Birkaç gündür memleketteki başıboşluklara dikkat çekmeye çalışıyoruz.
Gerek bürokrasi de, gerek yerel idarelerde ve gerekse sokaklarda.
Hele bazıları var ki evrensel doğrulardan, değerlerden ve ahlaki gereklilikten çok uzak.
Tam da bu aşamada siyasetin, siyasetçinin tıkanan damarları nasıl açabileceği üzerine söylenecek şeyler artıyor. Çünkü çözüm rekabetini yapanlar, siyasiler, onların alt kolları.
Yani ortalık politikacı kaynıyor.
Ama çoğu kabız olmuş! Siyaset kabızı!
Onlarda düzene ayak uydurmuş, günü kurtarma peşindeler.
Yeri geliyor kavgalar çok sığ.
Toplumun yaşamsal sorunları üzerine gerçekten çözüm önerisi ile gelebilen çok az.
Türkiye&8217;deki politika anlayışı da bu.
İşte bizi acizleştiren gerçek neden.
Bir anlamda çok görmemek lazım.
Liderlerin &8216;Çömelme&8217; ve &8216;sen gel, ben geleyim&8217; gibi gereksiz polemikleriyle zaman kaybedildiği bir ülkede aslında Anadolu&8217;daki uzantılarına da fazla bahane bulmamak lazım!
Ama yine de bireyler çabalar önemli.
Yani ben iyi niyetli ve bireysel çaba gösterebilecek siyasetçiler ve siyasetçi adayları olduğunu da görüyorum.
Ama biraz cesaret.
İstikrar ve özgüven.
Sonuç olarak bizimkilere dönelim.
Açıklamalar, atışmaların çoğu slogancı bir yaklaşımla yapılıyor.
Çoğu sığ konular ve içi doldurulamamış malzemelerle örülü.
Siyasette tribüne oynamak gerekebilir ama iş sadece tribüne oynamaya kalırsa vay halimize.
Zonguldak&8217;ta siyasetçi için, hele hele muhalif siyasetçiler için o kadar malzeme var ki.
Ama bu malzemeleri toplum adına ortaya döküp, hesap soracak, takip edecek, üzerine gidecek, tuttuğunu koparacak siyasetçiler ne yazık ki yok.
Söylemler ve sloganlar ön planda.
Gerisi boş.
Toplum slogan atan siyasetçi değil, üreten siyasetçi arıyor. Ama ne yazık ki genel tercihini de sloganını iyi pazarlayandan yana kullanıyor.
Siyasetçiler ister Ankara&8217;da olsun, ister Zonguldak&8217;ta.
İster genel olsun, ister yerel.
İlk yapmaları gereken şey üretmesini bilmek olmalı. Kendisi için değil, toplum için üreten siyasetçilere ihtiyacımız var.
Oradan buradan çekiştirme siyaseti ile yönetilen ülkenin ve Zonguldak&8217;ın durumu ortada. Aynı kafa devam ederse değişen bir şey olmayacak.
En çekiştiren, en iyi karizması olan, en güzel kutuplaştıran siyasiler ve örgütleri prim yapacak.
Örnek vermek gerekirse.
Siz kaç tane yerel politikacının yerel ve toplumsal bir sorunu gündeme taşıyıp, sürükleyip ve kamu adına sonuca ulaştırdığını gördünüz?
Bir kez daha düşünelim.
Varsa tartışalım.
Gerek bürokrasi de, gerek yerel idarelerde ve gerekse sokaklarda.
Hele bazıları var ki evrensel doğrulardan, değerlerden ve ahlaki gereklilikten çok uzak.
Tam da bu aşamada siyasetin, siyasetçinin tıkanan damarları nasıl açabileceği üzerine söylenecek şeyler artıyor. Çünkü çözüm rekabetini yapanlar, siyasiler, onların alt kolları.
Yani ortalık politikacı kaynıyor.
Ama çoğu kabız olmuş! Siyaset kabızı!
Onlarda düzene ayak uydurmuş, günü kurtarma peşindeler.
Yeri geliyor kavgalar çok sığ.
