Pusula TVde yayınlanan Artı- Ekside üç mesleki büyüğümüz; Hasan Ataman, Adnan Küçükvar ve Doğan Gönüllü ile seçim sürecinde son dört yılın ve gelecek dört yılın artılarını-eksilerini konuştuk.
Bu üç değerli isme programımıza konuk oldukları ve
görüşleri için bir kez daha teşekkür ediyorum.
Üç gazeteci de, aday profilleri konusunda genel anlamda
pek tatminkar değil.
Ve ne yazık ki, bu sistemde, bu anlayışta Zonguldakın
gelecek dört yılının da, geride bıraktığımız 4 yıldan pek fazla farkının
olmayacağı görüşündeydi.
Bu görüşe katılmamak mümkün değil.
[*] [*] [*]
Programda CHPnin adaylarının yüzde 85ini önseçimle
belirleyecek olması da masadaydı.
Bu ilk bakışta çok olumlu bir gelişme.
Demokrasi adına.
Çünkü Genel Merkezin, Aday olma demesine rağmen aday olan ve seçimi kazandıktan sonra
seçilen isimlerin görevden alındığı AK Partiyle kıyaslanamayacak kadar önemli
bir gelişmeydi.
Ama burası CHP
Ve her zaman bir Aması
vardır.
Kontenjandan seçilecek olanların seçilecek toplam
milletvekili sayısı içindeki oranına baktığımızda, bu oran tam tersine dönüyor.
Yani meclise giden milletvekillerinin yüzde 50si, yüzde
60ı kontenjan adaylarından oluşuyor.
Bu durumda da fazla fark eden bir durum yok.
[*] [*] [*]
Programın ardından Sayın Gönüllü, kaleme aldığı yazıda
programda eksik kalanlara açıklık getirmiş.
Gönüllünün bu yorumunda Fikri Kapanın yazısına da yanıt
var.
Diyor ki:
Nitekim,
önceki akşam Pusula TVde katıldığım canlı yayında, Gazeteci Adnan
Küçükvarda aynı konuya değinerek,
Yani
CHP Genel Merkez: Sen düşünemezsin, ben daha iyi düşünürüm! diyor.
Böyle yukarıdan
gelme ile siyasi istikrar gelmez ki
gibi cümlelerle aynı şekilde
yönteme karşı çıkmıştı.
Ben Adnan Beye yayında,
Partili, genel merkeze neden güvenmiyor
ki?
Olamaz mı?
Merkezden değerli nitelikleri olan adaylar
sıralamaya girse fena mı olur?
gibi cevap vermiştim, ancak programın sonu olduğu için haklı olarak Atilla
Öksüz bizi susturmuştu.
[*] [*] [*]
Şimdi; hem Kapana,
hem de Küçükvara yönelik toplu cevap hakkımı, daha geniş şekilde görüşünüze saygım var, ama katılmıyorum tonunda
kullanmak istiyorum.
Bilinir ki;
disiplini seven haki-gri-laci bir
gelenekten geliyorum. Demokraside başarının salt parmak hesabı ile elde
edilemediğine, bir planlama da gerektirdiğine inananlardanım.
Kaldı ki, bu konuda
yakın dostluğum nedeni ile iyi tanıdığım Fikri de, takip ettiğim ve
tanıştığım kadarı ile Adnan Bey de bence iyi birer stratejistler
Ancak meseleye
galiba konjonktürel bakıyorlar!
Evet, ben her
düzeydeki ekonomi-politiğin kararlığı için demokrasi kadar, karargah, otorite,
güç ve karar merkezi gibi kavramları da önemsiyorum.
Burada Sun Tzudan
bir alıntı ile Güç bir tatar yayını
bükmeye benzetilebilir; karar da yayı bırakmaya diyebilirim.
[*] [*] [*]
Tüm bu düşüncelere
dayanarak, CHPnin Zonguldakta 5 kişilik listeyi belirlerken 2nci sırayı
kontenjana ayıran stratejik planı doğru
buluyorum.
Çünkü, bana göre bu
karar, başarıyı kontrol altına almak
isteyen iradenin, rafine bir stratejik düşüncenin ürünü olarak geliştirilmiş
yöntemdir.
Merkez, Sıralamadaki birinci sıra, eğilim
yoklamasında birinci gelen adayındır diyor.
Ancak 2nci sırayı ben belirleyeceğim diyor
ve devam ediyor: 3, 4, 5e de yine siz
karar verin.
Herkes de diyor ki:
Ereğli-Alaplı bloğu madem en az ikinci sırayı hak ediyor ve birinci sıra (bu
üye yapısı ile) zor.
