CHP’nin 39’uncu Olağan Kurultayı bahanesi ile Ankara’ya giden Zonguldak Belediye Başkanı Tahsin Erdem, eşi Hande Erdem ve oğlu Emirhan Erdem ile Ankara’da Jolly Joker adlı mekanda sanatçı Melek Mosso konserinde eğlendi.
Armada’daki akşam yemeğinin ardından Çankaya’da Jolly Joker adlı mekanda Melek Mosso’yu izleyen Erdem ailesi, sahneden isimlerini anons ettirdiler.
Zonguldak’ta ‘para yok’ diye ağlayan Tahsin Erdem’in Ankara’da lüks bir mekanda eğlenmesi haberdir!
Üstelik seçimden önce, belediyeye dolmuş ile gideceği vaadinde bulunup, makam araçları, korumalarla bambaşka bir figüre dönüşen belediye başkanının eşi ve oğlu ile içkili, lüks bir mekanda eğlenmesi dünyanın her yerinde haberdir!
Bizim de yaptığımız budur!
Aslında bu haberin içinde başka bir haber daha var!
Tahsin Erdem, Ankara’ya eşi ve oğlu ile gitti!
Belediyenin resmi makam aracıyla!
Tahsin Erdem, yerine vekil bıraktığı için izin gününde belediyenin şoförü ve resmi aracını kullanarak Melek Mosso konseri için Ankara’ya gitmiş oldu!
Kurultaya bile gitse resmi araç ve şoför ile gidemez!
Şoför mesai aldı!
Araç yakıt kullandı!
Hande Erdem, Melek Mosso ile göbek attı!
Erdem ailesi, Zonguldak Belediyesi’nin imkanları ile eğleniyor!
Bu suçtur!
İçişleri Bakanlığı mutlaka gerekeni yapacaktır!
Bu arada!
Tahsin Erdem, Ankara’da ailece Melek Mosso konserine gidebilecek kadar rahatsa Zonguldak İl Emniyet Müdürlüğü kendisini hala neden ve kimden koruyor?

CHP ve Ekrem İmamoğlu’na ihanet

CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu ve onlarca Belediye Başkanı cezaevinde yatarken, CHP’nin 39’uncu Olağan Kurultayı bahanesi ile Ankara’ya giden Zonguldak Belediye Başkanı Tahsin Erdem’in ailesiyle birlikte Melek Mosso konserine gidip içmesini nasıl değerlendirmemiz gerekiyor?
Tahsin Erdem, akciğer kanseri oldu, tedavi gördü!
Ama akıllanmamış olacak ki alkol kullanmaya devam ediyor!
Kendi sağlığına ihanet ediyor!
Ekrem İmamoğlu’na ihanet ediyor.
CHP’ye ihanet ediyor!
Zonguldak’a ihanet ediyor!
Zonguldak’ta Akın Kavi ile, Ankara’da Gökhan Demir ile içen vizyona sahip bir belediye başkanımız var!
Ne kadersiz bir kentsin Zonguldak!
Vizyonu terminalde kahyalık yapmak olan biri tarafından yönetiliyorsun!

Aptal ata binince bey oldum sanır!

