Almanya gezisinde beni şaşırtan unsurlardan biri binaların büyük bölümünün camla kaplı olmasıydı.
Yani sadece cam bölümleri değil.
Dört bir yanı.
İç duvarlar cam.
Dış duvarlar cam.
Birçok binada tavanlar cam.
Televizyon binaları.
Medya binaları.
Kamu binalarının bir bölümü.
Yeni Bakanlık binaları
Bazı ticaret merkezleri.
İşçi sendikaları.
Parlamento binaları.
Cam her yerde.
Son zamanlarda bizde de cam giydirme yapıyorlar.
Ama bir farkı var.
Bizimkiler filmli cam kullanıyor.
Almanlar tamamen şeffaf cam kullanıyor.
Yani gariptir ama bazı binalar var.
Binanın bir tarafından baktığınızda önce içindeki insanların ne yaptığını sonra diğer tarafında ne olduğunu görebiliyorsunuz.
Zonguldaklı gurbetçilerin ağırlıkta yaşadığı kentlerden biri olan Düsseldorf´ta bunlardan bayağı var.
En basiti Düsseldorf´taki eyalet meclisi.
Berlin´deki pek çok bina.
Alman gazetecilere ve politikacılara bunun nedenlerini sorduk.
Yani hadi cam giydirme yapılıyor da neden filmsiz camlar kullanılıyor?
Olayın sadece mimari kaygılardan ileri gelmediğini öğrendik.
Tamamen şeffaflık politikası ile camı estetize etmişler.
Yani bizdeki gibi değil.
Zonguldak´ta son dönemde yapılan cam giydirme binalara bakıyorum.
İçeriden bakınca her şey görülüyor.
Dışarıdan bakınca zifiri karanlık.
Birçok kamu kurumunun ne kadar şeffaf yönetildiğine ilişkin ciddi çelişkiler geliyor.
Bizde şeffaflık anlayışı, iyi niyetli insanların ihbarları ve çıkar kavgası nedeniyle devre dışı kalan kişilerin fısıltıları olmadan ortaya çıkmıyor.
Şeffaf toplum demekle toplum şeffaf olmuyor.
Zonguldaklılar bu mantık nelerin sümen altı edildiğinden haberdar olamıyor.
Tek güvence ilahi adalet.
O da birgün tecelli ederse.
Gurbetçiler ve Almanya´ya sık sık gidip gelen isimler de bu şeffaflık anlayışını Zonguldak´a biraz olsun taşıyabilseler keşke!
Sadi Bey´in arşivi
Sadi Uyar, Gökçebey´de tarih üzerine kafa yoran isimlerden. Elinde güzel ve zengin bir arşiv var. Gökçebey´i sel basınca onlar ciddi anlamda zarar görmüş.
Fotoğraflarını gönderdi.
Sadi Bey çok konuşur, çok bilir.
Herkese akıl verir.
Zaman zaman benim de yardımlaştığım üstad nasıl olur da bu değerli arşivi daha iyi muhafaza etmez, anlayamadım doğrusu.
Sadi Bey´e üzülmedim ama çamur içinde kalan arşive çok üzüldüm!
Eşref´e düşen görev
Dün Nizam Caddesi´nde dolaştık.
Esnafla konuştuk. Esnafın kafası karışık.
Caddenin baştan sona bir yaşam paylaşım alanı haline gelmesi an meselesi.
Yani kaldırımlara masaların konulmasına izin verildiğinde, orta yolun da araç trafiğine kapatılması durumunda altı ayda şenlenir.
Ancak bazı esnaf istemiyor. Zonguldak Belediye Başkanı İsmail Eşref isterse burada bambaşka bir Zonguldak yaratabilir.
Bu sefer ara caddeler bile dolar.
İnsanların akın ettiği mekanlar haline gelir. Yazları gece geç saatlere kadar buralar tıklım tıklım olur.
İtiraz eden esnaf olursa anket yapılsın.
Sonra karar verilsin.
Haydi Sayın Eşref, bir daha düşünün.