Pusula, yerel medyanın ne kadar güçlü olabileceğini gösteren ender örneklerden biridir.
Zonguldak gibi dinamikleri zor, rekabeti sert bir şehirde 27 yıldır ayakta kalmak; yalnızca gazetecilik faaliyeti olarak açıklanamaz!
Bu aynı zamanda bir duruşun, bir direnişin ifadesidir.
Türkiye’de birçok yerel yayın “göz yumma” anlayışıyla varlığını sürdürürken, Pusula’nın çizgisi her zaman “göz açma” üzerine kurulmuştur!
Bu yönüyle sadece haber veren bir mecra değil, aynı zamanda bulunduğu kentin sorunlarına ayna tutan bir yayın kimliği taşımaktadır.
Pusula’yı okuyan herkes şunu hisseder: Bu kent gerçekten seviliyor.
Sevdayla yazılmış, öfkeyle yoğrulmuş ve cesaretle yapılmış bir gazetecilik anlayışı vardır satır aralarında.
Bu nedenle Pusula’nın hem güçlü bir okur kitlesi hem de ciddi bir karşıtlığı vardır!
Ancak bir yayın için bu durum, aynı zamanda en büyük göstergelerden biridir: Etki ve görünürlük.
Zamanla Türkiye’de cesur yerel seslerin azaldığı bir ortamda Pusula’nın sesi daha da belirgin hale gelmiştir.
Bazen tek bir yerel gazete, bir şehrin vicdanı olabilmektedir.
Pusula da bu noktada yalnızca haber aktaran bir yapı değil, aynı zamanda aidiyet duygusu inşa eden bir yayın haline gelmiştir.
Pusula’yı okurken birçok kişi, içinde taşıdığı Zonguldak sevgisini yeniden fark eder. “Bu benim kentim, bu benim onurum” duygusu, satır aralarında yeniden canlanır. Bu yönüyle Pusula, sadece bilgi veren değil; aynı zamanda duygusal bağ kuran bir yayın kimliği taşır.
Eğer gazetecilik bir meslekten ibaret değilse, Pusula’da yapılan gazetecilik bir duruştur.
Bir kimliktir, bir aidiyet beyanıdır.
Bu yönüyle kentini gerçekten savunan yayınlar arasında özel bir yere sahiptir.
27 yıldır bu şehirle birlikte ağlayan, sevinen ve haykıran bir yayın olarak Pusula; zaman zaman yaraya dönüşmüş, zaman zaman da merhem olmuştur.
Kenti için bazen acıyla yazmış, bazen gururla ses vermiştir.
Ancak her şartta dimdik durmayı başarmıştır.
Bu uzun yolculukta nice zorluklar, yalnız geceler, baskılar ve kırılmalar yaşanmış olsa da Pusula her sabah yeniden “Zonguldak” diyerek yayın hayatına devam etmiştir.
Bu ısrar, bu inat ve bu bağlılık onu sıradan bir gazeteden çok daha farklı bir yere taşımıştır.
Bu zorlu yolculukta bize eşlik eden herkese teşekkür ediyorum.
Pusula, aslında bir Zonguldak türküsüdür.
Hem hüzünlü, hem gururlu, hem de coşkuyla yükselen bir türkü…
Dinledikçe insanın içini sızlatan ama aynı zamanda ayağa kaldıran bir türkü!
27 yıl boyunca nice dostlar değişmiş, nice rüzgârlar esmiş, nice kırılmalar yaşanmış.
Ancak Pusula hep burada kalmış; bu kent için yazmaya, bu kent için dik durmaya devam etmiştir.
Zonguldak’ı kirletenler, sömürenler, ahlaksızlığı meslek edinenler ve onların arkasına sığınanlar iyi bilsin: Pusula’nın kalemi hâlâ namludur ve namlusu bu kente çevrilmiş herkese dönüktür!
27 yıl boyunca nice hain gördük, nice tehdit yedik, nice baskı altında kaldık, saldırıya uğradık!
Ne rantın, ne pisliğin, ne de kirli ellerin önünde eğilmedik, eğilmeyeceğiz!
Bu kent için kan döken, gözyaşı döken, bedel ödeyen bir duruştur Pusula.
Susmayan, yılmayan, geri adım atmayan bir kaledir!
27. yayın yılında daha yaşanılabilir bir Zonguldak için mücadelemizi sürdüreceğiz.

Akın Kavi’nin kızı Ahsen Kavi!

