçak ocaklardan çıkan kömür, işte o şehit madencilerin avuçlarında kalan son kömür, kamu kurumlarının kaloriferlerine gidiyor.
Savcılarımız, emniyet mensuplarımız, o işçilerin son nefeslerinde avuçlarında sımsıkı tuttuğu kömürle ısınıyor.
Geçmişte adliye lojmanlarına giderken yakalanan, daha doğrusu yakalanmak zorunda bırakılan kamyonetin hikayesinde olduğu gibi&[#]8230;
Ve tüm bunlar normal değil.
Her ne kadar polisiye tedbirlerle bu işleri sonlandırmak mümkün olmayacaksa da, yaşananları, &[#]8220;Zonguldak gerçeği&[#]8221; diyerek geçiştirmek mümkün değil.
7 yaşındaki o çocuğa ne diyeceğiz biz şimdi?
Sayın Kaban&[#]8230;
Sayın Topuz&[#]8230;
Sayın Ak&[#]8230;
Siz ne diyeceksiniz?
Ne diyebilirsiniz?
Gözlerine nasıl bakacağız?
Öyle değil mi Muharrem Başkanım?
Zonguldak Emekçi Kadınlar Dayanışma Derneği Başkanı Yüksel Yayla ve Başkan Yardımcısı Nazire Usta, Pusula TV&[#]8217;de önceki gün yayınlanan &[#]8220;Gün Ortası&[#]8221; programında Öznur Güneş&[#]8217;in konuğu oldu.
Bu arada, Öznur Güneş arkadaşımızı da kutluyoruz.
Ekranlara çabuk ısınıyor.
Yayla ve Usta, Dernek faaliyetlerinden bahsederken, siyasi gündeme ilişkin tespitleriyle de önemli şeyler söylediler.
Her iki isim, Emekçi Kadınlar Dayanışma Derneği&[#]8217;nin ötesinde CHP&[#]8217;de resmi görevleri olmasa da aktif iki isim.
Programda konu döndü dolaştı, kent yaşamına ve yerel yönetimlere geldi.
Görev ahlakına ve hizmet anlayışına geldi.
Ve Yüksel Hanım&[#]8217;ın şu sözleri çok anlamlıydı.
Beni dinlerken kızacak kişiler olacak, ama bizde, &[#]8216;Ben bunu söylersem, o kişiyi üzerim&[#]8217; korkusu var.
Gerçeği söylediğimiz, eleştiri yaptığımız zaman bir sürü insanı karşımıza alıyoruz.
Bu şekilde Zonguldak&[#]8217;a zarar veriyoruz.
Bahçelievler gibi bir yerde doğalgaz çalışmalarında ben o çukura basarak evime geçiyorsam, diğer tarafı eleştirmenin bir anlamı yok.
Arabamızı Adliye&[#]8217;nin önüne park ediyoruz, yürüyecek yolumuz yok.
Bunu eleştirmeyip de ne yapalım?
Eğer AK Partili belediye olmuş olsaydı, belki de kıyametleri kopartmıştık. Birazcık vicdanımızın sızlaması lazım&[#]8230;&[#]8221;
Ağzına, yüreğine sağlık Yüksel Hanım&[#]8230;
CHP&[#]8217;de görev yapan, CHP&[#]8217;ye destek vermiş, Başkanımız Muharrem Akdemir&[#]8217;i isteyerek veya istemeden Belediye Başkanı seçmiş binlerce CHP&[#]8217;li adına söylenmiş bir söz bu.
Bunları ve benzer eleştirileri okuyan Akdemir sizce ne yapar?
Güler&[#]8230;
Örgüt ne yapar?
Hedef saptırır&[#]8230;
Ne diyor Yüksel Yayla?
&[#]8220;Birazcık vicdanımızın sızlaması lazım&[#]8230;&[#]8221;
Ne mutlu bu kentteki her durum ve şartta vicdanının sızlamasına izin verebilenlere!
Öyle değil mi Muharrem Başkanım?
Bir okuyun hele&[#]8230;
Çaycuma&[#]8217;da köprü faciası yaşandı.
Sorumlusu bulunamadı.
Gazeteciler, günler öncesinden yaptıkları haberlerle faciayı haber verdikleri halde bulunamadı.
Zonguldak&[#]8217;ta pazaryeri faciası yaşandı.
Çatı çöktü.
Çatının çökebileceği uyarılarına rağmen bir gün öncesinde çatıya su sıktıran Belediye Başkanı Muharrem Akdemir&[#]8217;in gözyaşlarına tanık olduk.
Ölenlerin geride kalanlarının çektiği acıları unutup Başkanı affediverdik.
İşin içinde olan herkes topu taca attı.
İki kişi öldü.
Çok daha büyük bir facia olabilecekken, &[#]8220;kar yağdı, olur böyle şeyler&[#]8221; denilerek hafife aldık.
Ve dün&[#]8230;
2011 yılında ısrarla dile getirdiğimiz yol ve kaldırım çöktü.
Devamı gelmedi.
Yolu bilenler biliyor.
Hepimiz oradan geçiyoruz.
En basitinden;
Çökme, Zonguldak-Kozlu özel halk otobüslerinden biri veya şehirlerarası otobüslerden biri oradan geçerken olsaydı, o otobüs muhtemelen 30 metreden denize, kayalara çakılacaktı.
Türkiye, yine Zonguldak&[#]8217;ı konuşacaktı.
Peki, sorumlusu kim olacaktı?
Yolu yapan, dolguyu taş değil de toprak dolduran Karayolları mı, bir süre önce yolu devralan Zonguldak Belediyesi mi?
Yoksa &[#]8220;afet&[#]8221; diyerek geçiştirecek miydik?
Yemin ederim böylesi yöneticilerin olduğu bir kentte yaşamaktan utanıyorum.
Vallahi utanıyorum, billahi utanıyorum&[#]8230;