Pusula TV’de geçtiğimiz Cuma akşamı yaptığımız “Artı-Eksi” programının konuğu, CHP Zonguldak Milletvekili Şerafettin Turpcu’ydu.

Çok önemli konular konuştuk.

Seçim sonuçlarını…

Kurultay sürecini...

Disiplin tartışmalarını…

Dayatma aday tartışmalarını...

Milletvekilleri arasındaki diyalogları...

Birlikte hizmet üretebilmeyi...

Termik santraller meselesini...

Soru önergelerini…

Araştırma önergesinin detaylarını…

Filyos meselesini…

Lavuar alanını…

Yolları…

Turpcu tarafından başlanan, ancak yarım kalan hastane inşaatını…

Ve daha pek çok şey…

Programın tekrarı Pusula TV’de yayınlanacak.

Ama internet üzerinden de izleyebilirsiniz.

Turpcu’nun farklı konularda çok önemli söylemleri vardı.

Daha önce bu sütunlarda yaptığımız eleştirileri programda da yaptık.

Pek çok siyasetçi gibi alınganlık yapmadı.

Yanıt vermeye çalıştı.

Samimi olarak yanıt vermeye çalışması daha önemliydi.

Keyifli ve verimli bir programdı.

Bir kez daha teşekkür ediyorum.

Umarız, bu programdan yapılan çağrılar, sorunların çözümüne katkı sağlar.

O önerilerden biri, çok güncel ve önemliydi.

Beş milletvekilinin birlikte iş üretemediği yönündeki eleştirilerin ardından çağrıda bulundu.

Dedi ki:

“Lavuar alanından başlayalım…”

AK Parti Milletvekilleri Hüseyin Özbakır’na, Faruk Çaturoğlu’na ve Özcan Ulupınar’a çağrıda bulundu.

“Buluşup işi hızlandıralım” dedi.
“Projeyi beğenmiyorlarsa, üzerine konuşalım” dedi.
“Yeter ki, bu sorunu çözelim” dedi.
“Zonguldak’ı daha fazla cezalandırmayalım” dedi.
İşi bu güne kadar uzatanlara da mesaj verdi.

Dedi ki:

“Belediyenin AK Parti’ye geçmesini bekliyorlarsa, boşa beklerler…”

7 Haziran genel seçimleri bitti.

O ara dönemdeki tartışmalar bitti.

1 Kasım genel seçimleri bitti.

Hükümet kuruldu.

İktidar belli.

Muhalefet belli.

Yemin törenleri bitti.

Komisyonlar seçildi.

Tebrik ziyaretleri başladı.

Haftalar oldu.

Kutlama ziyaretleri bitmek bilmedi.

Konular var.

Sorunlar var.

Acil çözüm bekleyen meseleler var.

İşte onlardan biri...

Lavuar alanı…

Turpcu’nun çağrısı net:

“Lavuar alanından başlayalım…”

Eeee, başlayalım o zaman.

Hadi…

Daha ne bekliyoruz?

Hizmeti konuşalım.

Hizmet söz konusu olduğunda birlikte olmayacak kadar cesur olalım.

Çağrı önemli.

Bizler de artık ziyaret fotoğrafları görmek istemiyoruz.

Beş milletvekili lavuar alanında yan yana gelir mi?

Yahu gelsinler…

Ne olur?

Kim kazanır?

Kim kaybeder?

Yalakalık mı, liyakat mı?

Zonguldak’ın 5 milletvekili var.

Biri dışında dördü değişti.

Hem iktidar tabanından, hem de muhalefet tabanından başka değişimler de bekleniyor.

O da bürokrasiyle ilgili.

Zonguldak, kan kaybediyor.

Bunda siyasi beceriksizlikler var.

Tembellikler var.

Yan gelip yatmalar var.

Hizmetten çok başka dertleriyle (!) uğraşmak var.

Şimdi yeni bazı şeylerin değişmesini sağlamak, kayıp yılları telafi etmek için bürokrasinin tembellerini de sahanın kenarına çekme zamanı.

Bürokrasinin hantal, günü kurtaran isimleriyle ilgili bir liste yapmak mümkün…

Belki ileriki günlerde…

Ancak, özellikle iktidar partisi milletvekillerine burada büyük görev düşüyor.

Adamı olan adamları değil, çalışan ve çalışacak adamları bu görevlere getirmediğiniz sürece sizin bir ayağınızın sakat olduğunu iyi bilmelisiniz.

Vali Ali Kaban’ın son günlerde ki çabası niye?

Çünkü kamu kurumlarının yöneticileri görevlerini hakkıyla yapmıyor da ondan.

İncik-boncuk işlerle Zonguldak’ın yıllarını çalanlar varsa; siyasetçiler, milletvekilleri kadar bürokratların da payı vardır.

Ve ne yazık ki, devam ediyor bu durum.

Değişim şart.

Hem de geniş çaplı bir değişim şart.

Bazı isimler konuşuluyor.

Daha geniş tutulmalı.

Ve adamı olan adamlar değil, hemşehri ayağına koltuk kapanlar değil, o koltuğun hakkını verebilecek, politik görüşü ne olursa olsun, derdi hizmet olan adamlar, kadınlar o koltuklara getirilmeli.

“Liyalakalığa” değil, “liyakata” bakılmalı!
Bizden söylemesi.

10 Ocak…

10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü…

Kimin gazeteci, kimin başka bir şey olduğunun anlaşılamadığı bu dönemde bu işin detayına hiç girmeyelim.

Ama bu işi en zor şartlarda hakkıyla yapmaya çalışan ve samimi olarak yapmaya çalışan tüm meslektaşlarımın bu anlamlı gününü kutluyorum.

Hayat bizler için zor.

O zorluklar içinde meslek hastalığın yakalanmış şekilde tutunmaya çalışıyoruz.

Siyasetçiler, bizler üzerinden saltanat sürüyor.

Ve her durumda gazeteciler, kimseye yaranamayan insanlar olarak kalıyor.

Hızla yıpranıyoruz.

Genç yaşta ölüyoruz.

Dostumuz pek olmuyor.

Ve dahası…

Geçtiğimiz günlerde beyin kanaması geçirerek tedavi altına alınan ağabeylerimiz Muzaffer Akgün ve Doğan Gönüllü başta olmak üzere, Can Dündar ve Erdem Gül başta olmak üzere, en zorlu şartlarda uzak noktalarda yaşanan gerçek basın emekçisi muhabirler başta olmak üzere iyi niyetle bu mesleği yapmaya çalışan, objektif olamasa da vicdanlı olmaya çalışan tüm meslektaşlarımızın bu anlamlı gününü hem gazeteci olarak, hem de Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Zonguldak Temsilcisi Atilla Öksüz olarak yürekten kutluyoruz.