Zonguldak'ta yeni bir gazetecilik türedi: Sarılmalı gazetecilik...

50 lira alıp haber yazanları yazdığımızı hatırlayacaksınız.

Hani belediye başkanından harçlık isteyip, "50 lirayı alınca..." uzaklaşanları yazmıştık.

Şimdi sarılmacı gazetecilik başlamış.

Bunların işi sarılmak...

Haber yazmaktan çok sarılıyorlar.

50 lirayı alınca sarılıyorlar.

Fazla olursa, ne olur bilemem.

Rağbet gördükleri kesin!

Şekeri, tansiyonu olan yaşlı adamlar, siyasetçiler, bürokratlar; gazetecilik mesleği altında bu işi yapan arkadaşlara sarılıyorlar.

Bu yaşlı adamların bazıları ginseng, bazıları ballı jel, bazıları kestane balı kullanıyor!

Çirkinliklerine dünyanın en gelişmiş programı fotoshopun bile aciz kaldığı bazı kadınlar, ekonomik ve diğer sorunlarını böyle çözüyorlar.

Kıssadan Hisse: İstediğin fiyata al

Ona, "Yumurtaları ne kadara satıyorsun?" diye sordu.

Yaşlı adam, "Tanesi 1 lira hanımefendi" deyince, "5 liraya 8 yumurta alacağım, yoksa gideceğim" dedi.

Yaşlı satıcı şöyle cevap verdi:

"Gel, istediğin fiyata al. Belki de bu iyi bir başlangıç olur, çünkü bugün tek bir yumurta bile satamadım."

Yumurtaları aldı ve kazandığını (!) hissederek çekip gitti.

Son model arabasına bindi ve arkadaşıyla lüks bir restorana gitti.

Orada, o ve arkadaşı, istedikleri her şeyi sipariş ettiler.

Biraz yediler ve sipariş ettikleri birçok şeyi de yemeden bıraktılar.

Sonra hesabı istedi.

Fatura ona 150 TL'ye mal oldu.

200 TL verdi ve "üstü kalsın" dedi!

Mesele şu ki...

Neden her zaman muhtaç olanlardan satın aldığımız zaman güç bizde oluyor?

Ve neden biz ihtiyacı olmayan insanlara karşı cömert olduk?

Bir yerde okumuştum...

Babam, ihtiyacı olmasa bile yüksek fiyatlarla fakir insanlardan basit ürünler satın alırdı.

Bazen onlar için gereksiz şeyler alırdı, fazladan para öderdi.

Bu rol beni endişelendirdi ve ona, "Neden böyle yapıyorsun?" diye sormuştum.

Babam şöyle cevap vermişti:

"Bu, insanların onurunu kırmadan yapılan yardımdır."

YOĞURTÇU...

Osmanlı'da havanın aşırı soğuk olduğu bir günde, ermiş bir zat dışarıyı seyrediyormuş. Yoğurtçunun sesini duyup, hanımına, "Kap getir, yoğurt alayım" der. Hanım, "Yoğurt var. İhtiyacımız yok" deyince, mübarek de, "Bizim ihtiyacımız yok, ama yoğurtçunun ihtiyacı var ki, bu soğukta sokaktan üçüncü geçişi..." der...

Hayatta; iyi insanlarla, kuldan utanması olan insanlarla karşılaşmanız dileğiyle... (Alıntı)

Günün Fıkrası: Hava yastığı bende...

Karı-koca arabada giderken kadın:

- Seninle güzel bir beraberlik yaşadık, ama ben boşanmak istiyorum.

Adam sesini çıkarmamış, ama gaza basmış, hızı 120'ye çıkarmış.

Kadın:

- Neden dersen başkasıyla bir süredir beraberim.

Adam yine ses çıkarmadan hızı 140'a çıkarmış.

Kadın devam etmiş:

- Evi ben istiyorum

Adam hızı 150'ye çıkarmış...

Kadın:

- Ayrıca bütün çekleri kredi kartlarını ve arabayı da istiyorum.

Ve adam hızı 160'a çıkarmış.

Kadın:

- Hiçbir şey söylemeyecek misin? Sen hiçbir şey istemiyor musun?

Adam hızını 180'e çıkarmış ve:

- Hayır... Ben ihtiyacım olan her şeye sahibim.

Kadın şaşırmış:

- Öyle mi? Nedir o?

Ve adam karşıdaki duvara, saatte 180 kilometre hızla çarpmadan önce cevap vermiş:

- Hava yastığı bende...