Henüz 17 yaşında kaçak kömür ocağında hayatını kaybeden Yıldız Tutal´la ilgili kamuoyunda tartışmalar sürüyor.


Dün bu konuda TTK Genel Müdürü Rıfat Dağdelen´in açıklamaları vardı gazetemizde.


Dağdelen çaresizliğini şu sözlerle ifade ediyordu: "Bunlarında ne ruhsatı nede işletme izni yok. Redevansçıların bir kısmı bunlardan şikâyetçi. Bir kısmı da belkide bunların ürettiği kömürü alıyordur. Benim bir yetkim yok. Bu sosyal boyutlu bir yaradır ve çok boyutludur. 2-3 kişinin halledeceği bir meselede değildir. Bunları çalıştıran ve yakalandığı zamanda ´benim bir ilgim yok´ diyen redevansçılar olduğu gibi bunlara şiddetle karşı olan redevansçılarda var. Bu karışık bir olaydır. Mesela Çevre Müdürlüğünün mahalleleri dolaşıp yakılan kömürlere bakması lazım. Ama Çevre Müdürlüğünde yeterli eleman yok. Vilayette aynı şekilde. Yani bu basit bir olay değildir."


TTK Genel Müdürü Rıfat Dağdelen, kaçak ocaklarda ölen kişinin ocak sahibi olarak gösterildiği gerçeğini şu cümlelerle itiraf ediyor: "Çünkü bir insan öldüğünde onunla ilgili dava edilecek bir durum yok. Kimdi bu adam? Ocağın sahibiydi ve öldü. Şimdi kimi dava edeceksin? Ocak sahibi diye düşündüğün kişinin bir resmi kaydı gibi bir şeyi yok. Sen istediğin kadar falancıydı de."


Bu kadar basit.


Ben ocak sahiplerinin geneline şöyle geniş açıyla bakıp, bir fotoğraf çekiyorum.


Sonra kaçak ocaklarda ölenlerin vesikalıklarına bakıyorum.


Tek, tek. Hepsi yoksul köylü çocukları.


Zonguldak´ın köylerinden gelmişler, iş bulamadıkları için kaçak ocaklara girmişler.


Birileri bunların üzerinden zengin olmuş.


Onlar ölmüşler.



Bu cinayetler nasıl önlenir?


TTK Genel Müdürü Rıfat Dağdelen, satır aralarında kimlerin bu işten sorumlu olduğunu söylüyor aslında.


Kaçak kömür ocağından çıkan kömürü kim alıyor?


Bu kömürü alan olmazsa satan olur mu?


Yani alıcısı olmayınca üretim olmaz.


O halde kaçak kömür kullanan herkes bu cinayetlerin suç ortağıdır.


Dağdelen diyor ki: "Mesela Çevre Müdürlüğünün mahalleleri dolaşıp yakılan kömürlere bakması lazım."


Çevre Müdürlüğü bu işi göstermelik yapıyor.


Çünkü biz yol kenarlarında, apartman önlerinde kum gibi kömürler görüyoruz.


El arabalarıyla apartmanlara taşınıyor bu kömürler.


Gündüz, gece fark etmiyor.


Ama müdahale edeni de görmedik.


Çevre Müdürlüğü´nün elemanı yetersiz olabilir.


Belediye Zabıtası ile işbirliği yapılamaz mı?


Dağdelen iki noktaya daha parmak basıyor:


1. Rödövansçıların bazıları kaçak ocaklara göz yumuyor.


2. Karayolunda kömür sevkiyatında önlem alınmıyor.


Bu iki konu da daha ciddi tedbirler alınırsa, kaçak ocaklar sorununun bir miktar önüne geçilebilir.


Bu konuda farklı görüşler de var.


Kimileri diyor ki: Trafik kazalarında yüzlerce insan ölüyor. Karayolları kapanıyor mu?


Karayolları kapanmıyor ama iyileştirildiği için yıldan yıla kazalar azalıyor.


Bizim ocaklar kaçak olduğu için iyileştirme de olmuyor.


İnsanlar pisi pisine ölüyor.


Önerimiz, bu cinayetlerin önlenmesi için başta Sayın Vali Erdal Ata olmak üzere, devletin tüm yetkili organlarına görev düşüyor.