İktidarın daha fazla demokrasi, daha hazla hak, daha fazla hukuk, daha fazla özgürlük diye önümüze koyduğu Anayasa değişikliği referandumuna az bir zaman kaldı.
Bir ayı aşkın bir zamandır propaganda yapılıyor.
İktidar sadece demokrasi, hukuk ve özgürlük değil istikrarı, ekonomik gelişmeyi, büyümeyi, kalkınmayı da referanduma bağlıyor.
Demek ki Anayasa değişikliği ile sorunlarımızın çoğu çözülmüş olacak.
Muhalefet buna itiraz ediyor.
İktidarın Anayasa Mahkemesi ve Hakimler Savcılar Yüksek Kurulu&8217;nda yaptığı değişiklikle yargıyı kendisine bağlamaya çalıştığını savunan muhalefet yapılan değişiklikleri ülkenin yararına görmüyor
Muhalefet hayır diyor, iktidar evet.
Son sözü vatandaş söyleyecek. Vatandaş Anayasa&8217;da yapılan değişikliklerle, dolayısıyla referandumla ne kadar alakalı acaba?
Bartın&8217;da milletvekilleri, parti yönetimleri o köy senin bu köy benim geziyor.
Kime sorsanız olumlu konuşuyor. AK Partililer vatandaş her şeyin farkında evet verecek diyor.
CHP&8217;liler, MHP&8217;liler aksini iddia ediyor, hayır oylarının çoğunlukta olduğunu söylüyor.
Türkiye Emekliler Derneği Bartın Şube Başkanı İsmail Kulaç&8217;ın gazetemize yaptığı açıklamadan, emeklilerin çoğunun henüz kararını vermediğini öğreniyoruz.
Kulaç, kısmi değişikliklerin fayda sağlamayacağını, Anayasa&8217;da geniş kapsamlı bir değişiklik yapılması gerektiğini, yapılan değişikliklerin emeklilerin sorunlarını çözmeyeceğini savunuyor.
Bartın Emekliler Derneği Başkanı Önder Sertkaya da gazetemize verdiği beyanatta, kasap et koyun can derdinde misali emekliler geçim derdinde, partiler referandum peşinde diyerek, olaya nasıl baktıklarını anlatmaya çalışıyor.
Sertkaya, Anayasa&8217;da yapılan değişiklilerin emeklilerin sorunlarını çözmeyeceğini ifade ediyor.
Bartın&8217;ın emekli kenti olması bakımından iki derneğin de görüşleri büyük önem taşıyor.
Kulaç ve Sertkaya referanduma olumsuz yaklaşıyor.
Kulaç&8217;ın açıklamasını Cuma günkü sayımızda &8220;Emekliler kararsız&8221; başlığı ile manşetten verdik.
Sertkaya&8217;nın sözleri de &8220;emekliler geçim derdinde, partiler referandum peşinde&8221; başlığı ile cumartesi günkü sayımıza alt manşet oldu.
Bartın&8217;ın referandum konusunda nabzını tutmaya çalışan gazetemizin cumartesi günü manşetinde Baro Başkanı vardı.
Baro Başkanı Avukat Şeref Yıldız, referandumda hayır oyu kullanacağını açıklarken, hükümetin yargı konusundaki şüphe ve tereddütleri ortadan kaldır(a)madığını, Anayasa değişikliklerinin uzlaşma ve anlaşma ile yapılması gerektiğini ama bunun sağlanamadığını belirterek çekincelerini anlattı.
Baro Başkanı bu Anayasa Ak Partinin Anayasası gibi görünüyor, bu çok yanlış diyor.
Yıldız, kararının kişisel kararı olduğunu söylüyor ama sonuçta Baro Başkanı sıfatı taşıyor ve önemli bir görevde bulunuyor.
Daha önce Atatürkçü Düşünce Derneği Başkanı Murat İzler&8217;in bu konudaki görüşlerine yer vermiştik.
İzler de olumsuz bakıyor ve hayırcılar arasında bulunuyor.
Bunlar bizim gazete olarak görüşlerimi aldığımız isimler.
Basın açıklaması yapıp da evet veya hayır diyen sivil toplum kuruluşları ve partiler de var.
Pusula, referanduma kadar görüş alıp nabız tutmaya ve bu şekilde sonuç hakkında bir fikir edinmeye çalışmaya devam edecek.
12 Eylül&8217;den laf açıldı madem o günleri kendi hafızamdan şöyle bir hatırlamadan geçmeyeyim.
12 Eylül 1980&8217;de ordunun yönetime el koyduğu zaman 14 yaşındaydım.
O dönemde Bartın Lisesi&8217;nde ortaokul öğrencisiydim.
Darbe öncesi okulda büyüklerimiz olan lise öğrencilerinin katılımıyla boykotlar, gösteriler, olaylar olurdu.
Ticaret Lisesinin bulunduğu yerde Eğitim Enstitüsü vardı ve burada da çok sık olay olur, Ömertepesi&8217;nden şehir merkezine doğru yürüyüşler yapılırdı.
