Yeni Teşvik Yasası açıklandı.
Ek 4üncü maddesinde;
Kömür, Teşvik Edilmeyecek veya Teşviki Belirli Şartlara Bağlı Yatırım Konuları başlığı altındaki İmalat, Enerji ve Madencilik Yatırımları maddesi içinde yer aldı.
Beşinci maddede şöyle diyor;
Rödevans sözleşmesine istinaden gerçekleştirilecek madencilik yatırımları (Kamu kurum ve kuruluşları veya bunların doğrudan iştirakleri ile yapılan anlaşmalara istinaden kamuya ait maden sahalarında yapılan madencilik yatırımları bu kapsamda değerlendirilmez.
Altıncı maddede ise şöyle diyor;
Kömür istihracına yönelik yatırımlar (Birleşmiş Milletler Avrupa Ekonomik Komisyonunun Uluslararası Kodifikasyon Sistemine göre düşük C kategorisinde yer alan kömürler hariç)
Bu cümlelerin ne anlama geldiğini araştırdık.
Konuyu AK Parti Zonguldak Milletvekili Köksal Toptan ile görüştük.
Toptan, çabasının olumlu sonuç vermesinden memnun
Daha önce linyit yazıyordu, şimdi düşük C yazıyor diyor.
Düşük C ile Zonguldakta üretilen kömürün, üretim aşamasındaki halinin de teşvik kapsamına alındığını söylüyor.
Küçük bir çabanın aslında neleri getirebileceğini bir kez daha gördük.
Temkinli yaklaşımlar ön planda.
Çok açık ve net bir ifade arayışı var.
Yatırımcılar bu sefer umutlu.
Kömüre teşvik sağlandığı görüşündeler.
Ama yinede temkinliler.
Uygulama safhasında neler olacağını görmek ve bilmek istiyorlar.
Haksız sayılmazlar.
Esasında Zonguldak teşvikte 3üncü bölge kapsamında
3üncü bölgeye hangi imkanlar sağlanacaksa, kömüre de o imkanlar sağlanacak.
Vergi, sigorta ve yatırım destekleri.
Teşvik alacak sektörler belli.
Tek fark, kömürün dahil edilmiş olması.
Keşke Teşvik Yasasının bütünü için çaba gösterebilseydik.
3üncü bölgede yer alan Zonguldakın beşinci ve altıncı bölgede yer alması için kavga verebilseydik.
Piyangoyu kaçırdık, amorti ile teselli buluyoruz.
Yine de teşekkür ederiz.
Umarız bu süreçteki gelişmeler ve dün bu sütunlarda yayınladığımız konuyla ilgili manşetler, Zonguldakta siyaset ve kamu koltuklarını işgal eden herkese ders olur.
Kimse şu son 2 ayda yaşanan gelişmelerden ders çıkarmıyorsa, bu kent zaten bitmiş demektir.
Şamataya değil, sorunlara duyarlı olan insanlar başa gelmedikçe, bize daha çok amorti vurur.
İnsanlığımız sınıfta kalacak!
Yıllar önce yapılan bir belgeselde, su samurlarının Karadenizde neslinin tükendiği açıklanmıştı.
Göbü´deki derenin ıslahında çalışan iş makinesinin operatörü, geçen 18 Haziran´da su samuru olduğu tahmin edilen 3 yavru buldu.
Bu haber sanayileştirilerek ekmek parası ve karın tokluğu için katledilecek Filyos ve Zonguldak için aslında çok önemliydi.
Haber verilmesi üzerine köye giden Orman ve Su İşleri Zonguldak Şube Müdürü Sezgin Örmeci, Bülent Ecevit Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Sözen ve Çanakcılar Hayvanat Bahçesi´nde görevli veterinerin de bulunduğu 6 kişilik ekip, 3 yavruyu teslim aldı.
Yapılan incelemede, yavruların dünyada ve Türkiye´de nadir görülen su samuru olduğu belirlendi. Yavru samurlar koruma altında tutulurken, bir taraftan da anneleri bulunmaya çalışıldı. 3 yavru su samuru, yapılan çalışmalar sonunda yeri belirlenen annelerinin yakınında doğaya bırakıldı. Uzaktan yapılan gözlemde de yavru samurların anneleriyle buluştuğu saptandı.
Ekibi kutluyoruz.
Bülent Ecevit Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Sözen, sanayileşmeye açılan Filyos Vadisinde kuş gözlemciliği yapıyor.
Su samuru ile çekilen fotoğrafında ise, yaşadığı endişe açık şekilde görülüyor.
Elbette, taş-toprak yemeyeceğiz.
İş, aş, ekmek hepimize lazım.
Su samurundan sonra bir kez daha gördük ve üzüldük.
Keşke böyle olmasaydı.
Bu güzelim vadi sanayileşmeye teslim edilmeden başka çözümler bulunsaydı.
Türkiyenin en fazla kuş çeşitliliğinin bulunduğu vadinin yaşaması ve turizm değeri olarak kalması için uğraşanların sayısı, sanayileşmesi için uğraşanların sayısında fazla olsaydı.
Su samurlarını ve vahşi doğayı, dünyanın en güzel kuşlarını vatanlarından edeceğiz.
Evet, su samurları, kuşlar, ağaçlar, karnımızı doyurmayacak, ama insanlığımız sınıfta kalacak!