Toplumun yaşamsal sorunları üzerine gerçekten çözüm önerisi ile gelebilen çok az.
Türkiye&8217;deki politika anlayışı da bu.
İşte bizi acizleştiren gerçek neden.
Bir anlamda çok görmemek lazım.
Liderlerin &8216;Çömelme&8217; ve &8216;sen gel, ben geleyim&8217; gibi gereksiz polemikleriyle zaman kaybedildiği bir ülkede aslında Anadolu&8217;daki uzantılarına da fazla bahane bulmamak lazım!
Ama yine de bireyler çabalar önemli.
Yani ben iyi niyetli ve bireysel çaba gösterebilecek siyasetçiler ve siyasetçi adayları olduğunu da görüyorum.
Ama biraz cesaret.
İstikrar ve özgüven.
Sonuç olarak bizimkilere dönelim.
Açıklamalar, atışmaların çoğu slogancı bir yaklaşımla yapılıyor.
Çoğu sığ konular ve içi doldurulamamış malzemelerle örülü.
Siyasette tribüne oynamak gerekebilir ama iş sadece tribüne oynamaya kalırsa vay halimize.
Zonguldak&8217;ta siyasetçi için, hele hele muhalif siyasetçiler için o kadar malzeme var ki.
Ama bu malzemeleri toplum adına ortaya döküp, hesap soracak, takip edecek, üzerine gidecek, tuttuğunu koparacak siyasetçiler ne yazık ki yok.
Söylemler ve sloganlar ön planda.
Gerisi boş.
Toplum slogan atan siyasetçi değil, üreten siyasetçi arıyor. Ama ne yazık ki genel tercihini de sloganını iyi pazarlayandan yana kullanıyor.
Siyasetçiler ister Ankara&8217;da olsun, ister Zonguldak&8217;ta.
İster genel olsun, ister yerel.
İlk yapmaları gereken şey üretmesini bilmek olmalı. Kendisi için değil, toplum için üreten siyasetçilere ihtiyacımız var.
Oradan buradan çekiştirme siyaseti ile yönetilen ülkenin ve Zonguldak&8217;ın durumu ortada. Aynı kafa devam ederse değişen bir şey olmayacak.
En çekiştiren, en iyi karizması olan, en güzel kutuplaştıran siyasiler ve örgütleri prim yapacak.
Örnek vermek gerekirse.
Siz kaç tane yerel politikacının yerel ve toplumsal bir sorunu gündeme taşıyıp, sürükleyip ve kamu adına sonuca ulaştırdığını gördünüz?
Bir kez daha düşünelim.
Varsa tartışalım.
Kaldırımlar
Zonguldak kaldırımları işgal altında.
Alabildiğine dondurma makineleri, alabildiğine mısırcılar, alabildiğine seyyar satıcılar. Onun dondurma makinesi, bunun dondurma makinesi.
Kimin olursa olsun.
Ama bu iş çığırından çıkmış görünüyor.
Büfeler büyürken dondurma makinelerinin ve mısırcıların gelişmesi çok normal.
Alabildiğine dondurma makineleri, alabildiğine mısırcılar, alabildiğine seyyar satıcılar. Onun dondurma makinesi, bunun dondurma makinesi.
Kimin olursa olsun.
Ama bu iş çığırından çıkmış görünüyor.
Büfeler büyürken dondurma makinelerinin ve mısırcıların gelişmesi çok normal.
CHP ve Metin Demir
CHP içinde İl Başkanlığı Kongresi sonrasında ki hava giderek serinleşiyor.
Salonda hesaplaşamayan CHP&8217;liler yeni hesaplaşmalar peşinde.
Zonguldak Belediye Başkanı İsmail Eşref&8217;in Milletvekili adayı olmak için istifa etmesi durumunda iş iyice karışır.
Şu anda kim müdahale etse eli yanar.
Bu yüzden herkes bekleyiş içinde.
Her ne kadar erken olsa da, CHP tek sesli olamazsa Ak Partili Metin Demir aradan çıkabilir.
Sürprizlere açık bir süreç.
