Bir...

Aylardır, günlerdir tartışılıyor.

Sonuç ortada.

Olaya futbol maçı gibi, "1-0 olsun, benim olsun" mantığı ile bakarsak, itirazlar ve bazı iddialara rağmen Ak Parti ve MHP çok az farkla kazandı.

Eğer olaya toplumsal denge olarak bakarsak, kazanan olmadı.

[*] [*] [*] [*]

İki...

Bu seçimin rakamların ve sonuçların ötesinde mutlaka bir kaybedeni var.

O da Ak Parti ve MHP, BBP...

İktidarın tüm nimetlerinin sonuna kadar seferber edildiği, kamu çalışanları ve STK'lar üzerinde baskıların, medya üzerinde dayatmaların, kutuplaştırmaların tavan yaptığı bir dönemde sonuçlar yüzde 65'in altına düştüyse, Adil Gür'ün dükkanı kapatıp bu işi bırakması gerekir!

[*] [*] [*] [*]

Üç...

Ve bir başka gerçek...

Şunu da görmek gerekir.

Algı yaratma amaçlı kimi suni tartışmaların, polemiklerin ve Avrupa ile yaşanan krizlerin etkisi olmasa, bu "Evet"lerin oranı çok daha düşük olacaktı!

Ancak oran tam tersine de olsa yine bu "Hayır" için bir "zafer", ne de "Evet" için bir "hezimet" olacaktı.

[*] [*] [*] [*]

Dört...

Türkiye'nin belki de yüzde yüzü daha kapsamlı bir anayasa değişikliğine ihtiyaç duyduğu halde 51,3'e 48,8'lik bir sonuç çıkmışsa, toplumun her kesiminden "iktidara ve MHP'ye çok önemli bir uyarı var" demektir.

Neredeyse yüzde 49'u "Hayır" denilmiş bir anayasa nasıl uygulanabilir?

Baştan beri söyledik.

Daha uzlaşmacı bir dil ile üzerinde toplumsal mutabakatın daha fazla sağlandığı bir yol haritası belki de bu oranı yüzde 70'lere belki, daha yükseklere taşıyabilirdi.

[*] [*] [*] [*]

Beş...

Zonguldak açısından bakmak gerekirse;

AK Parti, 1 Kasım genel seçimleri sonucu yüzde 49,4'ü görmüştü.

MHP yüzde 9,5 almıştı.

AK Parti ve MHP'lilerin iddialarına göre, Zonguldak'ta yüzde 60 cepteydi.

İki parti bir araya geldiklerinde, 1 Kasım'daki oyun aynısını alabildiler.

Bunların nedenleri saymakla bitmez.

AK Parti İl Başkanı Zeki Tosun ile MHP İl Başkanı Hamdi Ayan, şimdi bu yüzde 49'un kaçı hangi partide; otursunlar, düşünsünler, bölsünler, çarpsınlar, paylaşsınlar!

AK Parti'nin yönetimleri de dahil olmak üzere her iki parti içindeki "Hayır"cıları yazdığımda itiraz eden çok olmuştu!

Kimler yoktu ki?

İl yöneticisi, eski Belediye Başkanı, iktidarın atadığı bazı bürokratlar!

Söz verdim.

Merak etmesinler isimleri bende saklı.

[*] [*] [*] [*]

Altı...

Seçim sonuçları üzerine AK Parti içinde hesap vermesi gerekenlerin başında son haftaya girilirken seçim çalışmalarını bırakıp Trabzonspor-Beşikmtaş maçı nedeniyle dört günlüğüne Trabzon'a giden Milletvekili Hüseyin Özbakır, İl Başkanı Zeki Tosun ve Tosun'dan sonra kendisini İl Başkanlığına hazırlayan İsmail Ofluoğlu geliyor.

Ve bir başka isim...

Ve diğer iki milletvekili...

Seçim sonucunda Özbakır'ın alkış yaparak sevindiğini gördük.

Allah aşkına bu durum, "Evet"e oy veren ve AK Parti'ye gönül verenlerin zekasıyla dalga geçmek değil de nedir?

Aylardır "Evet"e değil, tavır, davranış ve takıntılarıyla "Hayır"a çalışan kimdi?

AK Parti içindeki yöneticiler, belediye başkanları ve meclis üyeleri biliyor.

[*] [*] [*] [*]

Yedi...

Sonuç olarak, darbe karşısında iktidara sonuna kadar sahip çıkan büyük çoğunluk iş çok tartışmalı bir anayasaya geldiğinde desteğini çekti.

Umarız iktidar ve muhalefet buradan dersler çıkarır.

