Termik santral ÇED sürecinde Bartın&[#]8217;da engellendiği için yapılamayan toplantılardan sonra gözler Ankara&[#]8217;da gerçekleştirilecek toplantıdaydı.
Bunun için Ankara&[#]8217;ya ücretsiz otobüsler kaldırıldı.
Buna rağmen gidenlerin sayısı toplasan bin kişiyi zor buluyordu.
İHA&[#]8217;nın haberinde Çevre Bakanlığının önünde toplananların sayısının yaklaşık 500 olduğu belirtiliyordu.
Bu da gösteriyor ki Bartın&[#]8217;da nüfusun büyük çoğunluğu santrale karşı ilgisiz.
Çevre ve Orman Bakanlığı, Hema Endüstri A.Ş. ile Batı Karadeniz Elektrik Üretim A.Ş.&[#]8217;nin Tarlaağzı ve Gömü olarak belirlediği santral yerlerini uygun bulmamış, bu yatırım için Bartın&[#]8217;ın az ilerisindeki Filyos&[#]8217;u önermiş.
Santral karşıtı olan bir dostumuz toplantının yapıldığı gün telefonda gülerek dedi ki; Bakanlık başvuruyu reddetmiş.
Bunu söylerken çok sevinçliydi, gülerken ağzı kulaklarına varıyordu.
Dostumuz toplantılara engel olunmasının yanlış olduğunu belirten yazımdan dolayı bana biraz kırılmış.
Onun için kinayeli bir gülüşü ve zafer kazanmış komutan edasıyla bana naber, gördün mü der gibi santral projelerinin gerçekleşmeyeceğini ima ediyordu.
Anlayacağınız bana santrallerin kurulmasını çok istiyormuşum, bu projelerin gerçekleşmesi gerektiğini savunuyormuşum muamelesi yaptı.
Platformun dünkü basın toplantısında da kendilerini meslektaş olarak görmediğim, gazeteci saymadığım bazı şahıslar da her zaman olduğu gibi bizim gazeteye ve bana karşı ileri geri laflar etmiş.
Yanılta-yanılta üç-beş kişiyi yanıltırsınız.
Bu da hiç önemli değil.
Millet kimin ne olduğunu çok iyi biliyor.
Cevap vermeye değmez.
Ben santral karşıtı yazılar yazarken bunların hiçbiri ortalıkta yoktu.
Şimdi başımıza çevreci kesildiler.
Çevreciliği de ayağa düşürdüler ya helal olsun.
Toplantıların engellenmemesi gerektiğini iyi ki savunmuşum.
Bu çevrecilerin birçoğu her şeye körü körüne karşı çıkıyor ya herkesin kendileri gibi yapmasını istiyorlar.
Eleştiriye hiç tahammülleri yok, son derece hazımsızlar.
Pazartesi günkü yazıma gelen bir elektronik postada çevrecinin biri toplantıların engellenmesini eleştiren yazılarımdan dolayı beni içinde bulunduğu grubun morallerini bozup dirençlerini kırmaya çalışmakla suçluyordu.
Elektronik postada ülkede sorunların bağırıp çağırarak çözülebileceği ifade ediliyordu.
Elektronik postayı yazan kişi bir önceki yazımda adı geçen çevreci bayanın avukatlığını da yapmış.
Belediye Sosyal Tesisleri&[#]8217;nde 24 ve 25 Kasım&[#]8217;daki ÇED toplantıları için toplananların sayısının iki bin yerine 5 bin veya 10 bin olmamasının kabahatini bile kendilerinde değil de ben de bulmaya kalkışmışlar.
Şapkalarını önlerine koyup da biz nerede hata yapıyoruz diyeceklerine suçu başkalarında görerek yaygın olarak karşılaştığımız tipik bir çevreci karakteri sergilemişler.
Bu arada Kent Konseyi Çevre Meclisi Başkanı Ahmet Bayar ziyaretimize geldi.
Toplantının engellenmesini doğru bulmadığını, itirazların, tepkilerin toplantıda dile getirilmesi gerektiğini, benimle aynı görüşte olduğunu söyledi.
Ahmet Bayar ile gelişmeleri değerlendirdik, santralin kurulması halinde meydana gelebilecek sorunları konuştuk, bilgilerimizi tazeledik, karşılıklı fikir alışverişinde bulunduk.
Bayar son derece demokrat, eleştiriye açık, karşıt görüşlere saygı duyan bir sivil toplum örgütü yöneticisi.
Böyle çevreciler de var.
Örnek alınmalı.
Bir önceki yazımda da dediğim gibi benim bugüne kadar yazdığım termik santral karşıtı yazılar buradan İstanbul&[#]8217;a köprü oluyor.