Zafer Boz isimli üniversite öğrencisinin Halatçıyaması&8217;na defnedilen cenazesi büyük bir gösteriye dönüşmüştü.
Birçok yer kaynıyor, yurt çapında olaylar oluyordu.
Olaylar ordu idareyi ele alınca bir anda bıçak gibi kesildi.
Bıçak gibi kesilen başka bir şey daha vardı, o da başta gıda olmak üzere ihtiyaç maddesi kuyruklarıydı.
12 Eylül 1980 öncesi belediyenin arkasındaki tanzim satış mağazasının önünde çay, şeker, pirinç, yağ, tuz vesaire almak için elimde fişlerle çok kuyrukta bekledim.
12 Eylül ile birlikte terör biterken, kuyruklar bitti, terörle birlikte kıtlık sorunu da çözüldü.
Bana göre 12 Eylül&8217;ü tamamen kötülemek yanlış.
12 Eylül&8217;ün bu memlekete iyilikleri de oldu, kötülükleri de.
Bu dönemin şartlarında yapılan Anayasanın antidemokratik olduğu belirtilen bazı maddeleri şimdi değiştiriliyor.
Bana göre sokaktaki vatandaş referandumla çok fazla ilgili değil.
İlgisizlik siyasetçilerin gezilerinde bazı kahvehanelerden yansıyan fotoğraflardan da belli.
Siyasetçiler geldiğinde istifini bozmadan okey oynamaya devam edenler var.
Önder Setkaya&8217;nın da dediği gibi geçim derdi ön planda. Emeklilerin en büyük derdi, beklentisi intibak meselesi.
Mesela bu değişikliklerin içinde intibak olsaydı emeklilerin oyu tulum şeklinde evet olurdu.
Sistem birçok insanı günlük yaşamaya mecbur etmiş. O nedenle sade vatandaşın, emeklinin, asgari ücretlinin, çiftçinin, köylünün, esnafın, işsizin öncelikli gündem maddesi geçim derdi.
Buna işçi ve memur kesimini de ekleyebiliriz. Onlar da genelde geçim derdindeler.
Bu kesim için sendikal haklar da çok önemli. Bu konuda bir iyileştirme var mı?
Hükümet var diyor, sendikalar yok diyor. Bu şartlarda sonuç ne olur bilmiyoruz.
Birçok kişi Anayasa değişiklikleri geçim derdini ortadan kaldıracak mı diye soruyor.
Sanırım bu sorunun cevabı belirleyici olacak.
Bir referandum da termik santral için yapılsın&8230;
Hazır laf referandumdan açılmışken bizim geçen Nisan ayında gündeme getirdiğimiz bir referandum önerisi vardı ya onu da hatırlatmadan geçmeyelim.
Biliyorsunuz Bartın&8217;da kurulması planlanan termik santralle ilgili tartışmalar Hema&8217;nın Bartın&8217;a geldiği yıl olan 2005&8217;den bu yana devam ediyor.
Bu tartışmaların daha ne kadar süreceği belli değil.
Şirket yapacağım diyor, çevreciler yapamazsınız, yaptırmayız diyor.
Hükümet bazen şirketi tutuyormuş gibi görünüyor, bazen çevrecileri, bazen de iki tarafında ortasında duruyor gibi. Dolayısıyla işin içinden çıkılacak gibi görünmüyor.
Bizde ne çevrecilerin ne hükümetin ne de şirketin dediği olsun, bunun kararını vatandaş versin dedik ve termik santral için referandum önerisinde bulunduk.
Çoğunluğu çevreci olan bazı kişiler bu önerimize ekonomik kaygılar etkili olur, sağlıklı sonuç vermez, şirket kazanır diyerek karşı çıktı.
Bartın&8217;da işsizlik sorunu var. Ekonomik kaygılar tabi ki etki yapacak. Bu çok doğal.
Bu kaygı Anayasa değişikliği için yapılacak referandum için de söz konusu ve doğal olarak onu da etkileyecek.
Böyle kaygılar genel ve yerel seçimlerde, hatta parti ve dernek kongreleri için de geçerli ve onlarda da etkili oluyor.
Kaygı her zaman var. Önemli olan bunun ne kadar etkili olacağı, sonuca tesir edip etmeyeceğidir.
Her seçim döneminde bir şeyler dağıtılır, sözler verilir, vaatlerde bulunulur.
Ekonomik kaygı var diye hiç seçim yapmayalım mı? Milletvekili, Belediye Başkanı seçmeyelim mi?
İşsizlik, açlık, yoksulluk var diye demokrasiden vaz mı geçelim?
Referandum öncesi de yaşanan bir takım şeyler var.
Vatandaş bırakalım kendi göbeğini kendisi kessin.
Eski Anayasa mı daha iyi, yeni Anayasa mı, çevre mi yoksa ekonomi mi?
Bunların arasında tercih yapsın, kendi karar versin, sonucuna da katlansın.
Termik santral konusu da Anayasa değişiklikleri gibi halkın oyuna sunulmalı.
Demokrasilerde sorunlar böyle çözülür.