Salonda hesaplaşamayan CHP&8217;liler yeni hesaplaşmalar peşinde.
Zonguldak Belediye Başkanı İsmail Eşref&8217;in Milletvekili adayı olmak için istifa etmesi durumunda iş iyice karışır.
Şu anda kim müdahale etse eli yanar.
Bu yüzden herkes bekleyiş içinde.
Her ne kadar erken olsa da, CHP tek sesli olamazsa Ak Partili Metin Demir aradan çıkabilir.
Sürprizlere açık bir süreç.
Medya&8217;nın yeri
Sistemde, siyasette, kentte yaşanan yozlaşmayı görmemek mümkün değil.
Konuları, sorunları, gündeme getirirken medyanın da payını görmemek olmaz.
Kentte bazı şeyler ters gidiyorsa ve &8216;Dur&8217; demesi gerekenler bunu diyemiyorsa tablo kötü demektir.
Sorunların çözümünde, kurumların kendilerini toparlamasında medyanın faktörü var.
Zirve&8217;den Alev Uzunbaş Taşlı&8217;da; &8216;Evet Atilla&8217; başlıklı yazısında &8216;Eli sopalı Vali mi istiyorsunuz&8217; yazıma atıfta bulunarak bir şeylerin gerçekten başı bozuk gittiğinin altını çizmiş.
Medya önemli.
Ve halk öyle zaman oluyor ki her ne kadar medyayı genel anlamıyla güvenilir bulmasa da kurtarıcı olarak görebiliyor.
Ve ne yazık ki medya bir konuyu yazınca tutuşan eller ayaklar, medyanın olmadığı yerde &8216;Saldım çayıra, mevlam kayıra&8217; şeklinde hareket ediyor.
Bu nedenle medya kendi içinde ne kadar farklı düşünürse düşünsün, toplumsal kalkınmaya daha fazla destek olmak zorunda.
Yozlaşmaya katkısı olan medya anlayışından öte, kalkınmaya, objektif sorgulamaya katkısı olan medya olma zorunluluğumuz var.
Bu konuda biz olmak üzere tüm meslektaşlarımıza görev düşüyor.
Çünkü medya da susarsa Zonguldak hepten sahipsiz kalır.
Bu yüzden işini doğru yapmaya çalışan medyanın desteklenmesi ve güçlenmesi şart. Elbette bunlar da üretmekle olur.
Konuları, sorunları, gündeme getirirken medyanın da payını görmemek olmaz.
Kentte bazı şeyler ters gidiyorsa ve &8216;Dur&8217; demesi gerekenler bunu diyemiyorsa tablo kötü demektir.
Sorunların çözümünde, kurumların kendilerini toparlamasında medyanın faktörü var.
Zirve&8217;den Alev Uzunbaş Taşlı&8217;da; &8216;Evet Atilla&8217; başlıklı yazısında &8216;Eli sopalı Vali mi istiyorsunuz&8217; yazıma atıfta bulunarak bir şeylerin gerçekten başı bozuk gittiğinin altını çizmiş.
Medya önemli.
Ve halk öyle zaman oluyor ki her ne kadar medyayı genel anlamıyla güvenilir bulmasa da kurtarıcı olarak görebiliyor.
Ve ne yazık ki medya bir konuyu yazınca tutuşan eller ayaklar, medyanın olmadığı yerde &8216;Saldım çayıra, mevlam kayıra&8217; şeklinde hareket ediyor.
Bu nedenle medya kendi içinde ne kadar farklı düşünürse düşünsün, toplumsal kalkınmaya daha fazla destek olmak zorunda.
Yozlaşmaya katkısı olan medya anlayışından öte, kalkınmaya, objektif sorgulamaya katkısı olan medya olma zorunluluğumuz var.
Bu konuda biz olmak üzere tüm meslektaşlarımıza görev düşüyor.
Çünkü medya da susarsa Zonguldak hepten sahipsiz kalır.
Bu yüzden işini doğru yapmaya çalışan medyanın desteklenmesi ve güçlenmesi şart. Elbette bunlar da üretmekle olur.