Fikirlerimde bir değişiklik yok, halen daha termik santrali övüyor, beğeniyor, savunuyor değilim.
Ancak şu da bir gerçek ki; Ülkenin enerji açığı nedeniyle hükümetin tavrı belli, santral öyle ya da böyle kurulacak, planlanan yere olmazsa yakındaki başka yere, (Filyos örneğinde olduğu gibi) bundan kurtuluş yok.
Dolayısıyla tartışmalar sürüp gidecek.
Bana göre bu sorunun çözümü referandumdur.
186 bin nüfuslu Bartın&[#]8217;da 121 bin seçmenle sandık başına gidilmeli ve santral yapılsın mı yapılmasın mı, buna halk karar vermeli.
Ne zaman ki referandum yapılsın, ne hükümet ne şirket ne de çevreciler, bırakalım buna halk karar versin dedim, çevrecilerle kötü oldum.
Ne zaman ki Tarlaağzı kömür kuyusuna indim, yerin altında eksi 650 metrede yapılan çalışmaları gördüm ve Hema&[#]8217;nın kömür üretimi konusunda ciddi olduğunu gördüğümü söyledim çevrecilerle kötü oldum.
Bu çevreciler benim ÇED halkın katılımı toplantılarının engellenmesinin yanlış olduğunu yazmama da kızdılar.
Onları hep öveceksiniz, santrali hep kötüleyeceksiniz.
O zaman sizden iyisi olmaz.
Özellikle toplantıların engellenmesini eleştiren iki yazıma çevreciler çok takılmışlar.
Yazılarımın bu kadar etkili olduğunu bilmiyordum.
Nasıl Hema alınıyor, kırılıyor, bozluyor diye yazılarımı ona göre dizayn etmiyorsam çevreciler kızıyor, darılıyor diye de düşüncelerimi, fikirlerimi, görüşlerimi değiştirecek, doğru bildiklerimi söylemekten çekinecek değilim.
Çevrecilere tavsiyem; eleştiriye açık olsunlar, karşı fikirlere saygılı olsunlar, demokratik olsunlar.
Bir de olayları iyi anlayıp dinlesinler.
Eğer çevreciler Hema santrali istediği yere yapamayacak, bakanlığın isteği yere yapacak diye seviniyorsa hata ediyor.
Bakanlığın istediği yerin Filyos olduğu söyleniyor.
Ha Filyos, ha Bartın, ha Amasra, arada 20-25 kilometre var.
Termik santral söylenildiği gibi çevreyi, havayı, suyu kirletecekse, etrafını zehirleyecekse bu kirliliğin, bu zehrin burnumuzun dibindeki Filyos&[#]8217;tan buraya gelmesi çok mu zor.
Çevre ve Orman Bakanlığı&[#]8217;nın tutumu da çok garip doğrusu.
Hem garip hem çelişkili.
Filyos gittiğimiz, gördüğümüz, bildiğimiz bir yer.
Zonguldak Çaycuma&[#]8217;ya bağlı bu belde de Amasra gibi tarihi ve turistik değerlerle eşsiz doğal güzelliklere sahip.
Filyos&[#]8217;un okkanın altına gitmesinin sebebi Çevre Düzeni Planı&[#]8217;nda sanayi bölgesi olarak gözükmesi.
Tarihi turistik ilçemiz Amasra turizm ve su ürünleri üretim bölgesi olarak gözüküyor da Amasra gibi deniz kenarında olan, turizm ve balıkçılık yapılan tarihi ve turistik belde Filyos neden başka türlü gözüküyor?
Anlayan varsa bize de anlatsın.
Çevre Düzeni Planı ile Çevre ve Orman Bakanlığı&[#]8217;nın Amasra ve Filyos arasında yaptığı değerlendirme ve tercih çok ilginç.
Termik santralin Amasra&[#]8217;ya yapılması uygun değilse Filyos&[#]8217;a da uygun olmamalı.
Bartınlılar zehirlenmesin, Filyoslular zehirlensin olur mu?
Bartın&[#]8217;da turizm, tarım bitmesin Filyos&[#]8217;ta bitsin olur mu?
Bartın&[#]8217;da insan sağlığı etkilenmesin, Filyos&[#]8217;ta etkilensin olur mu?
Kaldı ki Filyos Bartın&[#]8217;a çok yakın olduğu için santral oradaki yaptığı etkiyi burada da yapacak.
Bartın eğer Filyos&[#]8217;a sesini çıkarmayıp razı olacaksa bunun ölümü görüp sıtmaya razı olmaktan farkı olmaz.