Zonguldak Merkez ilçenin pazaryeri Soğuksu’da yapıldı.

Çelik konstrüksiyonla güzel ve temiz bir görünüme kavuştu.

Ama Zonguldak Belediye Başkanı Muharrem Akdemir, “pazar lobisi”ne yenik düştü.

Şimdi bu uzay çatının altına kapalı dükkanlar yapılacak.

Üstelik bu dükkanları da belediye yapacak.

Belediyedeki zenginliği görüyor musunuz?

Bu binaların imara uygun olması mümkün değil.

Şimdiden Mahalli İdareler İl Müdürlüğü’nü ve Valiliği göreve çağırıyoruz.

Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü de durumu el koymalı.

Pazar içinde pazar mı olur?

Uzay çatının altında kapalı dükkan mı olur?

Bu pazaryerini; haftanın iki günü pazar, beş günü otopark olarak kullansak, kentimiz için daha faydalı olur.

Ama Belediye Başkanı, pazarcı lobisine yeniliyor.

Ya da bu işin içinde başka bir iş var.

TTK Memurlar Derneği Lokali’nin kaçak alanları gibi…

CHP İl Başkanı Harun Akın’ın da partili belediyeyi bu konuda uyarması gerekiyor.

Artık Zonguldak, gecekondu mantığından kurtulmalı.

Pazaryerinin önünü tıkamayın. Yani kısaca “PÖT”lük yapmayın.

Pusula, bu işin üzerinde durmaya devam edecek.

Kıssadan Hisse: Dünyanın son günü…

Amerika’da bir üniversitede Profesör, derse şöyle başlamış:

"Düşünün ki, bugün dünyanın son günü. Yarın bu saatte her şey bitecek. Kurtuluş şansınız yok. Bugün ne yapardınız?"

Tüm öğrencilerden birçok değişik cevap gelmiş:

“İbadet eder, Allah´tan günahlarımı affetmesini dilerdim.”

“Tüm sevdiklerimle vedalaşırdım.”

“Ailemle zamanımı geçirirdim.”

“Anneme veya babama giderdim.”

“Arkadaşlarımla yarım saat eski günlerdeki gibi basket oynardım.”

“Barbekü partisi yapardım.”

“Tüm sevdiğim yemekleri son bir defa yerdim.”

“Yatar uyurdum.”

“Ormanda son defa dolaşırdım.”

“Güneşin doğuşunu ve batışını son defa seyrederdim.”

“Akşam yıldızları seyrederdim.”

“En sevdiğim yemeği hazırlar, tüm sevdiklerimi akşam yemeğe davet ederdim.”

“Piknik yapardım.”

“Hayatta en çok gitmek istediğim yere gider, orada ölümü beklerdim.”

“Jet uçağına binerdim.”

“Üzdüklerimi arar, özür dilerdim, beni affetmelerini isterdim.”

Profesör, bütün hepsini tahtaya yazmış. Sonra gülerek, “Çocuklar, bunları yapmak için dünyanın son günü olması şart mı?" diye sormuş.

Günün Fıkrası: Komünizmin değeri!

Bir gün Nazım Hikmet, Necip Fazıl’ın yanına gelir, başlar komünizmi anlatmaya... “Komünizm paylaşmaktır, komünizm ortaklıktır” falan filan ve cebinden 50 kuruş çıkartıp, 25 kuruşunu Üstad’a verir.

Üstad, sesini çıkartmaz ve parayı alır.

Aradan biraz zaman geçer ve Nazım ile Üstad bir yemekte karşılaşırlar.

O arada Nazım’a bir çanta dolusu para gelir.

Üstad hemen der ki:

“Nazım, hadi paylaşalım, komünizm paylaşmaktır.”

Nazım, “Olur mu öyle şey, bu 50 kuruş mu?” der.

Bunun üzerine Üstad, aldığı 25 kuruşu masaya koyar, “İşte sizin ‘komünizm’ dediğiniz şeyin 25 kuruşluk değeri var” der...