Zonguldak Belediye Başkanı Tahsin Erdem, her işçi alımında şaşırtmaya devam ediyor!
Tahsin Erdem, sahibi, ortağı ve yöneticisi olduğu şirketler nedeniyle Zonguldak Belediyesi’ne 20 milyon lirayı aşkın borcu bulunan Akın Kavi’nin kızı Ahsen Kavi’yi işe aldı!
Tahsin Erdem, yıllarca Akın Kavi’nin sahibi, ortağı ve yöneticisi olduğu şirketlerin muhasebe defterlerini tutmuştu!
Haftada en az iki/üç kez birlikte alkol alıyorlardı!
Tahsin Erdem ile Akın Kavi, şu anda hafriyat döküm alanı ilan ettiği Terakki Mahallesi Gültekin Kızılışık Sokak’taki Akın Kavi’nin annesi Münevver Kavi adına kayıtlı bahçede içiyorlardı.
Bahçe hafriyat alanı ilan edildi!
Akın Kavi oradan gelir elde etti!
Kaçak olarak prefabrik bir ev inşa etti!
Belediye oraya 740 bin lira ceza kesti.
Kaçak binaya elektrik bağlatmak istediler!
Başkent Elektrik son anda işe uyandı, duruma müdahale etti!
Ama Tahsin Erdem, müşterisi ve masa arkadaşı Akın Kavi’nin kızı Ahsen Kavi’yi işe alarak kendini affettirdi!
Biz ne zaman Tahsin Erdem’i eleştirsek, Akın Kavi, karısının üzerine kayıtlı internet sitesi üzerinden bize sallıyordu!
Tahsin Erdem’i bu kadar yağlamasının sebebi buymuş!
Tahsin Erdem, çıkıp “Ahsen Kavi’yi şu özelliğinden dolayı işe aldım” diyebilir mi?
Hani liyakat filan diyor ya!
Zonguldak halkı öğrensin bu kızın liyakatinin ne olduğunu!
Dün isimlerini öğrendiğimiz 7 kişinin sadece biri Zonguldaklı!
Hepsinin sosyal medya hesabına baktık!
Memleketi: Trabzon,
Yaşadığı yer: Zonguldak yazıyor!
Daha önce işe alınan 250 kişinin çoğu böyleydi!
Yazıyı şöyle bitirelim!
Belediyede çalışan bir kişinin aylık maliyeti maaş/vergi/sigorta/sosyal hak/ikramiye/tazminat/mesai 150 bin lirayı bulur!
Bu işçinin bir yıllık maliyeti 1 milyon 800 bin lirayı bulur!
Tahsin Erdem’in görev süresi boyunca Ahsen Kavi’nin Zonguldak Belediyesi’ne maliyeti bugünkü değerle 5 milyon 400 bin liradır.
Tahsin Erdem, Ahsen Kavi üzerinden Akın Kavi için 5 milyon 400 bin lira ödeyecektir!
Şimdi Tahsin Erdem çıkıp, “Ben Ahsen Kavi’ye maaş ödemeyeceğim. Alacağı maaşı, babası Akın Kavi’nin belediyeye olan borcundan düşeceğim” diyormuş!
Konu sanırım anlaşılmıştır!
Boşuna riv riv etmeyin!

Kozlu’nun kalkanları

Bir süredir Kozlu Balıkçı Barınağı’nda yaşanan sorunları dile getiriyoruz!
Barınak içine yapılan iki katlı kaçak binaya kimin göz yumduğunu irdeliyoruz!
Zonguldak Valisi Osman Hacıbektaşoğlu olaya el koymuş olmalı!
Zonguldak Tarım ve Orman İl Müdürü Nihat Ağan başkanlığında düzenlenen toplantıya, İl Müdür Yardımcısı İsmail Barutçu, Balıkçılık ve Su Ürünleri Şube Müdürü Derya Çetin, ilçe müdürleri ile il ve ilçe müdürlüklerinde görev yapan personel katılmış!
Toplantıda, il sınırları içerisinde yer alan balıkçı barınaklarının mevcut durumu detaylı şekilde ele alınmış. Sahada karşılaşılan sorunlar, ihtiyaçlar ve bu sorunların giderilmesine yönelik çözüm önerileri görüşülmüş!
Zonguldak Tarım ve Orman İl Müdürü Nihat Ağan, Kozlu İlçe Müdür Vekili Engin Gök ile baş başa bir görüşme gerçekleştirmiş!
İnşallah, balıkçı barınağı içindeki o kaçak bina için yıkım kararı alınmıştır!
Ve kısa süre içinde yıkılacaktır!
Yoksa biz ortalığı ayağa kaldırmaya devam edeceğiz!
Bu işin içinde kim varsa!
Kim kime vermişse!
Kim kime kalkan armağan etmişse!
Yazmaya devam edeceğiz!
Kozlu sınırları içinde kalkan yasağı varken şamandırasız ağ atıp kalkan çekenlere göz yumanları da tespit edeceğiz!

23 Nisan

Cumhuriyet Halk Partisi’nin Zonguldak Valiliği önündeki alternatif 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı törenlerinde Zonguldak Belediye Başkanı Tahsin Erdem’e, küçük oğlu Seyithan Erdem ve Özel Kalem Müdürü Ömer Çağla Kaya’ya ana/avrat küfür edip “Sizi asfalta yatırır s…m” diyen Harun Yücel, Disiplin Kuruluna sevk edilince çıldırdı!
CHP Merkez İlçe Başkanı Nazmi Özden ile görüşen Harun Yücel, basında çıkan haberlerden rahatsız oldu!
Dün Gazeteci Kemal Mert’in cenazesinde ‘deli dana’ gibi dolaştı!
Gazetecilere bulaştı!
Nazmi Özden’e sataşmak istedi!
Nazmi Özden arkasını dönünce, Harun Yücel camiden ayrıldı!
Harun Yücel’in damadı Suat Hamzaçebioğlu ise Lokman Gül’ün lokantasında kayınpederini bekledi!
Zonguldak’ta 23 Nisan sürüyor!
Aklı başında bir insanın yapacağı işler mi bunlar?
Bakalım CHP İl Disiplin Kurulu Başkan ve üyelerinde Zonguldak Belediye Başkanı Tahsin Erdem’e, küçük oğlu Seyithan Erdem ve Özel Kalem Müdürü Ömer Çağla Kaya’ya ana/avrat küfür edip “Sizi asfalta yatırır s…m” diyen Harun Yücel’i partiden ihraç etmeye yetecek yürek var mı?
Ancak, Zonguldak Belediye Başkanı Tahsin Erdem’in Harun Yücel’den korkması, onun gelebileceği etkinliklere gelmemesi çok ilginç değil mi?