[*] [*] [*] [*]

Sekiz...

Sonuçlar üzerine çok tartışmalar olur.

İzlerken, okurken kafanız hepten karışabilir.

Ama hepimizin, ülkesini seven herkesin, neci olursa olsun ülkemizin geleceği adına birbirimize sahip çıkmak zorundayız.

Ulusal bazdaki bazı geri zekalı yazarların "iç savaş" gibi cümleler kurarak ortamı germesi vatan hainliği ile eşdeğerdir.

[*] [*] [*] [*]

Dokuz...

Herkes tribün şovlarını bırakıp sürece ve sonuca vicdanıyla bakmak zorunda...

Partizanca duygularla birbirimizi yok etmeye çalışarak, bu ülkeyi sevemeyiz, sahip çıkamayız.

Bu ülke hepimizin...

Bizler ancak birlikte Türkiyeli olabiliriz!

[*] [*] [*] [*]

Dokuz buçuk...

Tabi tüm bunların ötesinde en çok merak edilen soru.

Şimdi ne olacak?

Dün akşamki sonuçtan sonra kent merkezinde havai fişek atanların kafasıyla bu soruya yanıt bulamayız!

"Önce ülkem" diyebilen herkesin iyi niyet duygularına ihtiyacımız var.

Eğer toplumun verdiği bu mesaj doğru yok sayılır ve doğru algılanmazsa ilk seçimin sonucunu kestirmek zor olur!

Asiye Nine!

Günlerdir hemen hemen tüm siyasetçiler seçime katılım çağrısı yapıyor.

Yapılan onca çağrıya rağmen, ne yazık ki, elini-kolunu sallaya sallaya gezen pek çok genç ne ilk defa ne de son defa oy vermeye gelmedi.

Zonguldak Halk Sağlığı Müdürlüğü Koordinasyon Merkezi, yaşlı, engelli ve yardıma muhtaç vatandaşların sandık başına gidebilmesi için görev başındaydı.

Belde ve köyler dahil il genelinde verilen hizmette 21 nakil ambulansı görev yaptı.

Halk Sağlığı Müdürü Fatih Akca da çalışmaları yerinde inceleyerek görevlilere başarılar diledi.

Yaşlı, engelli ve yardıma muhtaç vatandaşlardan oylarını kullanmak isteyenler 444 38 33 numaralı telefondan destek isteyebildi.

Ancak yine de bu imkanlardan bihaber olan vatandaşlarımız da vardı.

Öncesinde daha fazla duyurular yapılabilseydi daha fazla vatandaşımız sandık başına taşınabilirdi.

Sandık başına gelenlerden biri de, 87 yaşındaki Asiye Yayla oldu.
Evde Sağlık Hizmetleri tarafından sedye ile evinden alınan Yayla, Zonguldak İlkokulu'nda oyunu kullandı.

Geçen seçimlere oranla çok fazla vatandaşımızın bu imkanlarla sandık başına geldiğini gördük.

Israr ve inatla sandığa gitmeyenlerin yanında onlara ne kadar teşekkür edilse azdır.

Ayrıca Fatih Akca ve bu konuda görev alan tüm görevlileri kutluyoruz.

Unutmadan!

Elbette oy kullanmamak da anayasal bir haktır, ama tüm imkanlara rağmen sandık başına gitmeyenler Asiye Ninemizden utanmalı!

Ajans muhabirleri...

Biz gazetecilerin kamuoyuna karşı vicdani ve mesleki sorumluklarımız çok fazla. Hepimiz kendi takımlarında sahanın farklı noktalarında görev yapıyoruz.

Her alanın kendi açısından da ayrı bir zorluğu, keyfi ve endişesi var.

Bazen masa başında kalmak zor, bazen sabahtan gece geç saatlere kadar zamanlı zamansız yaşamak zorunda kalmak.

Dün bir kez daha gördük ki, arazide görev yapan arkadaşlarımız, özellikle de Zonguldak'ta şubesi bulunan haber ajanslarında çalışan arkadaşlarımız olmasa, medyanın, gazetelerin işi çok daha zor.

Onlar genç kardeşlerimiz...

Arkadaşlarımız...

Hepsi de öyle...

Gecelerini gündüzlerini haber peşinde koşturarak geçiriyorlar.

Emekleri çok fazla olmasına, aynı anda birden çok görev yapmak zorunda kalmalarına karşın ne hak ettiklerini alabiliyor, ne de hak ettikleri saygıyı görüyorlar.

Hatırlatalım dedim.

Hepsine teşekkür ediyor, görevlerinde başarılar diliyoruz.