TTK Genel Müdürü Rıfat Dağdelen´di.
Son dönem yapılan eleştiriler sonrası görevden alındı.
Ak Parti İl Başkanı Hamdi Uçar, 3 yıl önce Merkez İlçe Başkanı iken Dağdelen´in alınmasını istiyordu. Sonunda oldu.
Dağdelen görevden alındı yerine TEKDER Üyesi Burhan İnan göreve getirildi.
Kendisini tebrik ediyorum.
Bu durumda; "Hamdi Bey´in başı göğe erdi" yorumunda bulunanların unuttuğu bir durum var.
Dağdelen yatırım bazında önemli işler yaptı. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan referanslıydı.
Başbakan istemese kimse görevden alamazdı.
Bu durumda olsa olsa Başbakan´ın başı göğe ermiş olabilir.
Şimdi Burhan Bey´e bakıyorum.
Burhan Bey´in ilk açıklamalarına bakıyorum.
Bir kararsızlık hissediyorum.
Sanki bir özgüven eksikliği var.
İddialı söylemleri yerini zaman zaman soru işaretlerine bırakıyor.
Rıfat Dağdelen´in ardından ortaya koyacağı tablo çok önemli. İşi zor.
Bu saatten sonra verimde patlama yaşanırsa elbette yalnızca Burhan İnan´ın başarısı olmayacak.
Dağdelen durumu mahkemeye taşımıştı.
Bu durumda bir üst göreve atanmadığı için mahkemece görevine iade edilecek.
Ak Parti´nin bunu bildiği halde böyle bir yöntem izlemesinin nedenleri nedir?
Bunu da anlamak mümkün değil.
Sonuçta Burhan Bey´in üzerinde bir Dağdelen baskısı var.
Birlikte aynı yönetimdeyken Burhan İnan ve Mustafa Şimşek´in karşı çıkması sonucu bazı atamalar yapılamamış.
Bu konularda müşterek görüşler oluşturulup uygulanmak yerine gizli bir düşünce çatışması içine girilmiş.
Din ile devlet işleri buralarda da birbirine karıştırılmış.
Kurumu ticari bir mantıkla işletilmesi gerekir. Birilerinin hesaplaşma yerine dönüştürülmesi huzursuzluğu arttırır.
Bir süre izledikten sonra daha net bir değerlendirme yapmak mümkün olacak.
Son dönem yapılan eleştiriler sonrası görevden alındı.
Ak Parti İl Başkanı Hamdi Uçar, 3 yıl önce Merkez İlçe Başkanı iken Dağdelen´in alınmasını istiyordu. Sonunda oldu.
Dağdelen görevden alındı yerine TEKDER Üyesi Burhan İnan göreve getirildi.
Kendisini tebrik ediyorum.
Bu durumda; "Hamdi Bey´in başı göğe erdi" yorumunda bulunanların unuttuğu bir durum var.
Dağdelen yatırım bazında önemli işler yaptı. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan referanslıydı.
Başbakan istemese kimse görevden alamazdı.
Bu durumda olsa olsa Başbakan´ın başı göğe ermiş olabilir.
Şimdi Burhan Bey´e bakıyorum.
Burhan Bey´in ilk açıklamalarına bakıyorum.
Bir kararsızlık hissediyorum.
Sanki bir özgüven eksikliği var.
İddialı söylemleri yerini zaman zaman soru işaretlerine bırakıyor.
Rıfat Dağdelen´in ardından ortaya koyacağı tablo çok önemli. İşi zor.
Bu saatten sonra verimde patlama yaşanırsa elbette yalnızca Burhan İnan´ın başarısı olmayacak.
Dağdelen durumu mahkemeye taşımıştı.
Bu durumda bir üst göreve atanmadığı için mahkemece görevine iade edilecek.
Ak Parti´nin bunu bildiği halde böyle bir yöntem izlemesinin nedenleri nedir?
Bunu da anlamak mümkün değil.
Sonuçta Burhan Bey´in üzerinde bir Dağdelen baskısı var.
Birlikte aynı yönetimdeyken Burhan İnan ve Mustafa Şimşek´in karşı çıkması sonucu bazı atamalar yapılamamış.
Bu konularda müşterek görüşler oluşturulup uygulanmak yerine gizli bir düşünce çatışması içine girilmiş.
Din ile devlet işleri buralarda da birbirine karıştırılmış.
Kurumu ticari bir mantıkla işletilmesi gerekir. Birilerinin hesaplaşma yerine dönüştürülmesi huzursuzluğu arttırır.
Bir süre izledikten sonra daha net bir değerlendirme yapmak mümkün olacak.
Radikal yöneticiler lazım
Zonguldak dışındakilere Zonguldak´ı anlatırken yoruluyoruz.
Hemen hemen herkesle her sohbette şehrin nasıl bu kadar kötü yönetildiğinden bahsediliyor.
Bizlerde mecburen açıklama getirmek zorunda kalıyoruz.
Zonguldak´ta bu kadar kavga boş yere veriliyor.
Bireysel mutluluklarını her şeyin üzerinde tutan bir anlayış söz konusu olduğu sürece bir şey değişmeyecek.