“Kamış, ses verince ney oldum sanır.
İplik, elde gerilince yay oldum sanır.
Kütük, suya düşünce sal oldum sanır.
Yalan, dilden çıkınca söz oldum sanır.
Aptal ata binince bey oldum sanır.
Cahil de kendini adam oldum sanır.”
Bu şiiri hepimiz biliriz!
Anlattığı temel düşünce ‘şekil değiştirince kendini değerli sanan ama özünde değişmeyen cahil insanı’ eleştirmektir. Dizelerin her biri bir benzetme üzerinden aynı mesajı verir:
1) “Kamış, ses verince ney oldum sanır.”
Basit bir kamış, içine üfleyince güzel ses çıkar diye kendini “sanat eseri” sanır.
Mesaj: Küçük bir yetenek veya fırsat bulan kişi, kendini olduğundan üstün görür.
2) “İplik, elde gerilince yay oldum sanır.”
İnce bir ip gerilince yay gibi davranır ama aslında yay değildir.
Mesaj: Yüzeysel değişiklikler, özü değiştirmez.
3) “Kütük, suya düşünce sal oldum sanır.”
Bir odun parçası suya düştü diye kendini sal zannetmesi gibi…
Mesaj: Bulunduğu yer veya görünüş, kişiye değer katmaz.
4) “Yalan, dilden çıkınca söz oldum sanır.”
Bir yalan ifade edilince, sanki değerli bir sözmüş gibi görünür.
Mesaj: Söylenen her şey doğru değildir; bazıları sadece süslenmiş yalandır.
5) “Aptal ata binince bey oldum sanır.”
Aptal biri güç veya makam bulunca kendini büyük zanneder.
Mesaj: Makam kişiyi adam yapmaz; karakter yapar.
6) “Cahil de kendini adam oldum sanır.”
En net bölüm ise, cehalet farkındalık yokluğudur; cahil kişi kendini hep “adam” zanneder.
Bilgisiz insan, kendi yetersizliğini göremez; bu yüzden kendini üstün sanır.
“Değer, dış görünüşten veya geçici halden değil; özden gelir.”
“Cahil insan, küçük bir değişiklikle kendini büyük sanır.”
“Karakteri zayıf olan, küçük bir fırsatla kibirlenir.”
Gerçek değer, içten gelir; taklitlerle, makyajla, makamla, gösterişle gelen ‘sahte değer’ aslında değersizdir.
Özetlersek:
Özünde değişmeyen insanların, küçük bir imkân, makam veya görünüş değişikliğiyle kendilerini değerli sanmalarını eleştirir. Kamışın ney olmayı, ipin yay olmayı, kütüğün sal olmayı sanması gibi; cahil ve aptal insanlar da yüzeysel şeylerle büyüdüklerini zannederler.
Gerçek değer kişinin içindedir; şekil, makam, fırsat veya gösteriş insanı “adam” yapmaz.
Bu şiiri sizinle paylaşmak istedim!

Sevgili Atam!

Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Devrek Şubesi’nin astığı yıpranmış Atatürk posteri ve Türk bayrağı görüntüsü, büyük eleştiri aldı.
Devrek Belediyesi, Devrek ADD’ye yeni Türk bayrağı ve Atatürk posteri gönderdi!
Devrek ADD yöneticileri, utanıp özür dileyecekleri yerde, Belediyeyi eleştirip yer konusunda kendilerine yardımcı olunmadığı için eleştirdiler!
Atatürk posteri ve Türk bayrağına sahip çıkamayan bir derneğe yer verilir mi?
Devrek’teki Atatürkçüler doğru düzgün ofis tutamıyorlarsa derneği kapatsınlar!
Sizin adınıza Atatürk’ten biz özür dileriz!
Sevgili Atam!
Devrek’te sizin adınızı kullanan Çetinciler, Türk Bayrağımızı ve sizin fotoğrafınızı kirlettiler!
Kabahati de güvercinlere attılar!
Bu siteyi takip ediyor musunuz bilmiyorum ama!
Haber vermek istedim!
Kurtuluş Savaşı’nda şehit düşen herkese selam, saygı, sevgi ve dualarımı iletirim!

Kıssadan Hisse: Ben karışmam!

Adamın biri bir gün bahçesinde otururken hayvan dışkısından top yapan bir böceği görmüş, böcek pisliği ayakları ile yuvarlayarak giderken içinden şöyle geçirmiş:
- Ey Allahım! Her şeyi çok güzel, çok hoş yaratmışsın da, şu böceği sırf pislikle uğraşsın diye mi yarattın?
Aradan bir kaç ay geçmiş adam umarsız bir hastalığa yakalanmış.
Derdine kimseler çare bulamamış.
En sonunda bilge bir doktor;
- Bak demiş; bazen bahçelerde gezen bir böcek olur ayakları ile pislik yuvarlar. İşte o yuvarladığı pisliklerden 40 gün boyunca aralıksız yiyeceksin demiş.
Adam 40 gün boyunca o pislikleri yemiş ve iyileşmiş. Aradan yıllar geçmiş aynı adam gemiye binmiş ve denizin ortasında çok büyük fırtınaya yakalanmışlar. Herkes bağırıp, çağırıp, ağlaşırken bu adam bacak bacak üstüne atıp sakince çayını yudumluyormuş.
Birileri dayanamamış sormuş.
- Biz yana yakıla dua edip bağırıp çağırıyoruz sendeki bu rahatlık ne be adam?
Adam şöyle cevap vermiş:
-Kurban olduğumun bir kere işine karıştım, bana kırk gün b.k yedirdi. İster yüzdürür, ister batırır, ben karışmam kardeşim!