Son 15-20 günde Zonguldak&[#]8217;ta beşinci intihar yaşandı.
26 yaşındaki evli ve bir çocuk babası Necdet Tuncay ismindeki genç, önceki akşam saatlerinde evinde kendisini iple asarak yaşamına son verdi.
Geride acılı bir eş, perişan bir aile, üzgün arkadaşlar bırakan Tuncay´ın henüz 1,5 yaşındaki dünyalar güzeli bebeği ise, artık babasız büyüyecek.
Geçmişten beri bazı sorunları vardı Necdet Tuncay&[#]8217;ın.
En büyük zararı kendisineydi.
İntiharın ardından Necdet&[#]8217;in bir yıldır Zonguldak Belediyesi´nin taşeron firmasında çalıştığını öğrendik.
Sorduk, soruşturduk.
İntihar günü izinliymiş.
Eşinin terk ettiği evinde tek başınaymış.
Onu bu halde ilk bulan ise babası.
Biraz daha araştırdık.
Ekonomik sıkıntılar zaten malum.
Maaşlar düzenli ödenmiyor.
Psikolojik sorunlar hat safhada.
Zaten talihsizliklerle başlamış ve devam etmiş bir hayat.
Ve gelinen son durak&[#]8230;
Bu intiharın birçok sosyal ve psikolojik nedenleri olabilir.
Elbette tek etken parasızlık değil.
Sorumlulukların altında ezilmek onu yedi, bitirdi.
Son günlerde Zonguldak Belediye Başkanı Muharrem Akdemir&[#]8217;e çağrılarımız oluyor.
Diyoruz ki:
&[#]8220;Sayın Başkan, incik-boncuk işlere servet harcayacağına, önce şu taşeron firmalarının alacaklarını ver, çalışanların alacaklarını ödeyip ödemediklerini sorgula. İşçinin parasını ödemeyenin kulağını çek, cezasını kes.&[#]8221;
Hiç olmazsa böyle durumlar yaşandığında vicdanen daha rahat olurlar.
Başkan, internet sitemizdeki haber üzerine aradı.
Necdet&[#]8217;e yeni ödeme yapıldığını öğrendiklerini başka sorunlarının etken olduğunu söyledi.
Son 20 günde 5 intihar.
Onlarca intihar girişimi&[#]8230;
Diyoruz ki yönetenlere, kurumlara, kurullara, üniversiteye:
&[#]8220;Bu kentte bir şeyler oluyor.
Gelin şu işe bir el atın.
En azından yaşanabilecek olaylara biraz olsun engel olalım.
Gidenleri düşünmüyorsak, çocuklarını düşünelim.
İnsanları yaşatmak için çaba gösterelim.
Özellikle çocuk ve genç yaşta bu eğilimde olanları mercek altına alacak sosyal birim oluşturalım.
Hayvanları Koruma Derneklerinin yanında İnsanları Koruma Dernekleri oluşturalım.
Hayvanlara acıyanlar bu insanlara da acısın.&[#]8221;
Yok arkadaş.
Olmuyor arkadaş!
Ellerini kaybetmiş, bulamıyorlar!
Bu kentten bihaber yaşıyor, bu kente zaman kaybettiriyorlar.
Diyorlar ki:
&[#]8220;Nasıl olsa ölüm Allah&[#]8217;ın emri...
Her canlı ölümü tadacaktır.
İntihar edecek adama kimse bir şey yapamaz.
Çocuklara psikolojilerini olumsuz etkileyecek filmler izlettirilmesin.
Şu üç günlük dünyada rahatımızı bozma Atilla.&[#]8221;
Yani her konumuz neredeyse böyle.
Bugün de sizi rahatsız ettik.
Özür dileriz beyler!
Değerini bilen&[#]8230;
Gazeteci dostumuz Şükrü Kanber, dün bu yazıyı paylaşmış.
Pek çoğu bu veya benzer hikayeleri bilir.
Bir kez daha paylaşmakta fayda var.
Hikaye şöyle:
Vaktiyle ergin bir şeyh, yıllarca yanında yetiştirdiği müridini imtihan etmek ister. Onun eline iri bir pırlanta verip, &[#]8220;Oğlum&[#]8221; der, &[#]8220;Bunu al, önüne gelen esnafa göster, kaç para verdiklerini sor, en sonra da kuyumcuya göster. Hiç kimseye satmadan sadece fiyatlarını ve ne dediklerini öğren, gel bana bildir.&[#]8221;
Mürit elinde pırlanta bir bakkal dükkanına girer ve &[#]8220;Şunu alır mısınız?&[#]8221; diye sorar. Bakkal, parlak bir boncuğa benzettiği mücevheri alır; elinde evirir çevirir; sonra, &[#]8220;Buna bir tek lira veririm. Bizim çocuk oynasın&[#]8221; der. Mürit teşekkür edip çıkar.
Bir manifaturacıya gider. O da parlak bir taşa benzettiği mücevhere ancak beş lira vermeye razı olur. Üçüncü olarak semerciye gider, &[#]8220;Buna ne verirsiniz?&[#]8221; diye sorar Semerci, şöyle bir bakar, &[#]8220;Bu&[#]8221; der, &[#]8220;Benim semerlere iyi süs olur. Bundan &[#]8216;kaş&[#]8217; dediğimiz süslerden yaparım. Buna bir on lira veririm.&[#]8221;
Mürit en son olarak kuyumcuya gider. Kuyumcu mücevheri görünce yerinden fırlar. &[#]8220;Bu kadar büyük pırlantayı nereden buldun?&[#]8221; diye hayretle bağırır ve hemen ilâve eder: &[#]8220;Buna kaç lira istiyorsun?&[#]8221; Mürit sorar: &[#]8220;Siz ne veriyorsunuz?&[#]8221; Kuyumcu: &[#]8220;Ne istiyorsan veririm.&[#]8221; Mürit, &[#]8220;Hayır veremem&[#]8221; diye taşı almak için uzanınca kuyumcu yalvarmaya başlar:
&[#]8220;Ne olur bunu bana sat. Dükkânımı, evimi, hatta arsalarımı vereyim.&[#]8221;
Mürit, emanet olduğunu, satmaya yetkili olmadığını, ancak fiyat öğrenmesini istediklerini anlatıncaya kadar bir hayli dil döker.
Şeyhinin yanına dönen mürit, büyük bir şaşkınlık içinde macerasını anlatır.
Şeyh sorar: &[#]8220;Bundan ne anladın?&[#]8221;
Müridin verdiği cevap çok doğrudur:
&[#]8220;Bir şey ancak değerini bilenin yanında kıymetlidir.&[#]8221;