Örneğin şehirleşme.
Büyük düşünemiyoruz.
Yanlışları düzeltmek için görevlere gelenler baştan yanlış yapıyor.
Zonguldak dışında başka uydu kentler kurmak zorundayız.
Zonguldak´ın Şehir Merkezi Devrek- Gökçebey - Çaycuma´nın ortasında bir noktaya taşınsa ne olur?
Orada zamanında üniversite kurulsa çoktan bu süreç yoluna girmişti.
Bugün orada modern bir şehirleşme sağlanmaya başlamıştı.
Bugün de olabilir.
Bu görüşte olan çok.
Cesaret eden yok.
Ama iki günlük dünyasında sorunsuz yaşamak isteyenler bu düşünceyi dillendiremiyor.
El birliği ile kenti çirkinleştirmeye devam ediyoruz.
Bu kafalarla daha çok edeceğiz.
Radikal yöneticiler lazım bize.
Yoksa hep birbirimize iltifatlarla geçireceğiz ömrümüzü.
Hemen hemen herkesle her sohbette şehrin nasıl bu kadar kötü yönetildiğinden bahsediliyor.
Bizlerde mecburen açıklama getirmek zorunda kalıyoruz.
Zonguldak´ta bu kadar kavga boş yere veriliyor.
Bireysel mutluluklarını her şeyin üzerinde tutan bir anlayış söz konusu olduğu sürece bir şey değişmeyecek.
Örneğin şehirleşme.
Büyük düşünemiyoruz.
Yanlışları düzeltmek için görevlere gelenler baştan yanlış yapıyor.
Zonguldak dışında başka uydu kentler kurmak zorundayız.
Zonguldak´ın Şehir Merkezi Devrek- Gökçebey - Çaycuma´nın ortasında bir noktaya taşınsa ne olur?
Orada zamanında üniversite kurulsa çoktan bu süreç yoluna girmişti.
Bugün orada modern bir şehirleşme sağlanmaya başlamıştı.
Bugün de olabilir.
Bu görüşte olan çok.
Cesaret eden yok.
Ama iki günlük dünyasında sorunsuz yaşamak isteyenler bu düşünceyi dillendiremiyor.
El birliği ile kenti çirkinleştirmeye devam ediyoruz.
Bu kafalarla daha çok edeceğiz.
Radikal yöneticiler lazım bize.
Yoksa hep birbirimize iltifatlarla geçireceğiz ömrümüzü.
Filyos´ta limana kim dur diyecek?
Filyos´ta bir liman kavgası var.
Filyos Projesi içinde 25 milyon ton kapasiteli liman yapımı düşüncesi devam ederken, sadece 3 kilometre uzağında, yani tam Filyos´un 5 milyon ton kapasiteli ikinci bir liman ne demek?
Burada ikinci bir liman yapımına kim karar verecek?
Filyos Belediye Başkanı Ömer Ünal, ikinci limana karşı çıkan Çaycuma TSO Başkanı Rıfat Sarsık´a yanıt vermiş.
"Otel yapacaksa limandan vazgeçeriz"
Tiye alır bir yaklaşım.
Ömer Ünal sanırım Filyos´un merkezinde bir liman yapıldığında orada neler olacağını düşünemiyor.
Bu konuda acele etmemeli.
Filyos mantıklı bir imar, mantıklı bir şehirleşmeyle Zonguldak´ın nefes alacağı noktalardan biri olacak.
Ama Ömer Bey böyle devam ederse sapla saman birbirine karışmış bir Filyos bırakacak.
Bunun için geleceği görmek gerekir.
Öte yandan hangi bürokratın, hangi siyasetçinin bu işe dur diyeceğini de merak ediyorum.
Bir memleket böyle sallapati yönetilir mi?
Alaplı´dan Filyos´a kadar her durakta liman yapma gafletine düşmemeliyiz.
Filyos Projesi içinde 25 milyon ton kapasiteli liman yapımı düşüncesi devam ederken, sadece 3 kilometre uzağında, yani tam Filyos´un 5 milyon ton kapasiteli ikinci bir liman ne demek?
Burada ikinci bir liman yapımına kim karar verecek?
Filyos Belediye Başkanı Ömer Ünal, ikinci limana karşı çıkan Çaycuma TSO Başkanı Rıfat Sarsık´a yanıt vermiş.
"Otel yapacaksa limandan vazgeçeriz"
Tiye alır bir yaklaşım.
Ömer Ünal sanırım Filyos´un merkezinde bir liman yapıldığında orada neler olacağını düşünemiyor.
Bu konuda acele etmemeli.
Filyos mantıklı bir imar, mantıklı bir şehirleşmeyle Zonguldak´ın nefes alacağı noktalardan biri olacak.
Ama Ömer Bey böyle devam ederse sapla saman birbirine karışmış bir Filyos bırakacak.
Bunun için geleceği görmek gerekir.
Öte yandan hangi bürokratın, hangi siyasetçinin bu işe dur diyeceğini de merak ediyorum.
Bir memleket böyle sallapati yönetilir mi?
Alaplı´dan Filyos´a kadar her durakta liman yapma gafletine düşmemeliyiz.