Ben, en çok Mustafa Özdemir'e şaşırıyorum!
Bizim yayınladığımız bir fıkrayı "arkadaş ortamında bile anlatılmayacak" şeklinde nitelemiş!
Oysa aynı Mustafa Özdemir, bir işadamına, "Sen, benim eskilerimi giyiyorsun. Sen, benim çıkardıklarımı giyiyorsun" diye yazılar yazmıştı!
"Sen, benim eskimi..." demiyor da, "Sen, benim eskilerimi..." diyor!
Sonra bu yazılar siliniyor! Her şey unutuluyor!
Zonguldak'ın "en ahlaklı gazetecisi" Mustafa Özdemir oluyor, öyle mi?
Ödemediği kredi borcu yüzünden mağdur ettiği Ahmet Öztürk'ü, önce Turyapı'da, ardından Çaycuma Belediyesi'nde çalıştıran Mustafa Özdemir, bu konuda yazdıklarımıza yanıt veremeyince, yayınladığımız fıkraya sarılmış!
Çaycuma Belediye Başkanı Bülent Kantarcı'ya, "Bak, sen benim için Ahmet Öztürk'ü çalıştırıyorsun. Ben de senin için Ali Rıza'ya yazıyorum" diyememiş de, "Bu pespayeliğe kim 'dur' diyecek?" demiş!
Mustafa Özdemir, o kadar pespaye yayıncılık yaptı ki!
Bunun karşılığında defalarca hapis yattı!
En son, bir vatandaşın eline benzin bidonu ile para verdi!
Adam, Zonguldak Belediyesi önünde kendini yakmak isterken, Mustafa Özdemir fotoğraf çekti!
Mustafa Özdemir, bu nedenle hapis yattı!
Bize pespayelikten söz ediyor!
Osman Sav'ın bir işadamına, "voleybolcusuyla ilişkisi var" diye yazması pespayelik değil, Hıncal Uluç dahil, bir çok yazarın köşesinde yayınlanan fıkra pespayelik, öyle mi?
Beni, yapmadığınız işlerle eleştirin!
Gidin, kendi çöplüğünüzde boğulun!
O çöplük işi de vardı sahi!
Neydi o günkü kavganın sebebi?
Sizin dışınızda iki tanık daha vardı hani!
Biri cami hocası, diğeri müezzindi!
Ya konuşurlarsa!
Ya da siz, canlı yayında açıklayın Gazipaşa Günlüklerinizi!
Herkes öğrensin birlikteliğinizi!
Sibop iğnesi kadar akıl yok!
Beni en çok eleştirenlere bakıyorum!
Hakkımızda en çok konuşanlardan biri, şu sıralar siyasetçilere kadın ayarlıyor!
Birlikte şehir dışına seyahat ediyorlar!
Bir diğeri "gazetecilik" adı altında hurdacılık yapıyor!
Gazeteciliği, hurdalığa çeviriyor!
Diğeri, gazeteci bile değil!
İki kelimeyi bir araya getirip haber yazamıyor!
Son 10 yılda yazdıklarını toplasak, yüzde 60-70'i Ali Rıza Tığ'dır!
Gerisi ajans haberidir!
Ama sorsanız, bu kişi gazetecidir!
Pusula'yı ve Ali Rıza Tığ'ı itibarsızlaştırıp, akreditasyonunu bozacaklarmış!
O zaman Pusula'nın ve Ali Rıza Tığ'ın yazdıkları etkisini yitirecekmiş!
Bizi aşağıya çekmeye çalışacağınıza, daha çok çalışıp siz yukarı gelseniz, siz de akredite yayın olsanız, daha iyi olmaz mı?
Sonra "kamyon lastiği kadar kafaları olduğu halde, sibop iğnesi kadar akılları yok" deyince, bozuluyorsunuz!
Mehmet Ali Beeeey!
Memur-Sen'e bağlı Sağlık-Sen Zonguldak Şubesi Başkanı Mehmet Ali Kara, "temizlik görevlisi" olarak girdiği hastanede "uzman psikolog" olmuş!
Bize bir takım teşhisler koymuş!
Yaptığı açıklamayı kaleme alacak kalibresi, telefonuna bakacak cesareti olmadığı için ona bir teşhis koymayacağız!
Biz, o açıklamanın müsebbibi Sağlık-Sen Genel Başkanı Semih Durmuş'a bir teşhis koyacağız!
Şu tahlil ve görüntüleme sonuçları elimize gelsin! Ondan sonra bakacağız!
Mehmet Ali Beeeeey!
Sen çarkı çevirmeye devam et!
Günün Fıkrası: Çikardum oni!
Temel ile eşi Fadime, lunaparka gitmişler.
Fadime:
- Ula Temel, ben hao salincağa binmek isteyirum...
- Olmazz... Donun gözükür...
- Ama binmek isteyirum...
- Olmaz deyirum da...
Bir ara Temel başka tarafa bakmış. Başını çevirdiğinde, ne görsün...
Fadime, bildiğini okuyup salıncağa binmiş, dönüyor...
- Ula Fadime, "donun gözükecek" demedum mi ben saa...
- Gözükmez Temelum, gözükmez... Çikardum oni...