Madem öyle, talip
olunsun 2nci sıraya, yani kontenjana, kilitlenilsin.
Kim (uç istisnalar
hariç) gelirse destek olunsun.
Bu, partili kontenjan
adaylarının nitelikleri, kim oldukları da tabii ki önemli
Bunun neresi darbe,
neresi tu kaka?
Hem zaten hesaba
göre CHP Zonguldaktan en fazla 3 çıkartabiliyor.
Bu durumda CHP Parti
Meclisi aslında, hem demokratik, hem
denetlemeli ve hem de dengeli bir formül ile ilk üç sırayı -ki bence
başarı adına- kontrol altına almış görünüyor.
[*] [*] [*]
Böylece, seçim
sonrası (teşbihte hata olmazsa eğer) merkezin
vekili ile üyenin vekili
arasında oluşabilecek tatlı rekabet ve bu tatlı yarıştan hizmete dönüşecek
kazanç da düşünülmüş.
Hatta bu durum bir
sonraki seçim için de güzel bir laboratuar çalışması bile olabilir
Ayrıca anladığım
kadarı ile her aşamada; örneğin, kontenjana
başvuran ön seçime, tam tersi ön seçim için giren de kontenjana başvuramaz
ve üye en az iki en fazla dört oy
kullanabilir gibi otokontrollerde konmuş sisteme.
Evet, sonuçta
güvenmek ve öncelikle ilkeleri yüksek sesle telaffuz etmek gerekiyor.
Örneğin merkeze
denilebilir ki: Tamam sen belirle, ama
aman yıpranmamış olsun, dinamik ve yöreyi bilen olsun, kıdem değil performans
önde olsun, devşirme olmasın, şu şu kriterler vs
Yoksa şimdiden
yönteme bile darbe, aman tu kaka demek safsata, tepeden inmeci demek bence doğru bir yaklaşım tarzı değil.
Uzattık!
Her görüşe saygı,
ama yukarıda da dediğim gibi; bana göre ne Kapana, ne de Küçükvara katılmak
ne mümkün?
Ta ki aksi ispat
oluncaya kadar!
[*] [*] [*]
Görüyorsunuz.
Bizler her zaman olduğu gibi baştan sona emir komuta
zinciriyle aday belirleyen AK Partiyi değil belki ilk defa önseçim düşüncesini
bu kadar canlandırmış olan CHPyi tartışıyoruz.
Mesela, şimdilerde CHPde, Önseçime girmem diyen bazı isimlerin Bölgesel dengeler oluşturulmadığında kullanılacak denilen 2nci
sıradaki kontenjan adaylığına başvurularını görüyoruz.
Mesela, Halil Posbıyık
Mesela, Songül Malkoç
Mesela, Ünal Demirtaş
İki Ereğli, bir Devrek
[*] [*] [*]
Merak edilen sorular var.
CHPnin önseçiminde bir Harun Akın, iki Şerafettin Turpcu,
üç Ali İhsan Köktürk çıkarsa ne olacak?
Bu durumda üç mü Ereğliye verilecek?
İkinci sırada çıkan üçe mi kaydırılacak?
Önseçime girenler arasında ilk üç, merkezden çıkarsa ne
yapılacak?
Tüm bunları Harun Akın ve Şerafettin Turpcu arasındaki
ittifak şekillendirecek.
Eğer ittifak önseçime kadar devam ederse!
[*] [*] [*]
Harun Akın, şu anda CHPde en göze batan isim.
Bütün kanatlar başarılı olabilmek için Harun Akının
paçasına yapışmış durumda.
Harun Akın Turpçu ittifakını bozmak için kenetlenmiş
durumdalar.
Neler dönüyor neler?
Mesela iki eski Milletvekili çok yoğun şekilde çalışıyor.
Aynen şöyle diyorlar:
Harun gitmesin de,
kim giderse gitsin.
[*] [*] [*]
Meclise gitmek isteyenler de en kestirme yolu çıkarmaya
çalışıyorlar.
Bu oyunu belediye başkanı seçiminde de denediler.
Son dakikada başarılı oldular.
Tablo ortada.
Diğer isimleri de konuşuruz.
CHP, bu seçimde Harun Akını meclise gönderemezse veya
gönderecek bir yerde tutamazsa çok samimi söylüyorum Zonguldak kaybeder.
Şimdi fotoğrafın bütününe bakma zamanı.
[*] [*] [*]
CHPli seçmen yarın, Keşke
önseçim olmasaydı diyebilir.
Seçimler bittikten sonra önseçimlerin adaletini,
hakkaniyetini daha net göreceğiz!