Osman Yayla CHP İl Başkanıydı.


Kısa bir süre önce istifa etti.


Önceki günkü; "Zonguldak Belediyesi Ak Parti´ye geçebilir" başlığıyla yayınlanan yazımın ardından basına bir açıklama yapmış.


İşin doğrusu iyi de etmiş.


Önce açıklamaya bakalım.



"Son zamanlarda Zonguldak Belediye Başkanlığı konusunda çıkarılan dedikodular, buna bazı basın mensuplarının da çanak tutması bizi son derece üzmüştür.


Belediye Başkanı İsmail Eşref´in Milletvekilliği adaylığı sebebi ile istifa edeceği, sonraki aşamada Belediye Başkanlığı seçimleri, bu konuda "para karşılığı alım satım" ilişkileri olabileceği, Başkanlığın el değiştirebileceği yazılıp çizilmekte, hadleri aşar şekilde yorumlar yapılmaktadır.


Kullanılan üsluplar çok çirkindir. Her zaman söyledim. Bir kez daha kötü niyetliler duysun diye söylüyorum. Yazan çizene söylüyorum, diyene söylüyorum.



Belediye idaresini Zonguldak halkı 2009/ Mart´ında CHP´sine vermiştir.


Herkes buna saygı göstermek zorundadır. Zonguldak´ a yaraşır hizmeti sunmakta belediyenin görevidir. Bu yönde elden gelen yapılmaktadır.


Taahhüt edilen tüm hizmetler yerine getirilecektir bundan kimsenin kuşkusu olmasın. Şuanda Başkanlık ve idare devam etmektedir.


Başkanlığın ne sebeple olursa olsun AKP´ye geçmesi mümkün değildir. Konuşulması, yazılması, yorumu yanlıştır, kötü niyete dayalıdır.



Gazetenin birinde "Son dönemde CHP´li bazı meclis üyelerinin para karşılığı saf değiştirebileceği konuşulur oldu;" şeklinde yazı ve yorum yapılması onurları, şahsiyetleri zedelemektedir.


Bunu yazan ve söyleyenlere "hadi kaynağını somut şekilde göster, ispatla" derler. İspatlamak zorunluluğu vardır.


Yoksa yasal buyruklar bir yana bunu yapanlar o çirkinlikte ve vicdanlarda boğulurlar. Bu şekilde söylem ve yazılar kime ne kazandırır anlamak mümkün değil.



Ayıbın ötesinde çok ama çok ağır bir karalama; Biz huzur, güzellik, sevgi, barış ve hizmetten yanayız. Kimse bizi kirli mecralara çekemez.


Uğraşılar beyhudedir.


CHP ´liler böyle bir provokasyona gelmez. Kötü emellere prim vermez. Ancak tekrar ediyorum.


CHP´li Belediye idaresi, Meclisi, üyeleri Başkanı hakkında böyle çirkin senaryolar üretilmesin.


Üretenleri kınıyoruz. Bundan sonra izleyeceğiz.


Ona göre gereken işlemler yapılacaktır. Kamuoyumuzla paylaşırız"



Böyle diyor Osman Bey


Ne diyelim.


Teşekkür ediyorum.


Kendisi avukat.


Hukuk işlerinde kendisiyle boy ölçme gibi bir niyetimiz asla olamaz.


Ancak yazıda kast ettiği gibi suç unsuru olabilecek bir şey varsa lütfen savcılığa gitsin.


Belediye Meclis Üyeleri´nin bu yazı sonrasında hep bir ağızdan; "Ne pahasına olursa olsun bölünmeyeceğiz. Belediye Başkanlığı´nı Ak Parti´ye vermeyiz" diyemediği bir noktada CHP´lilerin Osman Yayla´nın duyarlılığına teşekkür etmeleri lazım.



Yayla gerçekten iyi niyetli biri.


Bunu her zaman söylüyor yazıyoruz.


Ancak siyasette zayıf.


İl Başkanlığında da zayıftı.


Bugün Milletvekili aday adayı.


Aday olma şansı da çok fazla.


Ancak İl Başkanlığı döneminde ne partisini ne kendisini yeterince anlatamamış bir isim.


Siyaset adına, Zonguldak adına yeterli üretkenliği gösterememiş bir isim.


Belli ki ne demek istediğimi ya anlamamış, ya anlatamamışım.


Çünkü Zonguldak´ta değil sanki başka memlekette yaşıyor.


Yolu açık olsun!



Acil müdahalenin önemi



Dorukhan´dan gelen kaza haberinden sonra bir kez daha yıkıldık.


Dikkatsizlik.


Gizli buzlanma.


Aşırı hız.


Uykusuzluk.


Ne dersek diyelim.


Gerçek bir tane.


Facia ortada.


Ölenlere rahmet, yaralılara geçmiş olsun dilemekten başka elimizden başka bir şey gelmiyor.


Bu arada 112, Sivil Savunma ve Devrek Belediyesi ekiplerini gösterdikleri çabadan dolayı kutluyoruz.


Bu tür kazalarda profesyonel ve hızlı yardımın önemini bir kez daha gördük.


Ekiplerin bu gibi durumlara daha hazırlıklı olması gerekiyor.


Daha erken, daha organize müdahale nasıl yapılabilirdi.


Bu durumu gözden geçirmek gerekiyor.



Ölüm bir nefes kadar yakın



Dayıyı 2006´da Kozlu´da yolcu minibüsünde kalp krizinden kaybettim.


Babayı 2007´de kalp krizinden kaybettim.


Gece 04:00 telefon acı acı çalıyordu.


Arayan İstanbul´dan halamdı.


İlkinde o acı haberi duymamak için telefonu açamadım.


O acı haber neydi?


90 yaşındaki dedemin ölüm haberinin geldiğini düşünüyordum.


Halam bir şey demeden; "Bu saatte dedemin öldüğünü söylemek için mi aradın?" diye sordum.


"Daha kötü" dedi.


"Amcanı kaybettik".


Amcayı da İstanbul´a giderken otobüste kalp krizinden kaybettim.


Bu iş bizde sanırım genetik.


Bugün Kastamonu Pınarbaşı´nda olacağım.


Ölüm bir nefes kadar yakın..