Hırsızın, çaldığını görüyorum.

Yazınca, başım ağrıyor.

İşgali görüyorum, kaçak inşaatı görüyorum.

Yazınca, başım ağrıyor.

Kimsenin engel olmadığını görüyorum.

Bu kez karnım ağrıyor.

Yazdığım için kötü oluyorum.

Çalan muteber oluyor.

Bazı yöneticiler de öyle görüyor ha!

"Çalıyor, ama Zonguldak'a yatırıyor" diyen bile çıkıyor!

Sonra "Yapıyor, ama sigortasını ödüyor" diyor mesela birisi!

Ben yazdığım fıkranın komik olduğunu sanıyorum.

Ama yaşananların, yazdığım fıkradan daha komik olduğunu zamanla anlıyorum.

Oysa şöyle bir hazine yeri işgal edemedim daha...

Gönlümce, o hazine arazisi üzerine gecekondu bile inşa edemedim.

Ortaya çıkan rantı yiyemedim.

Denizi kirletemedim.

Havayı pisletemedim.

Polis dövemedim, savcı dövemedim, müdür dövemedim.

Bahis oynatamadım, birinin parasına çökemedim, öbürünün malını yiyemedim.

Yetimin yedieminini satıp alemlere gidemedim.

Küçük yaşta çocuklara içki satamadım.

Ama gittim, daha kötüsünü yaptım.

Fıkra yazdım...

Hem de erotik fıkra ha!

"Fıkra" deyip geçmeyin!

Denize hafriyat dökmekten kötü bir şey!

"Kömür" diye taş-toprak satmaktan daha kötü bir şey!

Vergi kaçırmaktan bile daha kötü bir şey!

Çalıp-çırparak, vergi kaçırarak, hazine arazisi işgal edip denize hafriyat dökerek, döverek, söverek, milletin anasını ağlatmak varken, fıkrayla insanları güldürmek kimin haddine?

Acaba şiir mi denesek?

Şiir, fıkradan daha tehlikeli olabilir mi?

Onlar çalsın, ben söyleyeyim...

Şiir yazayım, fıkra yazayım...

Olmaz mı?

Günün Şiiri: Gittin mi, büyük gideceksin...

Gittin mi büyük gideceksin!

Ayrılık bile gurur duyacak seninle...

Gittin mi ayakların onun yakınından bile geçmeyecek.

Gölgen bile kalmayacak ardında...

Gittin mi onurunla gideceksin.

Haklıysan gidecek, gitmişsen dönmeyeceksin aşk!

Sevdiğim ama dokunamadığım çiçek...

Kulaç attığım dalgalara sıkıştı haykırışım...

Gitmeyi öğrettiler bana, kalmak nasıldır?

Nasıldır bir göğüste endişesiz uyumak?

Yırttığım takvim yapraklarında ağlıyor çocukluğum.

Söylesene, nasıldır dudaklarını bir dudakta uyutmak?

Yoruldum, korktuğum yangınlara yakalanmaktan.

Suya düştü intihar, boğuldu son bakış...

Kimi istesem uzaktır kıyı boyları...

Vedalar alnıma işlenmiş, nakış nakış...

Can Yücel

Günün Fıkrası: Kahrından öldü...

Temel'e, "Papağanın neden öldü?" diye sormuşlar.

"Evlendim de ondan" demiş Temel.

"Seni kıskandığı için mi?" diye sormuşlar.

Temel de, "Yok canım, ne kıskanması... Fadime konuşmaya başlayınca, papağana fırsat kalmadı, kahrından öldü" yanıtını vermiş.

Günün Sözü:

"Ne garip... Kazanmak insanlara yetmiyor. Diğerlerinin kaybettiğini de görmek istiyorlar."

Gore Vidal