Dün Ereğli´deydik.
Karaelmas Gazeteciler Derneği olarak Belediye Başkanı Halil Posbıyık´ı ziyaret ettik.
Uzun zaman olmuştu görüşmeyeli.
Fırçasını da peşin peşin attı.
Pek çok şey konuştuk.
Ereğli´de yaşanan sancılı günlerin ardından eski Halil Posbıyık´ı gördüm.
Eskiden daha agresif çıktığı konulara karşın daha pozitif bakabilen bir Posbıyık.
Geçtiğimiz yıldakinin aksine gençleşmiş bir Posbıyık.
Daha tecrübe kazanmış bir posbıyık.
Yıllardır çok yorumlar yaptık Posbıyık hakkında.
Bir yerlere yakıştırdık.
Bazen övdük, bazen eleştirdik.
Ancak başka Posbıyık çıkaramadık.
Dün konuşmadığımız şeylerden biri kendisinin bundan sonraki siyasi geleceği üzerineydi.
Hiç girmedik o konulara.
Ancak buradan bir analiz yapmam gerekiyor.
Zonguldak´ta son dönem öne çıkan birkaç isim var.
Biri yılların Posbıyık´ı.
Diğeri son yılların Özcan Ulupınar´ı.
Bir diğeri de yine son yılların Mithat Gülşen´i.
Üçü de belediyecilikte başarılı isimler.
Posbıyık Meclise gitmek için şansı yaver gitmeyenlerden.
Çok geç kaldı.
İlk seçimde mutlaka gitmeli mi?
Bu tadı oralarda bulamayabilir ama memleketine daha fazla faydası olur.
Kesinlikle pazarlıksız gitmeli.
CHP içinde o olur, bu olur bilemem.
Çok ta önemli değil.
Posbıyık´ın farklı çıkışlarını ve tavırlarını eleştirebilirsiniz.
Onlar orada kalsın.
Ama Posbıyık Meclise gitmeli.
Ve gittiği parti iktidar, ya da en azında koalisyon ortağı olmalı.
Zonguldak´ın bugün içinde bulunduğu durum ancak böyle koca yürekli adamları meclise göndermekle olur.
Özcan Ulupınar ve Mithat Gülşen diğer iki isim.
Zonguldaklı partisine purtusuna bakmadan ne istediği bilirse bunu başarabilir.
Lami cami yok.
Bugünden hazırlığa başlamalı.
Başka varsa onları da tartışalım.
Kul hakkı
Dün Ereğli´deydik.
Ruşanlar Köyü´ne çıktık.
Gazeteci meslektaşımız Hüseyin Orhan´ın annesinin cenazesine katıldık.
Uzun zamandır rahatsızdı.
Ama henüz altmış yaşındaydı.
Ne söylesek boş bazen.
Acı yerinde güzel oluyor.
Acılar sahibine sadık kalıyor.
Hoca helallik istiyor.
"Allah benim yanıma nasıl gelirseniz gelin. Kul hakkıyla gelmeyin diyor"
Kul hakkı.
Etrafımızda o kadar çok kul hakkı yiyen var ki.
Benimde hakkını yediklerim elbet var.
Belki iyi niyetimden paçayı kurtarabilirim.
Ama yaşamlarını kul hakkı üzerine kuranlar ne yapar?
Bak onların işi gerçekten zor.
Evlilik üzerine!
Solumdaki büyük camdan güneşin batışını görüyorum.
Bu muhteşem manzara varken ne yazmak gerekir.
Bende artık müzmin bekarlar sınıfına girdim.
Belki çok oldu da kabul etmiyordum.
Düşündüm.
Demirpark AVM´ye 2 aydır gitmemişim.
Bu zaman telaşı ve boğuşma içinde pek aklıma da gelmiyor doğrusu.
Takım kaptanı Ali Rıza Tığ´a sordum.
"İki gün önce oradaydım" dedi.
Zaten Ulaş´ta az önce aramış.
"Baba Demirpark´a ne zaman gideceğiz?" demiş.
Benim daha işim var. Bu akşamdan da geçti. Zaten dayatan da yok!
Ne "Hadi gidelim" diyen bir sevgilim var. Ne "Baba beni Burger Kıng´e götür" diyen bir veledim!
Bu sene bir dünya gazeteci arkadaşımız evleniyor.
Arada baba olanlar var.
Sanırım gene geç kaldık!
Ya nasip!