AK Parti Zonguldak İl Başkanı Zeki Tosun, teşkilatlar ve AK Parti’nin akil adamları, aylardır oy kaybının nedenlerini arıyor, tespitler yapıyor ve bunları Ankara’ya rapor ediyordu.

Öne çıkan birkaç konu vardı.

Adaylar…

Yani sıralama yanlışı…

Bölgesel dengelerin yeterince gözetilmemesi…

Geciken hizmetler…

Vesaire… Vesaire…

[*] [*] [*] [*]

Ama bunların en önemlisi listeydi.

Kimsenin birinci sıra adayı Hüseyin Özbakır veya ikinci sıra adayı Faruk Çaturoğlu ile bir derdi yoktu.

Onlar da bunun farkındalar.

Ve hem Özbakır, hem de Çaturoğlu, bu ara dönemde o izlenimden, öngörüden kurtulmaya çalıştılar.

Eğer bu bir önyargıysa, böyle düşünenleri önyargıdan kurtarmaya çalıştılar.

Özbakır ve Çaturoğlu, çok eleştiri alan hizmetler konusunda adımlar attılar.

Bakanlıkları, Genel Müdürlükleri gezdiler.

Ve bazı hizmetleri hızlandırmaya çalıştılar.

Bu kimine göre bir imaj çalışmasıydı…

Kimine göre hizmet çabası…

[*] [*] [*] [*]

Ankara’ya iletilen raporlarda önemli detaylar vardı.

Rapora göre, daha geniş kitlelere ulaşmak ve kayıp oyları geri almak için Ereğli ve Vadi (Çaycuma-Gökçebey-Devrek) hattında iki güçlü isme ihtiyaç vardı.

Anlatmaya çalıştıkları aslında buydu.

Sanıldı ki, Genel Merkezin özel olarak mercek altına aldığı 18 ilden biri olan Zonguldak’ta bir liste revizyonu yapılacak.

Hüseyin Özbakır’ın dokunulmazlığı olduğu için iki ve üç için operasyon yapılacak.

Hatta ve hatta Hüseyin Özbakır’ın, Bakan Yardımcılığı gibi bir göreve getirilmesi söz konusu olursa, birinci sıraya yeni bir isim bulmak mümkün olacaktı. Örgütlerin ortak temennisi ve amacı, oy sayısını yeniden yükselterek milletvekili sayısını arttırmak.

Böyle olmadı tabi…

[*] [*] [*] [*]

Bununla kalınmadı, 30 Mart 2014 yerel seçimlerinde Zonguldak Belediye Meclis üyeliğine 3’üncü sıradan aday gösterilen, ancak “Birinci sırayı isterim” diye tutturduktan sonra sıralamasını beğenmeyip istifa eden, sonrasında partisine çalışmayan eski Merkez İlçe Başkanı Aytekin Celal Kazancı’yı listeye aldılar.

Yanlış yaptılar!

Aytekin Celal Kazancı’yı ilk sıraya yazmalıydılar.

Beşinci sırada ne işi var?

Belediye seçiminde üçü kabul etmeyip rest çeken Kazancı’ya düşen görev, beşten de istifa etmektir!

Kazancı’ya da yakışan budur!

[*] [*] [*] [*]

AK Parti’de trajikomik bir ruh hali yaşanıyor.

Ve bu ruh hali, az veya çok sandığa yansıyacak.

Mesela, Mithat Gülşen’in üçüncü sıra için o kadar umutlandırıldıktan sonra listeye alınmaması…

Mithat Gülşen için telefon açıp, “Belediye Başkanlığını kaybetmiş bir ismi neden üçüncü sıradan aday yapalım?” diye örgüte sorma zahmetine katlanan Genel Merkezin diğer tüm yazılanları dikkate almamış olması, en çok CHP ve MHP’nin işine yarayacak.

[*] [*] [*] [*]

Baştan beri Genel Merkeze iletilen raporlardan sonra ortaya çıkan sonucu partinin eskilerinden biri fıkrayla özetledi.

Şöyle ki:

Temel, hastalanmış, yakınlarına hep, “Ben hastayım, ben ölüyorum” demiş.

Fakat kimseyi inandıramamış.

Bir gün Temel ölmüş ve mezar taşına şu kitabenin yazılmış istemiş:

"Hastayım dedim, inanmadınız.

Ölüyorum dedim, inanmadınız.

Peki, ne oldi şimdi?

CHP’de bir tartışma var

Harun Akın, dördüncü sıradan üçüncü sıraya, Deniz Yavuzyılmaz üçüncü sıradan dördüncü sıraya kaydırıldı.

Deniz Yavuzyılmaz’a yakın duran veya eğilim yoklamasıyla alınan sonuca sadık kalınmasını isteyenler tepkili.

Haklılar.

Ama şu detayı da gözden kaçırmamak gerekiyor.

Bu duruma karşı olanların büyük kısmının zaten önceden beri Harun Akın karşıtı olmaları…

Yani Harun Akın, ağzıyla kuş tutsa, asla yaranamayacağı bazı isimler.

Dün bir grup partiye yürüdü.

Açıklama yaptılar.

Bazıları da uzaktan izleyerek, yön vermeye çalıştı.

O grubu kumanda etmeye çalıştı.

Önseçime sadık kalınmaması elbette hoş değil.

Peki, neden böyle olmuş.

Onun da bir gerekçesi var.

