Güven ve samimiyet genleriyle oynanmış toplumlarda; iş yapmak, yaşamak, nefes almak zordur.
Mesela Zonguldak&[#]8230;
İş yapan çoktur, ama istikrarı sağlayabilen, istikrarlı bir şekilde ilerleyebilen çok azdır.
Bunu en iyi kentin iş, siyaset, bürokratik ve medya yaşantısına yakından tanıklık edenler bilir.
Bizzat yaşayanlar bilir.
Biz gazeteciler olarak, tüm bu zorlukların tam merkezinde olan gruptayız.
Bir tarafta gazetecilik dürtülerimiz, diğer yandan toplumsal, siyasal, bürokratik, sosyal, hukuksal baskılar ve ekonomik şartlar.
[*] [*] [*] [*]
Okur, sizden hep yazmanızı ister.
Yazdıklarınızdan ve yazmadıklarınızdan ötürü; sorunların, olayların asıl muhatapları değil, sizler sorumlu ilan edilirsiniz.
Sizin haberlerinizde, yorumlarınızda anlatmak istediklerinizden çok, onun duymak istedikleri vardır.
Okura göre, daha çok önemli olan, onun duymak ve okumak istedikleridir.
Okur, kendince bir özgürlük çizgisi çeker ve gazetenin taraflı olmasını bekler.
Medyanın etinden-sütünden beslenen siyasetçiler, işadamları, diğer tüm ilgililer ve yetkililer de genelde öyledir.
Bu çarkın nasıl döndüğü, okuru pek ilgilendirmez.
Daha doğrusu, o tarafıyla pek ilgilenmek istemezler.
[*] [*] [*] [*]
Yozlaşmış bir medya algısı, medya düzeni içinde yayıncılıkta başarılı olmanın yolu, karşılıklı bu güven duygusundan geçiyor.
Tüm bu dengesizlikler içinde yapılabilecek en doğru şey; samimi bakabilmek, samimi olarak sorabilmek, samimi yaşayabilmek, samimi yazabilmek.
Eksik-fazla, biz bunu yapmaya çalıştık, çalışıyoruz.
[*] [*] [*] [*]
Bugün Pusula Gazetesi&[#]8217;nin 8&[#]8217;inci yayın yılı.
Pusula Dergisi olarak yayın hayatına başlayışının ise 14&[#]8217;üncü yılı.
Hızla akıp giden zaman içinde toplumsal amaçları ağır basan bir yayın anlayışı geliştirmeye çalıştık.
Pek çok konuyu, sorunu gündeme getirdik.
Siyasetten iş dünyasına, bürokrasiden yerel yönetimlere, üreten herkese destek olmaya çalıştık.
[*] [*] [*] [*]
Karşılıklı memnuniyetsizliğin kronikleştiği bu sistem içinde doğruya en yakın kalabilmek için bu samimiyeti önemsedik.
Samimi olabilenleri, samimi kalabilenleri kendimize daha yakın hissettik.
Hatalarımız, eksikliklerimiz oldu.
Hatalarımızdan dersler çıkarmaya çalıştık.
Yaşadıkça, öğrendiklerimiz oldu.
Bizler gibi düşünmeyenlerin de görüşlerini önemsemeye çaba gösterdik.
Kimi zaman iyi günlerimiz de oldu, kötü günlerimiz de&[#]8230;
Kalleşlik yapmayan, yüzümüze bakabilecek yüzü olan herkese kapımız hep açık oldu.
[*] [*] [*] [*]
Bunları yaparken, yaşarken, yazarken, konuşurken, bu gazetenin en büyük şansı; gazetecilikten, gazeteciliğin en çetin, zorlu, çetrefilli, vefasız şartlarının içinden sıyrılıp gelen İmtiyaz Sahibi Ali Rıza Tığ oldu.
Muhabir olarak çalıştığı yıllarda karşılaştığı, yaşadığı tüm yanlışları, bu gazetede yaşatmamak için en fazla çabayı gösteren de kendisi oldu.
Bize sadece gazetecilik, muhabirlik yapmak kaldı.
Emekleriyle, haber ve yorumlarıyla Pusula&[#]8217;ya güç katan herkese teker teker teşekkür ediyor ve yaşamlarının bundan sonraki dönemlerinde sağlık diliyoruz.
[*] [*] [*] [*]
Pusula, bugüne kadar pek çok konuyu gündeme getirdi.
Tartıştırdı&[#]8230;
Konuşturdu&[#]8230;
Tavrını koydu&[#]8230;
Sonuçlandırdıkları oldu, sonuçlandıramadıkları oldu.
İnternet sitemizle çok daha güçlü ve etkili bir yayıncılığa başladık.
Zonguldak&[#]8217;tan gurbetteki Zonguldaklılara ve Zonguldak&[#]8217;a uzak olanlara ulaşmaya çalıştık.
Son olarak yine internet üzerinden Pusula TV olarak, televizyon yayınlarına başladık.
Şimdi daha hızlı koşacağız.
[*] [*] [*] [*]
İşimizi severek yapıyoruz.
Bu maratonda bize eşlik eden, okuyarak, yorumlayarak, reklam vererek destek olan, yanımızda olan herkese teşekkür ediyoruz.
Çizgimiz; samimiyet&[#]8230;
Yönümüz; Zonguldak&[#]8230;
Belediyede taşeron isyanı&[#]8230;
Zonguldak Belediyesi&[#]8217;nde çalışan taşeron işçilerinin çok ciddi sorunları var.
Diğer belediyelerde de sorunlar var, Zonguldak Belediyesi&[#]8217;ndeki çok daha büyük.
Hem sorunun boyutu büyük, hem de sorundan etkilenenlerin sayısı fazla.
Dün gittik, Su İşleri Müdürlüğü&[#]8217;ndeki işçileri dinledik.
Aylardan beri söylediğimiz yere vardık.
Belediye Başkanı Muharrem Akdemir&[#]8217;i çok uyarmıştık.
Başkan da, çıkıp basın önünde çalışanların maaşlarını aksatmayacağı yönünde söz vermişti.
Başkan sözlerini tutamadı.
Taşeron işçilerinin üç kuruşluk maaşlarını zamanında vermeyen belediye, incik-boncuk işlere harcama yapmaya devam ediyor.
Su İşleri&[#]8217;nde iki işçi, ekonomik ve ailevi nedenlerden dolayı intihar etti.
Zonguldak Belediyesi, &[#]8220;Ne oluyor, nerede hata yapıyoruz arkadaş?&[#]8221; diye sormak yerine, intiharların nedenlerini yanlış kredi kartı kullanımına bağladı.
Hiçbir zaman, &[#]8220;Biz bu adamların maaşlarını zamanında neden vermiyoruz? Neden 2-3 ay sonra veriyoruz?&[#]8221; diye sormadı.
Pusula; çok yazdı, çok uyardı.
İşte geldiğimiz nokta...
Belediye Başkanı Muharrem Akdemir, 1 Mayıs İşçi Bayramı&[#]8217;nda alanlardaydı.
Pankartlarla emeği savundu.
Ama alın terinin karşılığını zamanında vermek için zahmet göstermedi.
Keşke, o işçilerin maaşlarını zamanında verseydi ve o işçileri de alıp alana gelseydi.
Her intiharı olayının ardından apar topar maaş ödemesinin yapılmasına isyan eden o işçiler soruyor:
&[#]8220;Sayın Başkan, üç kuruşluk asgari ücreti düzenli almak için her ay bir arkadaşımızın intihar mı etmesi lazım?&[#]8221;
Sayın Başkan&[#]8217;ın vereceği yanıt varsa, bekliyoruz.