[*] [*] [*] [*]

1 Kasım listelerinde 7 Haziran’da seçilen vekillerini 3 fireyle koruyan CHP’de, 33 ilde yapılan liste değişikliğinin perde arkasından CHP Parti İçi Eğitimden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Seyhan Erdoğdu tarafından hazırlanan rapor çıktı. Merkez Yönetim Kurulu (MYK) ile Parti Meclisi üyelerine dağıtılan raporda, CHP’nin oylarının gerilediği, kıl payı vekil kaybettiği iller, istatistikleriyle tek tek sıralandı.

[*] [*] [*] [*]

Bakın Zonguldak için ne deniyor o raporda:

“Zonguldak’ta MHP’den 9 bin 585 oy alınması durumunda 3’üncü milletvekili çıkarılabilecek.

Bu nedenle listede değişiklik yapıldı, ilde tanınan eski milletvekili Harun Akın 3’üncü sıraya kaydırıldı.”

[*] [*] [*] [*]

Deniz Yavuzyılmaz, elbette bir sinerji yarattı.

Heyecan yarattı.

Peki, tüm politik önyargılarınızdan, geçmiş husumetlerinizden kurtularak, ikisinden birini tercih etmek zorunda kalsanız, kimi tercih edersiniz?

Üyelerin ötesinde kamuoyunda kim daha fazla sinerji yaratır?

Öncelikle bu sorunun yanıtının verilmesi gerekiyor.

Ve başka bir şey daha, bu yer değiştirme her ne kadar şeklen yanlış olsa da, eğer bir milletvekili getirecekse, neden olmasın.

Eğer oylar ciddi oranda artmaz ve CHP üçüncü milletvekilini çıkaramaz ise, o zaman bu işin hesabı zaten sorulur.

Sorulmalıdır da…

[*] [*] [*] [*]

Bu liste değişikliğinden önce sorgulanması gereken başka bir şey vardı, aslında aylardır.

Kontenjan aday meselesi…

Akın ile Yavuzyılmaz’ın yer değiştirmesine tepki gösterenlerin kontenjan aday meselesinde neden ses çıkarmadıklarını sormak gerekir.

7 Haziran seçimlerinde AK Parti ve MHP, Ereğli’den ilk ikide aday çıkarmamış ve CHP ilk defa ikinci sıradan aday göstermiş.

Kimi?

Ünal Demirtaş’ı…

Sonuç ortada.

CHP, buna rağmen bir şey yapamamış.

Hatta hazır oylarını da kaybetmiş.

Hadi diyelim ki, “bölgesel denge” adına mutlaka kontenjan kullanılacak.

Demirtaş’ın yerine bir Halil Posbıyık olsaydı, bir Buket Müftüoğlu olsaydı, böyle mi olurdu?

İl Başkanı Ertuğrul Koltuk ve ilçe örgütleri aylardır;

“Kontenjan aday istemiyoruz” derken, dikkate almayanların, söz konusu Harun Akın olduğunda kıyamet koparmaya çalışması pek samimi değil.
Keşke eğilim yoklamasından çıkan sonuca göre hareket edilseydi.

O zaman kimsenin söz söyleme hakkı yoktu!

Hepsi bizim vekilimiz, ama…

Zaman zaman soranlar oluyor.

“Bu milletvekilleriyle Zonguldak’ta ne olur?”

Milletvekilleri bir fazla, bir eksik aynı olacak.

Zonguldak’ın milletvekilleri mevcut haliyle kalırsa, Zeki Çakan, yeniden mecliste olacak.

Eğer CHP amacına ulaşabilirse, Harun Akın meclise girecek.

Her iki isimde Zonguldak sorunları ve çözümleri konusunda kafa yoran isimler.

AK Parti tek başına iktidar olsa da, koalisyon hükümeti kurulsa da, bu iki isim tetikleyici olacak.

Vatandaşın, “Bu milletvekilleriyle Zonguldak’ta ne olur?” sorusunun altında yatan, “Bir şey olmaz” iması asında bir yanıt değil, çözüm aracı olmalı.

Sevseniz de, sevmeseniz de, oy verseniz de, vermeseniz de onlar bu kentin milletvekili olacaklar.

Ve kent olarak onlardan kent adına yararlanmak durumundayız.

Partilerin kendi içlerindeki tartışmanın ötesinde hepsinin güçlü yanları var.

“Bu milletvekilleriyle Zonguldak’ta ne olur?” sorusunun yanıtını biraz da kendimizde aramak gerekiyor.
Ne yapacağız?

Çalıştıracağız…

Biz gazeteciler olarak…

Siz vatandaş olarak…

STK’lar ve kurumlar olarak çalıştıracağız.

Bazen fikirlerine katılsak da, katılmasak da sadece şahsi işlerimiz için değil, kent için, toplum için zorlayabilirsek, bu kente önemli faydaları olacaktır.

Mesele biraz da bizlerin, bu kentteki STK’ların mavi boncuk dağıtmaktan vazgeçmesiyle olacak olur.

Doğruya doğru…

Eğriye eğri…

Milletvekillerinin de öyle her eleştiriye, her tepkiye, “kırıldım”, “gücendim”, “oram ağrıyor”, “buram ağrıyor” demeye hakkı yok.

Bu kent adına milletvekili olacaksanız, böylesi çocukça kaprislerinizi başkalarına yapın!